stres tedavisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
stres tedavisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Mart 2023 Pazartesi

İKİNCİL TRAVMATİK STRES NASIL TEDAVİ EDİLİR?






 Travma Nedir?

Biz insanları psikolojik ve ruhsal olarak kötü hissettiren ve geleceğe dönük olarak da olumsuz etki bırakan ve uzun vadede de duygu durum bozuklukları yaşamamıza sebep olan her durum ve olayı travma olarak tanımlayabilmemiz mümkündür.

Travma yaratacak olay ve durumlar beklenmedik şekilde gerçekleşir. Bu şekilde şok etkisi yaratır ve kişi için öncelikle şoku atlatma ve kabullenme evresi başlar. Olay kabullenilince de yaşanılan şokun etkileri daha belirgin şekilde görülür.

Psikolojik travmaya neden olabilecek olay ve durumları şu şekilde örneklendirebilmek mümkündür:

• Fiziksel ve sözlü taciz

• Yangın

• Deprem

• Kazalar

• Kayba yol açan her türlü fiziki ve manevi durumlar

• Aniden kişinin başına gelen olaylar vb.

İkincil Travmatik Stres Nedir?

Aniden meydana gelen ve bize maddi-manevi olarak zarar verebilecek, yaşamsal bir tehdit oluşturan deprem vb. Doğal afetler öncelik olarak negatif bir etki bırakmaktadır. Doğal afet vb. durumlar kişilerin üzerinde negatif etki bırakmanın yanında bu etkiye bağlı olarak gelişen duygusal ve psikolojik bozulmalar da görülmektedir. Çeşitli psikolojik belirtilerin olduğu ve fiziksel sorunların da eşlik ettiği bu durum psikolojik travma olarak tanımlanır.

Travmayı birincil olarak yaşayan kişilerle beraber; dışarıdan şahit veya çeşitli yollarla şahit olan kişiler de travmatize olabilmektedir. Ve bu durum ikincil travma olarak adlandırılır.

Travma; yaşanıldıktan sonra kişinin psikolojisine uzun vadede de etki etmektedir. Travmatik durum hem birincil olarak etkilenen kişiye hem de çevresini, belirtiler göstererek fiziksel, ruhsal ve psikolojik açıdan etkilemeyi yayılarak sürdürmektedir.

İkincil travmatik stres yaşama belirtileri ise şunlardır:

• Sürekli isteksiz olma hali

• Yoğun olarak üzüntü, kaygı hissetme

• Bedende kasılma ve ağrılar hissetme

• Bireyin geçmiş travmaları istemsizce anımsaması

• Travmaya birinci dereceden maruz kalan bireyi ya da travmatik olayı hatırlatacak durum, duygu ve düşüncelerden kaçınma

İkincil Travmatik Stres Nasıl Tedavi Edilir?

Travmalar hem birincil hem de ikincil olarak kişilere olumsuz etkileri oluyor olsa da, gereken tedavi ve destek ile atlatılabilmektedir. Aynı şekilde travmatik stres de geçicidir.

Mora Terapi ile Stresten Kurtulmak Çok Kolay!

Mora Terapi Bach Çiçekleri Terapisi ile çeşitli sebeplerden ötürü ortaya çıkan duygu-durum bozuklukları, travmatik durumlar ve bu durumlara bağlı olarak gelişen stres, kaygı, çaresizlik vb. duygusal bozukluklardan kurtulmak mümkündür.

Mora Bach Çiçekleri terapisi farklı çiçeklerin farklı duygu durumlarına olumlu etki bırakması keşfiyle , duygu-durum bozuklukları üzerine çalışmaktadır. Çiçeklerin homeopatik özelliklerini kullanarak duygu durumları üzerinde değişiklik yapmayı başaran Bach Çiçekleri Terapisi oldukça başarılı ve yan etkisi olmayan bir yöntemdir.

