16 Nisan 2021 Cuma

GELECEKTEKİ SAĞLIĞINIZA YATIRIM YAPIN!



 GELECEKTEKİ SAĞLIĞINIZA YATIRIM YAPIN!


Sağlıklı bir vücut ve sağlıklı bir yaşam için sağlıklı besinler tüketmeli ve spor yapmamız gereklidir. Vücudumuz için önemli olan günlük spor yapmak en az yediğimiz gıdalar kadar önemli bir yere sahiptir. Düzenli spor yaptığınızda ve sağlıklı beslendiğiniz de fiziksel performansınız gelişmeye başlar ve sağlığınızın olumlu yönde etkilenir.

Spor yapmak için illaki spor salonlarına gitmenize gerek yoktur. Günümüzde birçok insan bu fikre kapılıp günlük aktivite yapmaktan kaçınmaktadır. Spor salonları dışında günlük olarak tempolu yürüyüşler yapabilir, evinizde spor yapabileceğiniz alanlar oluşturabilirsiniz.  Düzenli olarak spor yapmak yaşam kalitenizi arttıracaktır. Bunun dışında düzenli spor yapmanın sağlığımıza üzerindeki etkilerinden bahsedecek olursak;

Düzenli olarak hareket etmek ve spor yapmak vücudunuzda biriken fazla yağın atılmasını bu sayede daha sağlıklı bir bedene sahip olmanızı sağlar. Vücutta bulunan fazla yağ azalırken aynı zamanda kas ve iskelet sisteminiz güçlenerek vücudunuzun dayanıklılığı ve esnekliği artmaya başlar.

Bu sayede günlük aktivitelerinizi de daha az yorulursunuz ve vücut direnciniz artar. Kas ve iskelet sisteminin güçlenmesi ile birlikte bağışıklık sisteminiz de güçlenir. Bağışıklık sisteminiz güçlendiğinde vücudunuz dışarıdan gelen mikroplara karşı daha kolay savaşır ve  daha az ve geç hasta olursunuz. Düzenli spor yapmak sizi hastalıklardan korur. Bilimsel araştırmalara göre düzenli olarak yapılan fiziksel aktivite, çevresel faktörlere bağlı kanserden korunmada oldukça önemli bir yere sahiptir.

Günlük aktivite yapmak nabzınızı kan dolaşımınızı düzenler ve kalp damar rahatsızlıklarına karşı korunmanızı sağlar. Vücudunuza giren oksijen dengelenerek akciğer sağlığınızı korur, diyabet, yüksek kolesterol ve yüksek tansiyon riskini önler. Düzenli spor yaptığınızda kilo alma riskiniz de azalır. Eğer spor yapmayı bir rutin haline getirirseniz vücudunuzdaki fazla yağlar atılmaya başlanır ve obeziteye karşı kendinizi korumuş olursunuz. Stresli bir işe ve hayata sahipseniz düzenli spor yaptığınızda stres faktörü kontrol altına alabilirsiniz. Spor yapmak sizi rahatlatır ve stresten uzak tutar. Bu sayede ruh sağlığınızı ve sinir sisteminizi korumuş olursunuz. 

Erken yaşlarda spor yapmaya başladığınızda beyin aktivitelerinin gelişimi sağlanarak ilerleyen zamanlarda yaşanabilecek unutkanlık riskini en aza indirebilirsiniz. Mutluluk hormonu olan endorfin hormonu düzenli fiziksel aktivite yaptığınız zamanlarda daha fazla salgılanmaya başlar. Spor yapmak cildiniz için de önemlidir. Spor sayesinde cilt sağlığınız korunarak daha sağlıklı ve canlı görünen bir cilde sahip olursunuz. Saçlarınızın kuvvetlendirilmesine de yardımcı olur.

Sizlerin de gördüğün üzere egzersiz yapmanın ve onu günlük hayatın bir rutin haline getirmenin fiziksel ve zihinsel olarak kanıtlanmış bir çok faydası bulunuyor. Birçok bilim insanı yaptıkları testler ve araştırmalarla egzersiz yapmanın insan vücuduna olan pozitif ve önemli etkilerini kanıtlamıştır. Eğer spor salonuna gitmek ve ağır antrenmanlar yapmak istemiyorsanız evde yapacağınız düzenli egzersizlerle metabolizma hızınızı arttırabilir, kendiniz zinde hisseder ve fiziksel görünüşünüz de iyileşme yaşayabilirsiniz.

