beyin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
beyin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Şubat 2020 Salı

FAZLA ŞEKER SAĞLIĞIMIZI NASIL ETKİLİYOR? ŞEKER VE ENFLAMASYON BAĞLANTISI



BEYNİMİZ:
Şeker beynimizdeki bağlantı yollarını değiştiriyor. İşlenmiş, hazır gıdalar ve fazla şekerlerle dolu, ağır bir beslenme biçiminin, bizim depresyona girme riskimizi %58 oranında arttırdığını biliyor muydunuz?

KALBİMİZ:
Şeker kalbe giden arterlerin kaplamalarının iltihaplanmasına neden oluyor. Bu da kalp krizi riskinin artması demek :(

CİLDİMİZ:
Vücudumuz şeker bombardımanına uğradığında, proteinler şekeri kendi yapılarının bir parçasıymış gibi görüp öyle davranmaya başlıyorlar. Ki, bu, cildimizin yaşlanmasına ve kırışıklıkların artmasına neden oluyor.





BÖBREKLERİMİZ:
Fazla şeker yüklemesi, böbreklerin mükemmel filtreleme sistemlerini bozuyor. Diyabetin bir numaralı nedenlerinden biri, böbreklerdeki bu işlev bozukluğudur. Yani fazla şekerden kaynaklı böbreklerimizdeki filtreleme bozukluğu diyabet hastası olma riskimizi arttırıyor.

ÜREME ORGANLARIMIZ:
Vücudumuzdaki fazla şeker, kan akışımızı bozuyor. Bu da, erkeklerde erektil disfonksiyon bozukluğuna, kadınlarda ise uyarılma bozukluğuna neden olabiliyor. Cinsel sağlığımız için de fazla şekerden kaçınmak önemli.

EKLEMLERİMİZ:
Fazla şeker, enflamasyon sitokinlerini kan dolaşımımıza pompalıyor ve bu da vücudumuzda artrit oluşumuna yol açıyor. Kısaca şeker vücudumuzda artrit riskini arttırıyor.

Şeker kullanımı konusunda daha dikkatli olduğumuz, mutlu, sağlık dolu günler diliyoruz.

25 Kasım 2019 Pazartesi

BEYNİMİZ VE GIDALAR


Unutmayın beyniniz her zaman çalışır. Düşüncelerinizden hareketlerinize, nefes almanızdan kalp atışlarınıza ve hatta duygularınıza kadar her şeyinizle ilgilenir. 7/24 çalışır, siz uyurken bile. Bu beyninizin sürekli olarak yakıta ihtiyaç duyduğu anlamına gelir. Bu yakıt tükettiğiniz yiyeceklerden gelir. Ve yakıt olarak ne seçtiğiniz her zaman fark yaratır. Daha basit söylemek gerekirse, yedikleriniz doğrudan beyninizin yapısını, işlevini ve ruh halinizi etkiliyor.

Pahalı bir otomobil gibi, beyniniz yalnızca premium yakıt aldığında en iyi şekilde çalışır. Çok sayıda vitamin, mineral ve antioksidan içeren yüksek kaliteli yiyecekleri yemek beyni besler ve oksidatif strese karşı korur.

Oysa düşük kaliteli yakıt aldığında (işlenmiş veya rafine gıdalar gibi) beyin zarar görür. Yüksek rafine şeker içerikli bir diyet beyne kesinlikle zarar vericidir. Vücudunuzun insülin direnci mekanizmasını bozmanın yanı sıra, vücuttaki iltihabı (enflamasyonu) ve oksidatif stresi arttırır. Çok sayıda bilimsel araştırma, rafine şeker oranı yüksek diyetler ile beyin işlev bozuklukları ve hatta depresyon gibi duygu durum bozuklukları arasındaki ilişkiyi ispatlamaktadır.

Beyniniz kaliteli beslenmeden mahrum kaldığında serbest radikaller ve enflamatuar hücreler beynin kapalı alanı içerisinde dolaşır ve dolayısıyla beynin dokusu zarar görür. Mantıklı değil mi? İlginç olan tıp dünyasının uzun yıllar beslenme ile duygu durum arasındaki bağlantıyı farkedememiş olmasıdır.