Bach Çiçekleri Terapisi çiçeklerin yaydıkları elektromanyetik frekansları ile olumsuz duygu ve düşüncelere maruz kalarak bozulan vücut sinyallerinin vücuttan uzaklaştırılmasını amaçlayarak; Mora cihazları üzerine programlar şeklinde kaydedilmesiyle oluşturulmuştur.

Mora Terapi Bach Çiçekleri Terapisi, kişinin zihnindeki tüm olumsuz duygu düşüncelerden kurtulmasına yardımcı olur. Bu duygular örneğin; mutsuzluk, ilgi eksikliği, çaresizlik, öfke, nefret vb.dir.

Zihnin ve ruhun sağlıklı olmadığı bir durumda bütünsel sağlık düşünülemez. Mora Terapi Bach Çiçekleri Terapisi de tam bu noktada daha sağlıklı, mutlu ve dingin bir zihin ve ruh için çalışır. Böylelikle kişide olumlu ve pozitif duygular gelişir ve stres, korku, kaygı gibi negatif duygular bağlamında gerçekleşen eylemlerinde de azalma ve yok olma görülür.


1 Nisan 2015 Çarşamba

Mora Terapi, Öğretmenim Dergisi 81. Sayısında


Öğretmenim Dergisi'nin 81. sayısında Genel Müdürümüz Dilşad Çelebi, bir biorezonans yöntemi olarak Mora Terapi'yi anlattı. Aşağıdaki bağlantılarla dergiye ulaşabilirsiniz.

http://www.mora.com.tr/basin.aspx#!prettyPhoto[gallery1]/0/
http://www.ogretmenimdergisi.com/dergi/sayi81/

20 Ekim 2014 Pazartesi

Stres için Mora Terapi ve Bach Çiçekleri Terapisi

Mora cihazlarıyla yapılan terapi bağımlılıklar ya da diğer birçok hastalıkta kullanılabileceği gibi duygu-durum problemleri yaşayan kişilerde de kullanılabilir. Yapılan işlem vücudun çevresine yaydığı bozulmuş elektromanyetik sinyalleri (frekansları) filtrelemek ve vücudun elektromanyetik titreşimlerini dengeleyerek düzeltmektir. Bu amaçla kullanılan Mora cihazlarıyla yapılan terapi programları yanında, Mora Homeopati Terapileri ve Mora Terapi içine entegre edilmiş Bach Çiçekleri Terapisi de kullanılır.

Bach Çiçekleri Terapisi, ünlü İngiliz tıp doktoru Dr. Bach’ın, çiçeklerin iyileştirici özellikleri üzerine yaptığı çalışmalar sonucunda geliştirilmiştir. Bach Çiçekleri Dr. Bach tarafından geliştirilmiş olan ve tüm dünyada psikolojik problemler için kullanılan homeopatik kürlerdir. 38 farklı çiçek kürü, 38 tanımlanmış duygu-durum hali için kullanılır. MORA Terapi Bach Çiçekleri Terapisi çiçeklerin yaydıkları elektromanyetik frekansların kaydedilerek bilgisayar programları haline getirilmesi ile oluşturulmuştur. 38 farklı çiçek programının her birinin hangi tip stres ve psikolojik sorunlara iyi geldiği önceden tanımlanmıştır. Bach Çiçekleri Terapisi, kişinin günlük yaşamında hissettiği stresi ve kaygıları azaltmak, ani öfke nöbetlerini gidermek, sabırsızlık, kararsızlık, takıntılı olmak gibi çok farklı duygu durum bozukluklarını gidermek için kullanılır. Bu programların bir veya birkaçı bir arada kullanılarak, kişinin duygu durum bozuklukları çözüme kavuşturulur. Ayrıca Mora cihazlarıyla yapılan Renk Terapileri ve S.Tuning Terapileriyle desteklenen Bach Çiçekleri Terapi programı sonucun etkinliğini arttırmaktadır.



