renk terapisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
renk terapisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Kasım 2018 Cuma

ROMATİZMAL RAHATSIZLIKLARDA MORA TERAPİNİN KULLANIMI


Romatizma kelimesi, Yunanca "rheuma" kökünden gelmektedir. Bu kelime akmayı dolayısı ile hareketi ifade eder. Romatizma oldukça genel bir terimdir ve kemik, kas ve eklemlerin etrafındaki ağrı veya acıyı ifade etmek için kullanılmaktadır. Romatizma deyince tek bir hastalık anlaşılmamaktadır. Bazıları sık bazıları ise oldukça nadir görülen 100'den fazla hastalığı içermektedir.



Romatizmanın birden çok nedenle meydana gelebilmektedir. Romatizmal hastalıklar genellikle vücutta eklemleri, kasları, kemikleri ve bunları birbirine bağlayan bağları etkileyen ve bu dokularda meydana gelen hasarlardır. İltihaplı ve iltihapsız romatizma olmak üzere iki ana gruba ayırmak mümkündür. Çoğu çeşidinin kesin nedeni bilinmese de genetik faktörler, cinsiyet, çevresel faktörler ve yaş faktörleri önemlidir.

Romatizma hemen hemen her yaşta görülebilen ve savunma mekanizmasında çeşitli bozukluklara yol açabilen bir hastalıktır. Toplumda çoğunlukla romatizmaya sıcak ya da soğuk havanın neden olduğu düşünülse de bu yanlış bir düşüncedir. Ancak; romatizmanın kilolu kişilerde, eklemlere binen yükün fazla olduğu için daha fazla ağrıya neden olduğu söylenebilmektedir. Romatizma eklemlerde şişlik, sıcaklık ve ağrı ile kendisini gösterebilmektedir ve tedavi edilmediğinde ciddi rahatsızlıklara neden olabilmektedir.

Romatizma belirtileri arasında kas güçsüzlüğü, kas ağrısı, sırt ve bel ağrısı, ciltte döküntüler, tırnak değişiklikleri, deri sertliği, gözyaşı azalması, ağız kuruluğu, gözlerde kızarıklık, görmede ani azalma ve kayıp, uzun süreli yüksek ateş, parmaklarda renk solması, solunum sistemi ile ilgili belirtiler (Nefes darlığı, kuru öksürük, kanlı balgam vb.) gözlemlenebilmektedir. Aynı zamanda; sindirim sistemi şikayetleri, böbrek fonksiyonlarında azalma, nörolojik belirtiler (Felç, bilinç değişiklikleri vb.), kalp ve dolaşım sisteminde yaşanan olumsuzluklar (Damarlarda pıhtı oluşumu, nabız kaybı vb.) da romatizmal hastalıklarının belirtilerindendir.

Klasik tıpta; romatizmanın kesin bir tedavisi olmamakla birlikte tedavi ile genelde semptomları bastırmak ve hastalığın ilerleyerek diğer organların zarar görmesi engellenmesi hedeflenmektedir. Reçete edilen bazı ilaçlar sadece ağrı ve inflamasyon gibi semptomları tedavi ederken bazıları hastalığın seyrini değiştirebilmektedir. Örneğin; romatizma tedavisinde kortizon çok sık kullanılan bir ilaçtır. Romatizma, hekim ve hasta arasında sürekli takip edilmesi gereken bir rahatsızlıktır.

Mora terapi ile romatizmal rahatsızlıklarda kullanılan tedavilerde, iltihaplanan ve/veya hasarın olduğu ağrılı bölgede oluşan fizyopatolojik değişikler sonucu; organ, doku, mezenkim ve hücresel düzeyde asidozis ve patolojik frekanslar oluşur, bu patolojik durum dokunun normal fizyolojik işlevini engellediği göz önünde bulundurularak hareket edilmektedir. Tedavi genel olarak Ağrı ve Color(renk) terapi seansları ile yapılmaktadır. Bölgesel hasarın olduğu durumlarda ek olarak manyetik elektrotlardan da yardım alınmaktadır.

Biorezonans ile ağrı ve romatizma tedavisi temelde iki yoldan gerçekleşmektedir. Hastalıklı veya ağrılı bölgedeki patolojik frekansları yok etmek ve sağlıklı fizyolojik frekansları daha da güçlendirip tekrar bölgeye vermek. Enflamasyon(iltihap) bölgesindeki lenfatik drenajı artırıp detoksifikasyonu artırmak ve böylece enflamasyon bölgesindeki asidozu azaltıp normal fizyolojik sürece zemin hazırlamaktır.

Sonuç olarak; Mora Terapi genel olarak vücudun birçok dejenaratif ve enflamatuar hastalık ve bozukluklarında kullanılabilmektedir. Hiçbir yan etkisi olmaksızın, ağrı ve romatizmal şikayetlerde azalma gözlemlenmektedir. Buna bağlı olarak hastaların ilaç gereksinimleri azalmaktadır. 