Neyse ki günümüzde, psikiyatri bilimi, aynı zamanda beslenme ile ilgilenmeye başlamış ve yalnızca ne yediğiniz, ne hissettiğiniz ve nihayetinde nasıl davrandığınızla değil aynı zamanda bağırsaklarınızda yaşayan bakteri türleri arasındaki korelasyonu bile araştırmaktadır.

Kesinlikle emin olmanız gereken şey, yediğiniz yiyeceklerin nasıl hissettiğinizi etkilediğidir.







Serotonin, uyku ve iştahı düzenleyen, duygu durum değişikliklerine aracılık eden ve ağrıyı engelleyen bir nörotransmitterdir. Serotoninin yaklaşık %95’i gastrointestinal kanalınızda üretilir. Gastrointestinal (sindirim) sisteminiz yüz milyon sinir hücresi veya nöronlarla kaplıdır. Sindirim sisteminiz sadece sindirimden değil aynı zamanda duygularınızın yönlendirilmesinden de sorumludur. Sindirim sisteminizdeki nöronların işlevleri, bağırsak mikrobiyotanızı oluşturan milyarlarca “iyi” bakteri tarafından etkilenir. Bu bakteriler tüm vücut sağlığınız için önemli bir rol oynarlar. Bağırsak zarınızı zararlı bakterilere ve toksiklere karşı güçlü bir bariyer oluşturarak korunmasını sağlarlar. Vücuttaki enflamasyonu sınırlandırırlar; aldığımız gıdalardan yararlı yapı maddelerinin emilimlerini sağlarlar ve doğrudan bağırsaklar ve beyin arasındaki sinir yollarını aktive ederler.

Araştırmalar probiyotik kullananlarda endişe düzeylerinin, stres algılarının ve genel zihinsel durumlarının olumlu ve fark edilebilir şekilde değiştiğini göstermektedir. Aynı şekilde Akdeniz diyeti veya geleneksel Japon diyeti ile beslenenlerin klasik Batı diyetiyle beslenenlere oranla depresyon riskinin %25-%35 oranında daha düşük olduğunu da göstermektedir. Bilim insanları Akdeniz veya geleneksel Japon diyetini önerirler çünkü Akdeniz veya geleneksel Japon diyeti yüksek miktarda sebze, meyve, işlenmemiş tahıllar, balık ve deniz ürünleri ağırlıklıdır ve sadece mütevazi oranda et ve yağsız süt ürünleri bulunmaktadır. Ayrıca klasik batı diyetinde bolca olan, rafine un ve şeker Akdeniz veya geleneksel Japon diyetinde yoktur ve ek olarak çokça işlenmemiş ve fermente gıdalar içerir. Bu gıdalar da insan vücudunda zaten doğal probiyotikler gibi davranırlar.

Unutmayın bağırsak floranızdaki iyi bakteriler sadece neyi sindirdiğiniz ve hangi yapısal maddeleri emecekleriyle ilgilenmekle kalmayıp aynı zamanda vücudunuzdaki enflamasyon derecesini ve duygu durumlarınızdaki değişimleri de etkiler.

Peki ne yapabilirsiniz? Farklı yiyecekler yediğinizde nasıl hissettiğinize daha çok dikkat edin. Bir zaman aralığı belirleyerek sadece temiz bir diyetle doğal besinleri tercih edin. Diyetinize doğal fermente ürünleri de (turşu, kefir vb) eklemeyi ihmal etmeyin. Hatta tahılı bile kesmek bir süreliğine güzel bir çözüm olabilir. Vücudunuzdaki değişimleri ve özellikle duygu durumunuzdaki düzelmeyi göreceksiniz. Böyle bir diyet sonrası hem fiziksel, hem duygusal olarak ne kadar iyi hissettiğinizi fark edeceksiniz.