Samimi duygularla doldurulması istenen form ile birlikte kişi, uzman doktor ile yüz yüze görüşmeye alınır. Uzman Mora cihazları kullanıcısı terapist veya doktor, doldurulan formu inceledikten ve kişi ile görüştükten sonra hangi terapi programının ve hangi Bach Çiçeği programının kişi için en uygun kür olduğuna karar verir. Akabinde, kişi, Mora cihazlarıyla yapılacak terapinin uygulanacağı özel odaya alınır, rahat bir koltuğa oturtulur. Mora cihazının elektrodları Stresten Kurtulma seansına uygun olacak şekilde kişinin vücuduna bağlanır ve program başlatılır. Önce Mora cihazlarıyla yapılan frekans filtreleme, düzeltme terapileri başlatılır. Kişi bu sırada herhangi bir şey hissetmez, sadece bir rahatlama hali deneyimler. Seansın bu kısmı 15-30 dakika arası sürer. Daha sonra Bach Çiçekleri uygulamasına geçilir. Seçilen Bach çiçek programları Mora cihazı üzerinde kullanıma hazır hale getirilir ve 8 dakika içinde seçilmiş olan çiçeklerin frekansları, terapi yapılan kişiye aktarılır. Aynı zamanda, bu frekanslar, bir çip üzerinden geçirilir ve bu çip seans sonrasında kişinin göbeğinin 3 parmak altına yapıştırılmak suretiyle terapiye eklenir. Mora cihazlarıyla yapılan terapi seansları arasında kalan zamanlarda bu çip kişide başlatılan enerjetik değişimi destekler. Kişinin şikayetine göre bir seferde en fazla 5 Bach Çiçeği seçilebilir. Kişi için uygun Bach Çiçeklerinin seçilip seçilmediği, terapinin etkinliği konusunda belirleyicidir. Kişi seansın herhangi bir aşamasında ağrı, acı gibi herhangi bir fiziksel etki hissetmez.

17 Eylül 2014 Çarşamba

İş Yaşamında Stresle Baş Etmek

Hayatımızın ortalama üçte birini geçirdiğimiz iş yerlerimiz, olumlu–olumsuz etkileriyle yaşantımızda önemli bir yer tutarak psikolojimizi derinden etkiliyor.



Psikolog Ayşe Yanık Knudsen, ekonomik koşulların ağırlaşması ve rekabet koşullarının artması sonucu çalışanlardan beklentilerin daha da yükseldiğini belirtiyor. İş ve çalışma koşullarının çalışan üzerinde oluşturduğu baskının da strese yol açtığını vurgulayan Knudsen, “Aşırı stres kişiler için de kurumlar için de sorunlara yol açar, verimliliği düşürür, kişinin yakın çevresini ve toplum sağlığını da olumsuz yönde etkiler” diyor.

İŞ YERİNDE STRESİN NEDENLERİ
Gerek çalışanların kendi beklentileri, gerekse patronların beklentileri, insan iç dünyasında gerilimlere yol açabilir. Psikolog Knudsen’e göre, çok fazla sorumluluk altında olmak, görev dağılımında adaletsizlik olduğunu düşünmek, mesleki ilerleme ile ilgili endişeler, birlikte çalıştığı ekipte uyumsuzluk yaşamak, alınan ücret ve maaşlar konusunda kaygıların olması, kişinin yaptığı önemsiz ya da var olmayan hataların büyütülmesi, arkasından konuşulması, dışlanması, bilgi saklanması, yanlış giden her şeyin faturasının ona çıkarılması, bağırılması, hakaret edilmesi gibi nedenler çalışanlarda strese neden oluyor.

PATRON VE ÇALIŞANLAR BİRBİRİNİ ANLAMAZ
Söz konusu kişi bir işverense, onun da strese girmesine neden olacak birçok etken var. Knudsen o etkenleri şöyle sıralıyor: “Şirketinin geleceği, çalışanların uyumsuzluğu ve problemleri, alt yöneticilerin sorunları, finans ve yatırım planlamaları strese neden oluyor. İşverenlerin yüklendikleri stres, genelde çalışanlardan daha fazladır. Ama umumiyetle patron ve çalışanlar birbirini anlamazlar, kendi yüklendikleri stresi önemser, diğerininkini yok sayarlar.”