27 Ekim 2018 Cumartesi

ÇOCUKLARDA MORA TERAPİNİN KULLANIMI


Mora terapi; temelde akupunktur, homeopati gibi köklü tıp bilgilerinin günümüz tıp bilgileri ve teknolojideki gelişmelerle harmanlanması ile geliştirilmiştir ve bilinen hiçbir yan etkisi olmayan bütünsel tıp metodudur.

Hastalık belirtileri aslında, hastalıkla mücadele sırasında vücutta meydana gelen değişimlerdir. Eğer grip olduysanız; klasik tıp öksürüğü kesmeye, ateşi düşürmeye yönelir. Bütünsel tıp ise, belirtilere sonuç değil neden olarak yaklaşır ve sağlık sorununun nedenini ortadan kaldırmaya yönelir. Bütünsel tıp yöntemlerinden biri olan Mora Terapi de, sağlık sorunu yaşayan kişilerde genç, yaşlı, çocuk farkı gözetmeden depresyondan alerjiye kadar geniş bir yelpazede çalışmaktadır.


Mora Terapinin Allerjik Çocuklarda Kullanımı


Alerjik çocukların her türlü solunum yolu enfeksiyonlarına karşı, alerjisi olmayan çocuklara göre daha hassas olduğunu bilinmektedir. Aynı zamanda ileriki dönemlerde kronik hastalıklara ve kalp hastalıklarının da görülme olasılığı daha fazladır.

Alerjik çocukların daha kolay gribe yakalanabildiği, gribin mevcut alerjileri tetiklediği, hastanın hem grip hem de alerji ile mücadele etmesinin savunma sistemini zayıflattığı bilinmektedir. Savunma sistemi zayıflamış ve alerjisi de tetiklenmiş çocuğun hastalığının daha ağır iyileştiğine ve daha fazla ilaç kullanımına sebep olabileceğini de savunan araştırmalar mevcuttur.

Mora terapi yöntemi ile yapılan alerji testi ve terapi yönteminin, özellikle başka kronik hastalıkları olmayan çocuklar ve genç yetişkinlerde tek başına iyi işlediği, Mora Terapi doktorlarından, Dr. Eckart Herrmann tarafından belirtilmektedir. Mora Terapi ile yapılan alerji tedavileri üzerine yapılan çalışmalarda, özellikle çocuk veya genç, astımlı ya da alerjik hastalarda, 5-7 seanslık standart alerji tedavisi %75- 80’in üzerinde olumlu sonuçlar verdiği sonucuna varılabilmektedir. Mora Terapi yöntemi ile yapılan alerji tedavi sonrasında, hastanın semptomları ya tamamen ortadan kalkmakta ya da antialerjikantiastmatik ilaç gereksinimi belirgin oranda azaldığı gözlemlenmektedir. 

Mora Terapinin Kilolu Ve Obez Çocuklarda Kullanımı


Fazla kilo ve obezite yetişkinler için olduğu kadar çocuklar için de giderek büyüyen bir sorundur. Bu sorunun kökeninde genetik yatkınlık olabilmektedir ancak ana nedenler; hormonal dengesizlik, yaşam tarzı, beslenme alışkanlıkları, düşük fiziksel etkinlik düzeyidir. Özellikle kentsel kesimdeki her dört çocuktan birinin fazla kilolu ve gelecekte sağlık sorunları yaşama riski altında olduğu unutulmamalıdır. Oluşabilecek sorunları önceden tespit etmek ve önleyici tedbirler almak için çocukluk yıllarında kilo artış hızına özen göstermek gerekmektedir. Bu yaşlarda alınan kilolar çocukların sadece metabolizmalarını değil psikolojilerini de etkilemektedir.

ABD Yale Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırma özellikle 14-18 yaşları arasında ergenlik dönemindeki kilolu gençler arkadaşları, öğretmenleri, hatta aileleri tarafından ayrımcılığa uğradıklarını ya da kışkırtıldıklarını göstermektedir. Zaman içinde çevresinin kendisi hakkında iyi düşünmediği, başarısız, tembel ve beceriksiz biri olarak görüldüğünü düşünen çocuklar yalnız kalmayı ya da sınırlı arkadaşlıkları tercih etmektedirler. Bu çocuklarda okul başarısının da düştüğü gözlemlenmektedir. Fazla kilolu ya da şişman çocuk olmak, yeni yetişen bu bireylerin özgüven eksikliğine, mutluluklarını yitirmelerine neden olabilmektedir.

Gelişme çağındaki çocuk ve ergenlerde kilo almaların önemli sebeplerden biri de gelişim sonucu hormon dengesizliğidir. Bu dengesizlik çocukta ve ergende hem kilo alma gibi fizyolojik hem de öfke ve anksiyete gibi birçok psikolojik sorunlar da ortaya çıkabilmektedir. Mora terapi gelişim çağındaki çocukların hormonal ve fiziksel dengesizliklerini düzelterek hiçbir ilaç kullanımına gitmeden tedavi edebilmektedir. Özellikle çocuk ve ergenlerin kilo problemlerinin çözümünde yan etkisiz olması, etkinliği ve hızlı sonuç vermesiyle Mora Terapi doktorlar tarafından da tavsiye edilmektedir.