Ya da siz, en iyisi Mora Terapi kilo tedavileri adı altında uyguladığımız 3 aylık programımıza gelin. Çünkü aslen bağırsakları tamamen sağlıklı hale getirmek üzerine, yukarıda bahsedilen tarzda rafine şeker ve rafine tüm gıdalardan arındırılmış, doğal, Akdeniz diyetine çok yakın bir diyet uyguladığımız 3 aylık bir protokol. Üstelik rafine gıdalara ve özellikle karbonhidrat ve şekere olan bağımlılığınızı ortadan kaldırmaya yönelik olarak Mora Terapi cihazımızla uygulama da yaparak bu diyet protokolüne kolaylıkla uyum sağlamanıza yardımcı oluyoruz. Tek başınıza zorlanacağınız bir süreçte yanınızda olarak size destek veriyoruz. En büyük desteği de Mora cihazı veriyor. Fazla kilo bahane, sağlıklı olmak, sağlıklı duygular ve daha mutlu bir yaşam her şeydir.

Sağlık ve mutluluk dolu günler dileklerimizle.

Kaynaklar:

·         A systematic review and meta-analysis of dietary patterns and depression in community-dwelling adults 

The American Journal of Clinical Nutrition, Volume 99, Issue 1, January 2014

·         Mediterranean diet, stroke, cognitive impairment, and depression: A meta-analysis.


·         Relationship Between Diet and Mental Health in Children and Adolescents: A Systematic Review

Adrienne O’Neil, BA(Psych/Soc)(Hons), PhD,corresponding author Shae E. Quirk, BAppSci(Psych), GradDipPsych, Siobhan Housden, MA (Hons), Sharon L. Brennan, BA(Hons), PhD, GCALL, Lana J. Williams, BPsych, GradDipAppPsych, PhD, Assoc MAPS, Julie A. Pasco, BSc(Hons), Dip Ed, PhD, MEpi, Michael Berk, MBBCh, PhD, and Felice N. Jacka, PgDipSci, PhD

·         Mediterranean dietary pattern and depression: the PREDIMED randomized trial









3 Eylül 2019 Salı

BEYİN BAĞIRSAK BAĞLANTISI, NEDEN BÜTÜNSEL&TAMAMLAYICI TEDAVİLERİN SİNDİRİM RAHATSIZLIKLARINI HAFİFLETTİĞİNİ AÇIKLIYOR


Gözünüzde beyinden bağırsaklara, bağırsaklardan da beyne giden bir ok olduğunu canlandırın. Evet çünkü aynı bu şekilde.

20. Yüzyıl boyunca tıp bilimi, vücudun farklı sistemlerini, onları daha iyi anlamak adına, bölümlere ayırmakta çok başarılı oldu. Ancak, bugün anlıyoruz ki, kimi bölümleri birbirlerinden izole etmek, o bölümlerin tek başlarına çalışma sistematiğini anlamak açısından yeterli değil. Beyin-bağırsak bağlantısı da izole edilmemesi gereken bölümlere verilecek güzel bir örnek olarak başı çekiyor.

Öncelikle beyin-bağırsak bağlantısının anatomisi nedir oradan başlayalım; Beyin ve bağırsak arasındaki ilişki tam olarak nasıldır?

Beyin, sindirim veya gastrointestinal sisteme “sempatik(kaç&savaş) sinir sistemi” ve “parasempatik(dinlen&sindir) sinir sistemi” vasıtasıyla sinyaller gönderir. Bu gelen sinyallerin dengesi hangi gıdaların sindirim sistemine hangi hızda alınacaklarını, besinlerin emilimini, mide özsuyunun salgılanmasını ve sindirim sistemindeki enflamasyon oranını etkiler.






Sindirim sistemi ayrıca kendi sinir sistemine, içinde ve çevresinde bulunan yaklaşık 100 milyona yakın enterik sinir sistemine de sahiptir. Enterik sinir sitemi sempatik ve parasempatik sistemden gelen sinyalleri alır ancak bunlardan bağımsız olarak da ayrıca fonksiyon gösterir.

Enterik sinir sitemi bir taraftan milyonlarca bağışıklık (immun) hücresiyle birbirine bağlıdır. Bu hücrelerin sindirim sistemi üzerinde araştırma yapıp bilgileri beyne iletme görevleri vardır; mide şişkin mi?, gastrointestinal kanalda bir kanama var mı? ya da kan akışı yetersiz mi? vs. Yani Beyin birden fazla yolla gastrointestinal sistemle iletişim halindedir.