Günümüzde internete ulaşmanın ve kullanmanın kolaylığı ile birçok egzersiz videosunu ulaşabilir ve kendi günlük planınızı oluşturabilirsiniz. Özellikle dünya olarak zor bir dönem geçirdiğimiz pandemi sürecinde boş vakitlerinizi spor yaparak değerlendirebilirsiniz. Egzersiz yapmaya küçük yaşlarda başlamanın çok daha fazla artısı vardır ancak spor yapmak için hiçbir zaman geç kalmış sayılmazsınız. Her yaş grubuna uygun yapılabilecek birçok egzersiz mevcuttur. Düzenli spor  yapmak düzenli bir hayat yaşamayı da kolaylaştırır, gününüzü planlayarak yaşayıp kendinize zaman ayırabilirsiniz. 

Mutlu ve sağlıklı yaşlanmanın sırrı, zihinsel, ruhsal ve fiziksel bedenlerin sağlıklı uyum içinde olmasında saklıdır. Eğer bu üç unsuru yerine getiriyorsanız bütünsel olarak vücut dengenizi sağlamış olursunuz. Bütünsel sağlık demek enerjik bir bedene, dinç bir zihne ve sevgi dolu bir kalbe sahip olmak demektir. Düzenli spor yapmanın yanında meditasyon ve yoga yapmak da saymış olduğumuz faydaların birçoğunu sağlamaktadır.

Vücudunuzdaki hücreler sürekli olarak yenilenmeye ihtiyaç duyar. PEMF terapisi de vücudunuzdaki her hücreyi yeniden şarj etmenin bir yoludur. Böylece hücreleriniz faydalı maddeleri içeri daha iyi alabilir, atıkları atabilir ve en iyi şekilde işlev görebilir. Vücudunuzdaki her bir hücre PEMF tedavisinden mutlaka olumlu yönde fayda görecektir. 

Sağlıklı günler. 

5 Nisan 2021 Pazartesi

PEMF Cihazlarının Faydasını Deneyince Anlayacaksınız



PEMF Terapisi, vücudunuzdaki her hücreyi yeniden şarj etmenin bir yoludur. Böylece hücreleriniz faydalı maddeleri içeri daha iyi alabilir, atıkları atabilir ve en iyi şekilde işlev görebilirler.

Hücrelerinizin enerji desteğine ihtiyaç duyduğunun bir numaralı işareti ağrıdır. Ağrı ve yorgunluk, vücudunuzun yardım çağrısıdır. Rahatsızlık, halsizlik, vücudun herhangi bir parçasının işlevinde azalma ve duygusal dengesizlikler de diğer enerji ihtiyacı belirleyicileridir.

PEMF Cihazları sayesinde vücudunuz, dünyanın manyetik alanıyla doğrudan temasa geçer ve bundan büyük fayda sağlar.

Dünyanın elektromanyetik alanı (EMF) güvenli ve faydalıdır. Bununla birlikte cep telefonları, Wi-Fi, Bluetooth, bilgisayar ekranları ve yüksek gerilim kabloları gibi modern teknoloji, vücudunuzdaki her hücreyi zararlı enerjiyle bombalar. Vücudunuzdaki her hücreyi , enerji tutabilen ve şarj edilebilen bir pil gibi düşünün. Hücreler zamanla şarjlarını kaybederler ve çalışmaları için yeniden şarj edilmeleri gerekir. Fiziksel yaralanmalar, toksisite, yara dokusu, iltihaplanma ve yetersiz beslenme hücrelerimizin enerjisini tüketen, yani, şarjlarını emen şeylerden sadece bir kaçıdır. 

PEM FDA tarafından kemik kaybını önlemek üzere 1979'da onaylandı. Hatta NASA tarafından dünyaya dönen astronotları desteklemek için bile kullanıldı. 1987'de postoperatif ödem ve ağrı için, 2004'te servikal füzyon cerrahisine ek olarak ve 2011'de de depresyon tedavisi için onay aldı.