Mora Bach Çiçekleri ve Mora Color’ ın Çocuklarda Kullanımı


Mora Terapi cihazları homeopatik ilaç frekanslarını kullanabilen cihazlardır. Bach çiçekleri terapisi ve renk terapileri de bu şekilde uygulanan terapilerin başında gelmektedir. Çocukluk, ergenlik, yaşlılık dönemi de olmak üzere her yaş grubunda kullanılabilmektedir.

Ünlü tıp doktoru İngiliz Dr. Edward Bach’in çiçeklerin iyileştirici özellikleri üzerine yaptığı çalışmalar sonucu geliştirilen Bach Çiçekleri Terapisi’nin çocukların duygu durumlarının düzeltilmesinde oldukça etkilidir. Elektronik frekans bilgisinin kullanılmasıyla doğal ve yan etkisiz olarak gerçekleşen terapi sonrası çocuklardaki korkuların ortadan kalktığı gözlemlenmektedir. Çocuğun enerji alanındaki korkuya, sinirliliğe ya da agresif olmaya yol açan duygu tıkanıklıklarını açan Mora Terapi Bach Çiçekleri Terapisi, söz konusu durumlara yol açan frekansları temizleyebilmektedir. Bach Çiçekleri terapilerinde olduğu gibi renk terapileri de çocuklarda, enerji durumunun dengelenmesini sağlayarak kayda değer sakin ve mutlu bir hal sağlamaktadır. 



6 Ekim 2018 Cumartesi

BÜTÜNSEL TIP NEDİR?


Bütünsel tıbbın iddiası, insanın beden, akıl ve duygudan oluşan çok boyutlu bir varlık olduğu, tek tek organlara ve sistemlere indirgenemeyeceği ve insanın tüm bu parçaların toplamından daha fazlası olduğudur. Bütünsel tıp, insanı parçalara ayrılmadan tüm varlığıyla ve şahsiyeti ile ele alır. Bütünsel tıp, hastalığın nasıl tedavi edileceğinden önce, insanı hasta eden süreçlerin tespit edilmesini amaçlar. Hastalıkların seyrinden çok, hastalığı doğuran nedenleri sorgulayarak öncelikli olarak bu nedenlerin ortadan kaldırılması gerektiğini savunur. 

Vücut bir bütün olarak çalışır, organlar ve diğer bileşenler birbirinden ayrı değildir. Bir semptom ortaya çıktığında bir şeylerin dengesiz olduğunda ve tedavi edilmesi gerektiğinde vücut sinyaller verir. Bu teori baz alınarak, vücudumuzun bir parçası düzgün çalışmadığında vücudun bütününü etkilenmektedir diyebiliriz.



Beden – Zihin – Duygu Dengesi


Dünya Sağlık Örgütü (WHO) sağlığı, "Sadece hastalıklardan ve mikroplardan korunma değil, bir bütün olarak fiziki, ruhi ve sosyal açıdan iyi olma hali" olarak tanımlar.

Bu tanımlamadan da anlaşılacağı gibi sağlık; beden, zihin ve duygu dengesidir. Bireylerin sadece fiziksel durumlarına bakılarak sağlıklı demek bütünlüklü ve doğru bir açıklama olmayacaktır. Nasıl ki bedensel olarak yaşanan sağlık sorunları ruh ve zihin sağlığını etkiliyorsa, ruh ve zihin sağlığındaki sorunlar da bedensel hastalıklara yol açmaktadır. Yaşayan bir organizmanın denge durumu olan sağlık bütünlüklü değerlendirilemediği sürece tedavi amaçlı yapılan işlemler çözüm olmayacaktır.

Bütünsel sağlık, tüm bu unsurların dengesinin kurulmasıyla sağlanır. Bütünsel tıp uygulayıcıları, bu dengeyi sağlamak için doğal yöntemleri ve yaşam tarzı değişikliklerini kullanırlar.

Beden, zihin ve duygu dengesini ve bütünlüğünü sağlayacak yaşam tarzı değişikliklerini öğretmek, bütünsel tıbbın öncelikli konularındandır. Kısacası bütünsel tıp hastalıkla değil, sağlıkla ilgilenir. Oluşmuş bir hastalığın belirtilerini yok etmekle değil, hastalığın altında yatan sebeplerin saptanabilmesi, sağlığın korunması ve iyileştirilmesiyle ilgilenir. Geçici değil, kalıcı, sürdürülebilir yaşam tarzı değişiklikleri hedefler. Hastalıkları tedavi etmek yerine iyileşebilmesi için uygun ortamın sağlanmasını amaçlar.

Bütünsel tıp insanların birbirleriyle ve çevreleriyle ilişkilerinin, yaşam tarzlarının, zihinsel durumlarının genel sağlıkları üzerindeki belirleyiciliğine vurgu yapar. Hastalık, tüm bu unsurlardaki dengesizlikten kaynaklanır.