STRESİN YARATTIĞI OLUMSUZ SONUÇLAR
Stresle baş edilemeyen durumlarda insanlarda hem bedensel hem de psikolojik sorunlar görülüyor. Başa çıkamadığı streslerin birikmesi sonucu kişide uyku bozukluğu, içine kapanık bir ruh haline bürünme, işe odaklanamama ve görevlere gerektiğinde yoğunlaşamama gibi durumlar ortaya çıkabiliyor. Performans ve verimliliğin düşmesi şirketlerde gizli kayıplara yol açıyor. İşyerinde değersiz ve baskı altında hissetme, gelecek üzerine kaygıların artması, kişinin içine kapanık bir ruh haline bürünmesine neden olabiliyor. İş stresi, sigara ve alkol gibi sağlıksız alışkanlıkları tetiklerken şirketlerde kayıplara yol açıyor.

İŞ YERİNDE STRESLE NASIL BAŞ EDİLİR?
Strese neden olan faktörleri tamamen ortadan kaldırmak mümkün olmasa da onunla mücadele etmenin yolları mevcut. Psikolog Ayşe Yanık Knudsen, o yollarla ilgili olarak da şunları söylüyor:

“İş yerindeki koşulları ve sizi rahatsız eden durumları uygun bir dille yöneticinizle paylaşın. İş yerinde güvendiğiniz arkadaşlarınızdan yardım isteyebilirsiniz. Ne olursa olsun eve iş getirmeyin. Eşinize, sevdiklerinize, çocuklarınıza mutlaka zaman ayırın. Düzenli aralıklarla aile büyüklerinizi arayın ve ziyaret edin. Kendinize ve hobilerinize zaman ayırın. Kitap okumak, müzik dinlemek, yürüyüş yapmak ya da sevdiğiniz bir arkadaşınızla bir kafede oturup sohbet etmek de size iyi gelecektir. Belirli aralıklarla iş yerinde dolaşın, yürüyün ya da merdiven inip çıkın. Mümkünse temiz hava alın, hareket etmeniz kan dolaşımınızın da harekete geçmesine yardımcı olacaktır. Her yolu denemenize rağmen stresiniz devam ediyorsa, daha verimli olabileceğiniz ve kendinizi daha mutlu hissedebileceğiniz bir iş araştırabilirsiniz. Ancak işinizle ilgili ani bir karar vermekten kaçınmalısınız. Sorunlarla başa çıkılamadığı durumlarda bir uzmandan yardım alın.”
http://www.ntvmsnbc.com/id/25319865

25 Haziran 2014 Çarşamba

Yaz Depresyonuna Dikkat Edin!


 Genel olarak kış depresyonu olarak tanımlanan mevsimsel duygulanım bozukluğu, yaz depresyonu olarak da görülebilir. Yaz depresyonu, kış depresyonuyla karşılaştırıldığında ender görülen ve farklı belirtilerle ortaya çıkan bir duygulanım bozukluğu.

Kış depresyonunun nedenleri yaz depresyonuna oranla daha net açıklanabiliyor.
Yaz depresyonununda da kış depresyonu gibi günlük duygulanım durumunun değişimi, genetik veya stresle bağlantılı faktörlerin etken olabileceğini söyleyen Memorial Hastanesi’nden Uzman Klinik Psikolog Ayşe Elif Orhon, yaz depresyonu tanısı ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.

20 yaş altındaki bireylerde mevsimsel dMemorial Hastanesi’nden Uzman Klinik Psikolog Ayşe Elif Orhon, yaz depresyonu tanısı ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi. uygulanım bozuklukları görülmemektedir, yaşla birlikte mevsimsel duygulanım bozukluklarında artış görülebilir. Bunun yanı sıra kadınlarda erkeklere oranla mevsimsel duygulanım bozuklukları 4 kat daha fazla görülmektedir.