Vücudunuzdaki her bir hücre PEMF tedavisinden mutlaka olumlu yönde oldukça fazla fayda görecektir. Mutlaka deneyin.

 


4 Nisan 2021 Pazar

Nefesinizi doğru şekilde alıyor musunuz?



Nefesinizi doğru şekilde alıyor musunuz?

Şehir hayatında yaşadığımız sorunlardan en önemlisi maalesef ki hava kirliliğidir. Kısa vadede bu problemin ne derecede önemli olduğunu anlayamayız ancak uzun vadede sağlığımız büyük ölçüde tehdit altındadır. Yaşadığımız kalabalık şehirlerde, doğadan uzakken aldığımız her nefeste ne yazık ki temiz hava soluyamıyoruz. İçimize çektiğimiz kirli hava akciğerler vasıtasıyla vücudumuza girer ve kan akışıyla tüm vücudumuza yayılarak sağlığımızı tehdit etmeye başlar. Bilimsel araştırmalara göre hava kirliliği, henüz dünyaya gelmemiş bebeklerden yaşlılara kadar toplumun her kesimini olumsuz etkilemektedir. Sağlık örgütleri tarafından en önemli sağlık tehditlerinden biri olarak sayılan hava kirliliği, alerjilerden astıma hatta öğrenme bozukluğuna bile yol açabiliyor. Taze oksijenin, temiz bir havada yaşamanın sağlıklı bir beden için önemi tartışılamaz.




 Şehir hayatında ortaya çıkan kirli havada bulunan gazlar, toksin maddeler ve tozlar gözle görülmezler ancak soluduğumuz hava sebebiyle vücudumuza girip sağlığımızı tehdit ederler. Temiz hava, taze oksijen astım alerji gibi rahatsızlıkların oluşmasını önler. Kirli hava akciğerlerimizi kirletirken temiz havada tam tersi olarak ciğerlerimizi temizler. Temiz hava aldığımızda akciğerde bulunan toksin maddeler azalır. Kan akışı hızlanır ve temiz hava vücudun her yerine dağılır. Hava kirliliği sadece solunum sistemini olumsuz etkilemez. Doğru çalışmayan bir solunum sistemi aynı zamanda sindirim sistemini de kötü etkiler. Sindirim sistemimiz aldığımız gıdayı parçalara ayırmak için oksijene ihtiyaç duyar. Bundan sebeptir ki taze oksijen sindirim sisteminin düzgün çalışmasını sağlar. Kirli hava sadece beden sağlığımızı olumsuz etkilemiyor ne yazık ki. Ruh sağlığımız da kötü havadan olumsuz yönde etkilenmektedir. Mutluluk hormonu olan serotonin hormonu sağlıklı bir insanın ihtiyacı olan temel bir salgıdır. Temiz havada vakit geçirdiğimiz ve taze oksijen bedenimize girdiği zamanlarda kendimizi daha iyi hissederiz. Bunun sebebi de temiz hava ile birlikte serotonin salgılanmasıdır. Kirli hava anksiyete bozukluğu ve depresyona neden olabilir. Vücudumuzda bulunan mikroplarla savaşan beyaz kan hücrelerinin görevini yerine getirebilmesi için de temiz oksijene ihtiyaç vardır. Sağlıklı ve uzun bir yaşam için temiz oksijen  çok önemlidir. Bu yüzden bol bol temiz havada vakit geçirmeye çalışmalıyız



Taze oksijen ve temiz havanın bir başka önemli unsuru da beyin fonksiyonlarını güçlendirmesidir. Beyin, ihtiyaç duyduğu enerjiyi temiz havadan karşılar. Vücudumuza giren oksijenin %20'si beyin tarafından kullanılır. Taze oksijen öğrenmeyi kolaylaştırıp beynin görevini doğru yerine getirmesini sağlar. Oksijene vücudumuzun yakıtı diyebiliriz. Bu yüzden tüm organlarımızın sağlıklı ve doğru çalışabilmesi için vücudun bol ve temiz oksijene ihtiyacı vardır. Oksijenin sağlığımıza fayda sağlayan bir başka özelliği de yağ yakımını hızlandırmasıdır. Araştırmalara göre açık havada yapılan spor, kapalı alanlarda yapılan spora oranla daha fazla yağ yakımı sağlamaktadır. Kısaca temiz hava sağlığımız için her açıdan önemlidir. Hem elimizden geldiği kadar hava kirliliğinin önüne geçmeli hem de doğada, oksijeni bol olan alanlarda daha çok vakit geçirmeye çalışmalıyız. Aynı zamanda doğru nefes almak da hayatımızda büyük bir önem arz etmektedir. 