Bütünsel tıbbın temellerini esas alan Mora Terapi yöntemi ile yapılan kilo, bağımlılık, alerji, migren, diyabet, metabolik sendrom gibi terapilerde, kişinin yaşam tarzı mutlaka sorgulanır ve yapılan renk terapileri, Bach çiçekleri gibi terapilerle de duygu durum mutlaka desteklenir. Hastalık tedavi edilmeden önce temelinde yatan sebep mutlaka sorgulanarak, iyileşme sürecinde gidilmesi gereken yol bu şekilde planlanır. 

28 Eylül 2018 Cuma

MORA TERAPİ İLE MİGREN AĞRILARINA SON


Migren, hastanın günlük yaşamanı etkileyebilen, gün içerisindeki gerçekleştirdiği aktivitelerde kısıtlılık yaratabilen bir baş ağrısı tipidir. Genellikle ense, şakak veya göz çevresinde başlar. Ağrıya çoğu zaman ışığa ve sese hassasiyet, bulantı, kusma gibi durumlar eşlik eder.

Migren atakları genellikle “aurasız migren” türü olarak görülür. Aurasız migren hastalarının baş ağrısına eşlik eden durumlardan bazıları; bulantı, kusma, ışık, ses ve kokuya karşı hassasiyettir. Auralı migren hastaları ise baş ağrısı atakları başlamadan önce 5 dakika ile 60 dakika arasında değişen “aura” atakları yaşayabilir. Aura atakları geçici olarak yaşanan nörolojik bir bozukluk olarak bilinir. Geçici olarak yaşanan nörolojik bozuklukta hastalar hem görsel hem duyusal (kelimeleri bulamama, uyuşma veya karıncalanma gibi) olarak etkilenebilir. Daha sık karşılaşılan görsel aurada, hastalar atak öncesinde parlak ışık çakmaları veya görme alanlarında sorunlarla karşılaşabilir.


Migren sebebi tam olarak bilinmemekle birlikte, oluşumunda genetik veya çevresel faktörlerin de rol oynadığı bilinmektedir. Atakların ortaya çıkmasında, serotonin de dahil olmak üzere beyin kimyasallarında yaşanan dengesizliklerin neden olduğu düşünülmektedir. Migren atakları sırasında beyin zarlarından ağrıyı ortaya çıkaran bazı kimyasallar salgılanır ve bu kimyasalların da migren ağrısını oluşturduğu düşünülmektedir.


Migrene neden olduğu düşünülen diğer durumlara ise; vitamin B12 ve folik asit eksiliği, demir birikimi, bazı biyokimyasal parametrelerde eksiklik veya birikimler örnek olarak verilebilmektedir. Ancak bunların bir sonuç mu yoksa neden mi olduğu tartışılmaktadır.

Gök gürültüsü gibi ani, şiddetli baş ağrısı; ateş, ense sertliği, kafa karışıklığı, çift görme, uyuşukluk ya da konuşma bozukluğu; öksürük, efor, ıkınma veya ani bir hareketten sonra gelişen bir baş ağrısı veya 50 yaş üstünde yeni başlayan baş ağrısı gibi şikayetleriniz varsa migren ağrısı çekiyor olabilirsiniz.

Migren için ilaç tedavisi mümkündür. Migren atakları sırasında ağrıyı ortadan kaldırmada ya da eşlik eden bulantı, kusma gibi belirtileri durdurmada veya sık gelen baş ağrısı ataklarının sıklığını kontrol etmeye yardımcı olabilirler. Ancak anlaşıldığı üzere ilaçlar genel olarak semptomları ortadan kaldırmaya yöneliktir.

Mora Terapi de migren tedavisinde kullanılan yöntemler arasındadır. Nöroloji uzmanı Dr. Ömer Soyak bu konu hakkındaki düşüncelerini; Migren oluşumunda, anormal nöronal uyarılabilirlik ve nörovasküler olayları içeren birçok hücresel ve moleküler mekanizmaların esas rolü oynadığı düşünülmektedir. MORA Terapi’nin de migren tedavilerinde tercih ediliyor olması, nöronal uyarılabilirlik ve nörovasküler sistem üzerine düzenleyici bir etkinliği olmasından kaynaklanmaktadır, şeklinde belirtmektedir.



12 Ağustos 2018 Pazar

RENKLERDEN GELEN SAĞLIK!


Sık sık bahsediyoruz Mora Renk Terapilerinden. Diğer adıyla Mora – Color! Nedir bu renk terapisi? Nasıl uygulanır? Hangi durumlarda uygulanabilir? Bu yazımızda herkesin Renk Terapileri hakkında soru işaretlerini biraz olsun silmeyi amaçladık.

Mora Terapi vücut sistemini kendi kendine düzelten bir biyolojik geri beslemeli biyo-rezonans cihazıdır. Tüm terapilerde frekans bilgisi kullanılır. Bu bilgi kaynaklarına örnek verecek olursak; danışanın vücudundan, bağımlılığı olduğu sigara-alkol gibi maddelerden, renklerden ya da bach çiçekleri dediğimiz çiçeklerden alınabilir. Mora Terapi ile, vücuttan alınan yanlış bilgi düzeltilerek vücuda geri gönderilebilir, iyileştirici bilgi direk vücuda verilebilir ya da dışardan alınan, vücuttan silinmek istenen bilgi ters çevrilip vücuda geri yollanabilir. Genel olarak iyileşme bu şekilde gerçekleştirilir.