Yaz depresyonunun belirtileri kış depresyonununkinden farklıdır. İlkbahar sonları ve yaz başlarında başlayabilir. Belirtileri şöyle sıralamak mümkündür:

Depresyon, ümitsizlik hali, ilgi ve istek kaybı, anksiyete (endişe, kaygı), uykusuzluk, aşırı hassasiyet, çabuk kızmak, sinirlilik, heyecan, huzursuzluk, sözel ve motor etkinliklerde artış, iştah kaybı, seksüel dürtülerde azalma, intihara yönelik duygu ve düşünceler.

Görülme sıklığı sadece yüzde 1 olan yaz depresyonunun nedenleri kesin olarak bilinmese de mevsimsel duygulanım bozukluğunda güneş ışığının önemli rol oynadığı söylenmektedir. Yaz depresyonunun kış depresyonu gibi nedenleri bilinmemektedir.

Fizyolojik, kimyasal ve genetik dışında bireysel faktörlerin ve kişinin bireysel geçmişinin etkisi de önemlidir. Geçmişte yaşanılan travmatik bir olayın neden olduğu depresyon, her yıl aynı dönemlerde tekrar hatırlanarak da mevsimsel depresyona yol açabilir.

Tanı konulması için depresyon halinin yılın aynı döneminde birden fazla tekrarlanması gerekmektedir. Stresten mümkün olduğu kadar uzak durulması da bu dönemin daha rahat atlatılmasına yardımcı olacaktır. Yukarıdaki belirtiler yaşanıyorsa en kısa zamanda konuyla ilgili bir uzmana danışılması gerekmektedir.
http://www.ntvmsnbc.com/id/24977768/

5 Mayıs 2014 Pazartesi

Stres öğrenmeyi zorlaştırıyor


Amerikalı araştırmacıların çalışmasına göre, yaşlandıkça öğrenmenin zorlaşmasının nedeni, katlanılan stres. Strese maruz kalan genç bünye daha kolay toparlanıyor ancak orta yaşta bu kabiliyet azalmaya başlıyor.

CHICAGO - Amerikalı bilim insanları, yaşlandıkça beyinde öğrenme için gerekli olan sinir hücrelerinin stres nedeniyle büzüştüğünü ve şekillenme özelliğini yitirdiğini belirtti.
Araştırmacılar, fareler üzerinde yaptıkları incelemelerde, beynin orta yaşta, gençlikte olduğu kadar çevik olmadığının görüldüğünü, strese maruz kalan genç hayvanların toparlanabildiğini ancak orta yaşta bu kabiliyetin yitirilmeye başladığını açıkladı.
Sinai Tıp Fakültesinden John Morrison ve çalışma arkadaşları, araştırmaları çerçevesinde, fareleri birkaç saatliğine hapsederek, böylece prefrontal kortekste sinir hücrelerini değişime uğratan stres hormonlarının salgılanmasına yol açtı.
Ekip, daha sonra sinapslar oluşturmak için kullanılan sinir hücrelerinin bir bölümündeki değişiklikleri inceledi. Genç farelerde, stresli deneyime adapte olabildiklerinin göstergesi olarak bu hücrelerde değişiklikler görülürken, orta yaşlıların hücrelerinde birkaç değişiklik gözlendi, yaşlı farelerinkinde ise hiç değişiklik görülmedi.
Sonuçları Journal of Neuroscience dergisinde yayımlanan araştırma, yaşlanma sürecine yeni bir anlayış getirirken, bazı insanların neden diğerlerinden daha çabuk çöktüklerinin açıklanmasına yardım edebileceği düşünülüyor.
http://www.ntvmsnbc.com/id/25216592

3 Mart 2014 Pazartesi

Stres Altındaki İnsanların Ciltleri Lekelenmeye Daha Yatkın Oluyor.