Günde 20 binden fazla nefes alıyoruz. Doğru nefes almak, bedenimizin ihtiyacı olan oranda oksijen alması ve beynin tazelenmesi demektir. Gerekli ölçüde oksijen alamadığımızda kana yeterince oksijen gitmeyecektir. Doğru nefes almamak, daha fazla yorgunluk yaşamaya kandaki karbonhidrat miktarının artmasına neden olur. Alınan doğru nefes kadar verilen nefeste vücut dengesi için önemlidir. Bu yüzden nefes egzersizi yapmak ve doğru nefes almak sizlere büyük ölçüde fayda sağlayacaktır. Yorgun ve stresli hissettiğiniz zamanlarda şimdi bahsedeceğimiz egzersizi yaparsanız kendinizi rahatlamış hissedeceksiniz. Dik oturun ve öncelikle nefesinizi tamamen boşaltın. Sonra burnunuzdan derin bir nefes alın. Bu sırada karnınız ve diyaframınız şişecektir. Ardından sırtınızı genişleterek nefes alıp verin. Daha sonra aldığınız nefesi 'sss' sesi ile kesik şekilde vermeye çalışın. Gün içinde birkaç kez tekrar edebilirsiniz. 


19 Mart 2021 Cuma

Yaşamınızdaki Ağır Metallerin Farkına Varın!


Ağır metaller, yaşamımızda bulunan kimyasallara verilen addır. Aldığımız besinlerdeki metaller biz farkında olmasak da birçok kronik rahatsızlığa sebep olabilir ve vücudumuzda biriken ağır metaller sağlığımızı olumsuz yönde etkileyebilir. Vücutta fazla metal birikmesi sonucu en çok görülen belirtiler; uykusuzluk, anksiyete bozukluğu ve sindirim sorunlarıdır. Bu sorunlardan yola çıkarak farklı hastalıklara da yol açtığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır.

Ağır metaller beyin hücrelerine de zarar verirler. Verdiği zararlar sonucunda hafıza zayıflığı yaşatırlar. Yaşamımızın her alanını etkileyen hafızamız fazla metale maruz kaldığı durumda zarar görebilir. Özellikle kurşun ve cıva nöronlara zarar verip stresi arttıran nörotoksinlerdendir. 

Öncelerde 'meslek hastalığı' olarak adlandırılan ve halk arasında bu şekilde bilinen ağır metal zehirlenmesi şimdilerde çok daha fazla insan için risk oluşturuyor. Ağır metallerden bahsedecek olursak, bunlar ; cıva, bakır,  nikel, kurşun,  çinko, kobalt, krom,  kadmiyum ve arseniktir. İlk önce havaya, sonra toprağa, dolayısı ile bitkilere en sonda insan ve hayvanların vücuduna giren ağır metaller, bunların dışında solunum yoluyla da vücuda girebilirler. Asit yağmurlarının suya ve toprağa karışmasıyla birlikte çok daha büyük kitlelere yayılırlar. Bu şekilde bir yayılmanın engellenmesi oldukça zordur ve özellikle göl ve ırmak sularına karıştığında tehlikeli bir boyuta gelmektedir. 

Ağır metaller ne yazık ki sadece havadan veya topraktan bizlere ulaşmıyor sigara dumanı sebze ve meyveler süt ürünleri ve konserve gıdalar yoluyla da vücudumuza taşınıyor.

Vücudumuza giren bu metaller depolanıp vücutta kalabiliyor. Olması gereken miktarda vücutta bulunan ağır metaller bizim için bir risk teşkil etmiyor. Ancak normalden fazla miktarda alındıklarında beyin ve sinir hücrelerinde zehir etkisi oluşturabiliyor.