Mora Terapinin mucitlerinden Dr. Franz Morell’ den bir alıntı: Renk elimizdeki en güçlü ilaçtır ve renkler kaybedilmiş iyileşme frekanslarının tekrar yayılmasını sağlayabilir.


Mora – Color terapilerinde, homeopatik ilaç olarak renkler kullanılmaktadır. Renk terapisinin en önemli özelliklerinden biri de renk frekanslarının yükseltilerek vücuda verilmesidir. İlk yıllardaki Mora - Color cihazların en büyük sorunu, yeterli amplifikasyonun (güçlendirme kapasitesi) olmamasıydı. Ancak; Mora - Color cihazının yeni modelinin ve yeni MORA Cihazlarının içerisinde olan Mora - Color modülünün en önemli avantajı amplifikasyonunun 1.000.000 (bir milyon)’a kadar yükseltilebiliyor olmasıdır. Mora – Color’ la renk terapisi yapılırken cihaz doğrudan renk frekansları vermekle kalmaz, aynı zamanda vücutta frekans temizliği yapar. Yani vücuttan aldığı iyi frekansları yükselterek, kötü frekansları ile düzelterek vücuda geri yollar.


Dr. Morell’in, Mora - Color cihazının ardındaki teorisi Çin Geleneksel Tıp prensiplerinden gelir. Beş Element Teorisine göre, her enerji meridyeni ve organ belirli bir renkten çok iyi bir şekilde etkilenir. Tipik olarak bu meridyene ve organa uygun bir baskın-uyarıcı renk, bir de sakinleştirici renk vardır. Örnek verecek olursak, bir renk kalbi uyarırken, karaciğeri sakinleştiriyor olabilir.

Renk terapileri genel olarak 2 şekilde uygulanabilir. Elektrotlar yardımıyla vücudun meridyen sistemine renk verilerek, genel uygulama sağlanabilir veya ağrı noktası veya spesifik organlar belirlendiğinde ise lokal (bölgesel) uygulama yapılabilmektedir.

Mora – Color’ ı etkin bir şekilde kullanan ve aynı zamanda amplifikasyonların geliştirilmesi için Mora Terapi ile birlikte çalışmış Avustralyalı doktorumuz, Dr. Gruba’ nın klinik çalışmalarından ve renkleri kullanım alanlarından örnekler vererek devam ediyoruz. Dr. Gruba’ya göre renk seçimleri yapılırken, hedef organ, akut-kronik durum, hastalığın doğal nedeni hesaba katılarak düşünülmelidir. Genel bir örnek verecek olursak, kırmızı renk akut vakalar için mavi renk ise daha çok kronik vakalar için yararlı olacaktır. Egzama, migren, sinüzit, hassas diş etleri ve dişler, diş apsesi, akut boğaz enfeksiyonu, farenjit, larenjit, bronşit, astım, perikardit, koroner vasküler hastalık, periperal arter hastalığı, ağrılı karaciğer-dalak-pankreas sendromları, hemaroitler, divertikülit, kolit, iltihaplı bağırsak sendromları, akut idrar yolu enfeksiyonları, kısırlık, prostatit, depresyon Dr. Gruba’ nın renk terapisi kullandığı spesifik rahatsızlıkların sadece bir kısmıdır.

Sonuç olarak MORA-Color, semptomların gizlenmesine veya bastırılmasına neden olmaz. Terapi sonucunda temelde yatan patoloji, eşzamanlı olarak iyileşme gösterirken klinik semptomlarda iyileşme görülür. Dr. Gruba’ ya göre, MORA – Color terapisi hastalık nedenini arayan ve tedavi eden doktora zaman kazandırır. İnanılmaz bir zaman ve tedavi verimliliğine neden olur. Böyle bir tedavi modülü az bulunur cinstendir. Bir hekim için bulunmaz fırsattır.

22 Haziran 2018 Cuma

SİGARA-STRES DÖNGÜSÜ


Sigaranın sağlık üzerine olumsuz etkileri saymakla bitmez, kalp-damar hastalıkları, solunum sistemi hastalıkları, birçok kanser türü ve dahası… Ancak biz bu yazımızda belki de ilk seferde aklımıza gelmeyecek olan, sigaranın stres yönetimi üzerine olan etkilerinden bahsedeceğiz…


Herkesin sigaraya başlama hikayesi benzerdir. Kimi sürekli ailede içen bireyler gördüğü için, kimi arkadaşlarından geri kalmamak için kimiyse stresi azalttığını savunduğu için başladığını söyler ve bunlar gibi birçok sebep daha…


Stres, günlük yaşantımızın kaçınılmaz bir parçasıdır. Normal düzeylerde olan, kontrol altına alınabilen stres kişinin yaşamına heyecan katarak başarılı olmasını desteklerken, yoğun dü­zeydeki, kontrolden çıkan stres ise hastalıklara yatkınlığı artırabilmektedir.