Stres cildin de bağışıklık sistemini zayıflatıyor.
Stresin sadece ruhu değil, cildi de kararttığını söyleyen Cilt Hastalıkları Uzmanı Doktor Betül Şengör, stresin cildin bağışıklık sistemini zayıflattığını belirtiyor. Bu durumun pek çok cilt sorununa yol açtığını vurgulayan Dr. Şengör, ayrıca son zamanlarda 30-45 yaş arasındaki kadınlarda görülme sıklığı artan Hashimoto tiroiditi hastalığına dikkat çekiyor.
Dr. Betül Şengör, “Bu hastalıkta ciltte hem kuruluk hem de akne görülebilirken, bazen de melasma isimli hormonal lekeler de gözlenebiliyor. Hashimoto tiroiditi hastalığı 30-45 yaş grubunda olan, evlilik, annelik, iş, şehir hayatı gibi nedenlerle sorumluluğu fazla olan kadınlarda daha sık görülüyor” diyor.
Stres akut veya kronik bir sorun olarak vücutta da ya kısa ya da uzun süreli problemleri beraberinde getiriyor. Psikolojik bir sorun cilt hastalıklarının da tetikçisi olabiliyor. Dr. Şengör, sadece ciltte değil, endokrin hastalıklar içinde de stresin önemli rol oynadığını söylüyor.
Şengör,“Stresten asabi egzama olmuş, üzüntüden şeker hastası veya kanser olmuş gibi cümleleri sıkça duyarız. Örneğin uçuk virüsü dudaklarda sıklıkla gözlenir. Genellikle ya görülen bir kâbusun ertesi sabahı ya da ani bir stresle ortaya çıkar. Oysa sedef hastalığı veya alopesi areata dediğimiz özel saç dökülme türü daha kronik stres hallerinde sıklıkla gözlenir. Cilt hastalıkları başta olmak üzere tüm hastalıklarda vücudun savunma sistemi olumsuz etkilenir ve hem vücudun hem de cildin bağışıklığı azalır. Bu nedenle başta virüsler olmak üzere hücresel hasar yaratan tüm hastalıklar tetiklenebilir” diye konuşuyor.
STRES VÜCUTTA NELERİ DEĞİŞTİRİR?Dr. Şengör, stresin vücutta yarattığı değişimi şöyle anlatıyor: “Öncelikle merkezi sinir sisteminin stresi ilk algılayışı ile yani görmek, duymak, hissetmek ve düşünmek ile gelişen duruma beyin nörolojik ve hormonal yollardan cevap verir. Ya refleks olarak ya da düşünülmüş olarak bir vücut dili oluşur, eş zamanlı olarak ilk adrenalin (heyecan hormonu denebilir) salgılandığı an koşabilecek enerji ve güç oluşur. Asetil kolin (kas-sinir ilişkisi, aynı zamanda salgıların da düzenlenmesinde etkilidir) daha sonra kortizon seviyeleri değişir. Bu durumda kan basıncı ve kan şekeri değişikliğe uğrar, tüm vücut salgıları tepki verir, ağız kuruması, el, koltuk altı, yüz terlemesi, hatta bağırsak hareketlerinin artışı gibi belirtiler ortaya çıkar. Belli bir yaştan sonra stresle gelişen bu hormonal değişiklere karşı vücut savunmasını azaltabilir veya tepkisizlik geliştirebilir. Otoimmun hastalıklar dediğimiz vücudun kendi kendisine antikorlar ile savaş açması da stres ile tetiklenen durumlar arasında sayılır.”
Stres anında kortizol ile birlikte prolaktin hormonunun da arttığını, prolaktindeki değişikliğin leke ve aknelerde artışa yol açtığını belirten Şengör, “Yani stres bizi basit veya komplike birçok hastalığa karşı savunmasız bırakabiliyor. Bu nedenle daha fazla spor yapın, yediklerinize ve içtiklerine dikkat edin, sevdiklerinizle daha fazla vakit geçirin” önerisinde bulunuyor.
Alıntı: http://www.ntvmsnbc.com/id/25335192