Peki stres ve olumsuz duyguların bağırsaklar üzerindeki etkileri nelerdir?

Öncelikle bilmeliyiz ki, yukarıda anlattığımız beyin-bağırsak bağlantısı nedeniyle stres, endişe, üzüntü, depresyon, korku, öfke gibi çeşitli olumsuz duygular gastrointestinal sistemimizi etkileyebilir. Gastrointestinal kanalın hareketlerini hızlandırabilir veya yavaşlatabilir, sindirim sisteminde şişkinliğe veya ağrıya duyarlı hale gelmesine neden olabilir. Bakterilerin bağırsak zarından kolayca geçmelerini sağlayarak immun sistemi aktive edebilir, bağırsaklardaki enflamasyonu arttırabilir veya ve hatta bağırsak mikrobiyotasını değiştirebilir. Bunların tamamını yapacak şekilde tetikleyici rol oynayabilir. Bu nedenle stres ve benzeri olumsuz duygular enflatuar bağırsak hastalığı ( Crohn hastalığı ve ülseratif kolit), huzursuz bağırsak sendromu, gastroözofageal reflü (GÖRH), besin alerjileri ve intoleransları gibi çeşitli gastrointestinal hastalıkların oluşmasına neden olabilir veya var olanları kötüleştirebilir.

Ayrıca gastrointestinal sistemdeki negatif değişiklikler beyne geri bildirim vererek, beyin ve gastrointestinal sistem arasında kısır bir döngünün oluşmasına da neden olur. Yeni yapılan çalışmaların gösterdiği üzere, bağırsak enflamasyonunun çokluğu veya sindirim sistemindeki mikrobiyotanın değişmesi yorgunluk, depresyon ve kardiyovasküler hastalıkların oluşumlarına büyük oranlarda katkı sağlayabiliyor.

Peki Zihin-beden bütünlüğünü baz alan tamamlatıcı yöntemlerin gastrointestinal hastalıklardaki etkisi nedir?

Güçlü bir beyin bağırsak bağlantısının varlığı göz önüne alındığında, stres ve olumsuz duyguları azaltan veya ortadan kaldıran tüm tamamlayıcı terapilerin (meditasyon, yoga, hipnoterapi, nefes egzersizleri, homeopatik veya elektrohomeopatik duygu durum ilaç tedavileri vb), gastrointestinal semptomların iyileşmesine yardımcı olduklarını öğrenmek şaşırtıcı olmamalı. Tüm bu tedavi ve terapiler sempatik sinir sistemini bastırıp, parasempatik sinir sistemini yükselterek vücudun stres tepkilerini ve enflamasyonu azaltırlar.

Diğer bütünsel-bütüncül yaklaşımlar nelerdir?

Öğrendik ki, kimi yiyecekler hassas kişilerin bağırsaklarında bazı reaksiyonları tetikleyebilmekte. Bu tür durumlarda özel diyetler kullanmak kesinlikle semptonların azalması için çok önemli. Örneğin düşük asitli gıdalarla beslenmek, fermente edilmiş gıdaların beslenmeden çıkarılması vb. Beslenme şeklinin bağırsak mikrobiyatası üzerinde inanılmaz büyük etkisi var. Sebze ağırlıklı, karbonhidrat oranı düşük, az kırmızı et tüketiminin yapıldığı veya beyaz et, balık ve deniz mahsullerinin tercih edildiği diyetler daha sağlıklı bir bağırsak mikrobiyatasının oluşmasını sağlıyor. Ve bu ve benzeri beslenme değişiklikleri de bağırsak enflamasyonlarında azalmaya ve depresyon, yorgunluk ve kardiyovasküler hastalıklara yakalanma risklerinde düşüşe yol açıyor.

Her ne kadar her kişinin durumu kendine özelse de, ben tamamlayıcı&bütünsel tedavilerin gastrointestinal semptomlarını azaltmak üzere sağlıklı bağırsaklar ve sağlıklı bir zihin için harika birer yardımcılar olduğuna inanıyorum.

Kaynak: Dr. Michelle Dossett, PhD, MPH, Harward Health, 11 Nisan 2019 tarihli Makalesi