Sigara kullanan kişiler genellikle, sigaranın streslerini azalttığını, içmediklerinde daha huzursuz olduklarından bahsederler. Ancak bu konuyla ilgili yapılan araştırmalarda, sigara içen bireylerin, içmeyenlere oranla daha çok stresli hissettikleri, hatta sigara içen kişilerde depresyon gelişebilme olasılığının da daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Buradan yola çıkarak, sigaranın hoş duygular yaratmadığı aksine sigara bağımlılığı nedeniyle oluşan kötü duyguların azaltılması amacıyla içildiğinin, bize zarar veren ve yıpratan duyguların asıl yaratıcısının sigara olduğu sonucuna varabiliriz.

Stresli anlarımızda yanımızda olmasını istediğimiz, dostumuz sandığımız sigara, aslında stresi oluşturan ya da kontrolden çıkmasına sebep olan düşmanımızdan başkası değildir. Stresle başa çıkmanın birçok kolay yöntemi vardır. Kendimize vakit ayırmak, yürüyüşe çıkmak, meditasyon yapmak, müzik dinlemek, kitap okumak, yoga yapmak bu yöntemlerden sadece birkaçıdır. Kişinin kendisine iyi geldiğini düşündüğü, severek yapabileceği bir aktivite bulması sürdürülebilirlik açısından çok önemlidir.

Mora Terapi yöntemi ile uygulanan sigara bırakma terapilerinde, terapinin başında ve sonunda renk terapisi uygulayarak kişinin duygu durum bozukluklarını en aza indirmeyi amaçlıyoruz. Renk terapisi, uygulanan seansların etkinliği artırır ve sigarayı bırakma sürecinde kişide oluşabilecek stresin ve duygusal dalgalanmaların kontrol altına alınmasına yardımcı olur. 



4 Haziran 2018 Pazartesi

DİRENÇLİ KİLOLARINIZIN SEBEBİ GIDA DUYARLILIĞI OLABİLİR Mİ?


‘Yediklerime dikkat ediyorum, spor yapıyorum ancak bir türlü kilo veremiyorum’ diyenlerin dikkatine! Kilo verememenin sebepleri, hormonel veya metabolik rahatsızlıklar olabilir. Ancak bu sebeplerin arasında daha sinsi ilerleyen bir sebep daha var. Gelin birlikte inceleyelim…


Bağırsaklar sadece besinleri sindirimi ve emiliminde görevli değildir. Aynı zamanda en önemli özelliklerinden biri de vücudun korunmasında görevli bağışıklık sistemi hücrelerinin %70-80 inine sahip olmasıdır. Bağırsaklarımız, besinlerin sindirimi sonucunda oluşan yararlı bileşenleri vücuda geri emerken, zararlı bileşenleri vücuttan uzaklaştırmaktadır. Ancak günümüzdeki stresli yaşam şartları, bilinçsiz ilaç kullanımı, gıda katkı maddeleri veya maruz kalınan ağır metaller, toksin maddelerin sonucunda bağırsaklarımız olduğundan daha geçirgen hale gelmektedir. Tam olarak parçalanamadan kana geçen gıdalar, bağışıklık sistemimiz tarafından tanınamazlar ve yabancı bir maddeymiş gibi saldırıya uğrarlar. Bunun sonucunda da vücutta iltihaplanmalar ve çeşitli belirtiler görülmeye başlar.

Duyarlılık oluşan gıdalara karşı oluşan belirtiler ve şiddetleri kişiden kişiye değişmektedir. Gözlemlenebilecek belirtilerden bazıları: kabızlık, gaz, hazımsızlık gibi sindirim sistemi şikayetleri, deri döküntüleri, egzama, halsizlik, baş ağrısı, migren, kronik yorgunluk ve romatizmal şikayetlerdir.

Yapılan araştırmalarda, vücutta oluşabilecek iltihaplanmaların insülin direnci de oluşturabileceği düşünülmektedir. Oluşan insülin direnci ise kilo vermeyi zorlaştıran hatta obeziteye sebebiyet verebilen önemli bir faktördür. Obeziteyle birlikte biriken yağ dokusu stres hormanlarının artmasına sebep olur ve bunun sonucunda iltihaplanma artar. Kısır döngüyü bozabilmek için kişinin mutlaka gıda duyarlılıkları ve gıda alerjisi olup olmadığı sorgulanmalıdır.

Vücuttaki iltihabi durumun depresyonla ilişki mekanizması henüz net değil ancak, son yıllarda bu konuyla ilgili yapılan bazı çalışmalarda, gıda duyarlılıklarına bağlı bağırsaklarda meydana gelebilecek iltihaplanmaların, yaklaşık %95’i ince bağırsaklardan salgılanan seratonin hormonunun salgılanmasını olumsuz etkileyebileceği tartışılmaktadır. Seratonin hormonu eksikliği ise duygu durum bozukluklarına sebebiyet verebilmektedir. Duygu durum bozukluğu da yanlış beslenme alışkanlığının oluşmasında büyük bir etkendir.

Verdiğimiz tüm örneklerde olduğu gibi, çözüm sağlıklı beslenme alışkanlığının oluşturulması, vücutta beklenmedik belirtilere sebep olan besin bileşenlerinin diyetten uzaklaştırılmasıdır. Bizim de Mora Terapi yöntemiyle yaptığımız alerji terapilerin temeli, alerjen madde frekanslarının vücuttan silinmesidir. Bu şekilde izlem süreci boyunca vücuttan uzaklaştırılan ve aynı zamanda vücuttaki izleri silinen alerjenler, tedavinin sonunda eser miktarda alındığı veya gözden kaçıp tüketildikleri zaman eskisi gibi vücutta belirti yaratmamaya başlar. Aynı zamanda tedavide kullandığımız renk terapileri duygu durum bozuklukları için birebirdir.

23 Temmuz 2016 Cumartesi

Elektro homeopati aşamaları

Homeopatik ilaç frekanslarını kullanabilen Mora Terapi cihazlarında, tedavi sürecini anlatan açıklayıcı infografik.


19 Temmuz 2016 Salı

Mora Terapi: Homoepatiden elektro homeopatiye


En yalın haliyle benzeri benzer ile tedavi etme yöntemi olan homeopatik tedaviler, parmak izi gibi herkesi DNA sarmalının kendi özgü olduğu noktasından hareketle kişiye özel kürler ile vücutta herhangi bir yan etkiye yol açmadan sağlık sorunlarına çözüm oluyor. Sağlık sorunu yaşayan kişilerde genç, yaşlı, çocuk farkı gözetmeden depresyondan alerjiye kadar geniş bir yelpazede tedavi sağlayan homeopatik yöntemler bütünsel/tamamlayıcı tıpta sıkça tercih edilir.

Çiçeklerin özlerinden elde edilen kürler ile yapılan doğal ve yan etkisi içermeyen bir tedavi yöntemi olan homeopati, ağrı, stres, duygu durumu bozukluğu (depresyon), sınav kaygısı, fazla kilo gibi sağlık sorunlarından kurtulmada kullanılır. Homoepati tedavisinde kullanılan kürler, çiçeklerin özlerinin defalarca yıkanmasıyla elde edilir. Bu yıkanma işlemlerinin sonunda kürün içinde farklı bir madde ile tepkimeye geçecek bir madde kalmadığı için herhangi bir yan etki içermez. Çiçeklerden elde edilen bu kürler ise (sıvı, damla olarak kullanılıyor) kişinin dil altına uygulanır.
Mora Terapi ile uygulanan homeopati tedavileri Bach Çiçekleri tedavisi ve renk tedavisi olmak üzere ikiye ayrılır. Bu tedaviler elektro homeopati tedaviler olarak anılır. Elektro homeopati, homeopati tedavilerinde kullanılan çiçek kürlerinin bilgisinin bilgisayar ortamına aktarılmasıyla gerçekleşir. Sıvı haldeki kürün frekans bilgisi cihaz ve homeopatik taşıyıcılar ( sıvı, drop veya çipler) yardımıyla vücuda aktarılır.
Mora Terapi cihazları homeopatik ilaç frekanslarını kullanabilen cihazlardır. Gerek Bach çiçekleri terapisi, gerek renk terapileri dünyanın belli başlı ünlü homeopati firmalarının frekans bilgilerinin yüklü olduğu test kitleriyle elektro homeopati yöntemini kullanır. En yaygın kullanılış biçimi Bach çiçekleri terapisidir.
Mora Terapi Bach Çiçekleri; 38 duygu durumu (korku, belirsizlik, ilgi eksikliği, yalnızlık, dış etkilere ve fikirlere hassaslık, umutsuzluk, çaresizlik hissi, gibi) için 38 farklı çiçek kürü tanımlanmıştır. Mora Terapi uygulamalarından biri olan Bach Çiçekleri Terapisi vücudun çevresine yaymış olduğu bozuk elektromanyetik sinyaller filtreliyor ve vücudun elektromanyetik titreşimlerini dengeliyor.
Renk Terapisi; Renklerin insan bedeni ve enerji alanı üzerindeki etkilerin tedavi amaçla kullanılmak istenmesiyle ortaya çıkmıştır. Kırmızı ya da mavinin kişi üzerindeki etkileri herkesin tahmin edebileceği şekilde farklıdır. Kimi renkler sakinleştirici, kimi renkler ise uyarıcı/canlandırıcı etkileriyle, kimi renkler depresif durumlar üzerine etkileriyle, kimi renkler iştah üzerine etkileriyle, kimi renkler ödemli durumlarda sıkılaştırıcı-büzüştürücü etkileriyle, kimi renkler ise ağrı üzerine etkileriyle, kimi renkler ise uyku kalitesi üzerine ve spiritüel-sezgisel yetenekler üzerine etkileriyle bilinir. Renk terapisinde yapılan işlem enerjetik dengelemedir. Renk Terapi diğer tüm Mora Terapi cihazları ile yapılan tedavilerde destekleyici olarak kullanılır.



30 Ocak 2015 Cuma


Değerli Doktorlar,
28 Şubat Cumartesi—01 Mart Pazar 2015 tarihlerinde Peter Mahr
tarafından verilecek iki günlük özel bir eğitim düzenliyoruz. Peter Mahr, uzun yıllardır kendi kliniğinde MORA TERAPİ uygulaması yapan Naturapati Doktorudur. Aynı zamanda 8 yıldan uzun bir süredir üretici firma bünyesinde de MORA TERAPİ eğitimleri vermekte olup, firmanın danışman doktoru olarak çalışmaktadır.
MORA TERAPİ ve Holistik tıbbın hastaya genel yaklaşımı, sunduğu çözümleri bire bir karşılaştırmalı olarak göstereceği bu eğitimi 
MORA TERAPİ uygulamalarınızı güçlendirmesi açısından çok önemli buluyoruz ve mutlaka katılmanızı tavsiye ediyoruz. Sorularınız için lütfen bizi aramaktan (0216 405 14 52/53) çekinmeyin.


Sevgi ve Saygılarımızla,

Dilşad Çelebi


20 Ekim 2014 Pazartesi

Stres için Mora Terapi ve Bach Çiçekleri Terapisi

Mora cihazlarıyla yapılan terapi bağımlılıklar ya da diğer birçok hastalıkta kullanılabileceği gibi duygu-durum problemleri yaşayan kişilerde de kullanılabilir. Yapılan işlem vücudun çevresine yaydığı bozulmuş elektromanyetik sinyalleri (frekansları) filtrelemek ve vücudun elektromanyetik titreşimlerini dengeleyerek düzeltmektir. Bu amaçla kullanılan Mora cihazlarıyla yapılan terapi programları yanında, Mora Homeopati Terapileri ve Mora Terapi içine entegre edilmiş Bach Çiçekleri Terapisi de kullanılır.

Bach Çiçekleri Terapisi, ünlü İngiliz tıp doktoru Dr. Bach’ın, çiçeklerin iyileştirici özellikleri üzerine yaptığı çalışmalar sonucunda geliştirilmiştir. Bach Çiçekleri Dr. Bach tarafından geliştirilmiş olan ve tüm dünyada psikolojik problemler için kullanılan homeopatik kürlerdir. 38 farklı çiçek kürü, 38 tanımlanmış duygu-durum hali için kullanılır. MORA Terapi Bach Çiçekleri Terapisi çiçeklerin yaydıkları elektromanyetik frekansların kaydedilerek bilgisayar programları haline getirilmesi ile oluşturulmuştur. 38 farklı çiçek programının her birinin hangi tip stres ve psikolojik sorunlara iyi geldiği önceden tanımlanmıştır. Bach Çiçekleri Terapisi, kişinin günlük yaşamında hissettiği stresi ve kaygıları azaltmak, ani öfke nöbetlerini gidermek, sabırsızlık, kararsızlık, takıntılı olmak gibi çok farklı duygu durum bozukluklarını gidermek için kullanılır. Bu programların bir veya birkaçı bir arada kullanılarak, kişinin duygu durum bozuklukları çözüme kavuşturulur. Ayrıca Mora cihazlarıyla yapılan Renk Terapileri ve S.Tuning Terapileriyle desteklenen Bach Çiçekleri Terapi programı sonucun etkinliğini arttırmaktadır.



Samimi duygularla doldurulması istenen form ile birlikte kişi, uzman doktor ile yüz yüze görüşmeye alınır. Uzman Mora cihazları kullanıcısı terapist veya doktor, doldurulan formu inceledikten ve kişi ile görüştükten sonra hangi terapi programının ve hangi Bach Çiçeği programının kişi için en uygun kür olduğuna karar verir. Akabinde, kişi, Mora cihazlarıyla yapılacak terapinin uygulanacağı özel odaya alınır, rahat bir koltuğa oturtulur. Mora cihazının elektrodları Stresten Kurtulma seansına uygun olacak şekilde kişinin vücuduna bağlanır ve program başlatılır. Önce Mora cihazlarıyla yapılan frekans filtreleme, düzeltme terapileri başlatılır. Kişi bu sırada herhangi bir şey hissetmez, sadece bir rahatlama hali deneyimler. Seansın bu kısmı 15-30 dakika arası sürer. Daha sonra Bach Çiçekleri uygulamasına geçilir. Seçilen Bach çiçek programları Mora cihazı üzerinde kullanıma hazır hale getirilir ve 8 dakika içinde seçilmiş olan çiçeklerin frekansları, terapi yapılan kişiye aktarılır. Aynı zamanda, bu frekanslar, bir çip üzerinden geçirilir ve bu çip seans sonrasında kişinin göbeğinin 3 parmak altına yapıştırılmak suretiyle terapiye eklenir. Mora cihazlarıyla yapılan terapi seansları arasında kalan zamanlarda bu çip kişide başlatılan enerjetik değişimi destekler. Kişinin şikayetine göre bir seferde en fazla 5 Bach Çiçeği seçilebilir. Kişi için uygun Bach Çiçeklerinin seçilip seçilmediği, terapinin etkinliği konusunda belirleyicidir. Kişi seansın herhangi bir aşamasında ağrı, acı gibi herhangi bir fiziksel etki hissetmez.