Özellikle aldığımız besinlere karışan metaller arasında; cıva, alüminyum, kurşun, arsenik ve kadmiyum vardır. Ne yazık ki bu metaller vücuda en kolay yediklerimiz vasıtasıyla giriyor. Kireçli ve kirlenmiş sular sebebiyle vücudumuza direkt olarak arsenik giriyor, yıpranmış tavalar sebebiyle bakır, kirlenmiş suda yaşayan balıkları yememiz sebebiyle cıva alıyoruz. Gördüğünüz üzere bizler farkında olmadan istemeyerek bu metallere maruz kalıyoruz ve yine gözden kaçırdığımız sağlık sorunlarıyla karşılaşabiliyoruz.

En çok karşımıza çıkan ağır metal zehirlenmesi kurşun zehirlenmesidir. Kurşun, bitkilerin köklerinde, meyvelerin yüzeyinde ve yapraklarında bulunuyor. Bu sebepledir ki meyve ve sebzeleri yemeden önce dikkatli yıkayıp tüketmeliyiz, ancak bu şekilde vücudumuza girmesini büyük ölçüde azaltabiliriz.

Böyle bir duruma maruz kaldığımızda vücudumuzda giren kurşun yaklaşık olarak 30 yıl boyunca vücudumuzda kalıyor ve bizler etkilerini görüyoruz. Özellikle kemiklerde depolanan kurşundan  ömür boyu kurtulmamız zorlaşıyor. Yiyecek ve içecekler ile vücudumuza girip depolanan bir başka metalde kadmiyumdur. Özellikle suya karışan bu metal, zaman zaman toprağa da karışabiliyor. Bizlerde bitkiler yoluyla bu metali vücudumuza alıyoruz. Aynı şekilde suya karışan kadmiyumu yediğimiz balıklar yoluyla da almamız mümkün. 

Vücudumuza giren bu ağır metalleri birkaç test yoluyla tespit etmemiz mümkün. Bunlardan en çok tercih edileni ve ilki sayılan; kan testidir. Vücudumuz, ağır metale maruz kaldığında yüksek ölçüde kanda kalır. Eğer kanda metal belirlenirse yakın bir zamanda maruz kalınmış demektir. İkinci seviye ölçütü saç testidir. Metaller vücuda girdikten birkaç hafta sonrasında saçlarınızda kalır. Bu saç testi vücuttaki mineral dengesizliklerini tespit edebilir. Üçüncü ve son seviye ölçütü kemik testidir. Vücuttaki Kurşun miktarını belirlemek için kullanılır, çünkü kurşun kemiklerde birikir. Kısacası ağır metaller kalp hastalıklarından, parkinsona, hücresel sorunlara, depresyona ve hatta romatizma sorunlarına kadar birçok rahatsızlığa yol açabiliyor. Sağlığımıza her konuda özen göstermemiz gerektiği gibi ağır metaller konusunda da aynı özveriyi göstermeliyiz. Yediğimiz yiyeceklere ve içtiğimiz sulara dikkat etmemiz gerekir. Bol bol temiz hava almalı organik besinler tüketmeliyiz. Ağır metalleri vücuttan dışarı atmamıza yardımcı olabilecek yöntemler vardır. Bunlardan biri ağır metal detoksudur. Sarımsak yemek, düzenli sebze tüketmek, bitki çayı içmek vücudumuzu büyük ölçüde metallerden arındırabilir.




Mora terapi, Health scanner cihazıyla, elektro akupuntur yöntemiyle vücutta ağır metal var mı yok mu tespit etmektedir. Aynı zamanda yapılan şelasyon ile bu ağır metalleri vücuttan uzaklaştırmaya yardımcı olmaktadır. 

Son olarak ise ağır metal detoksu için oldukça önemli besin takviyelerinden bahsetmemiz gerekir.

Aşağıdaki yiyecek ve içecekler, dünya tarafından da bu konuda kabul görmüş, ağır metal zehirlenmesinin etkilerinden korunmak için rutin beslenme planımıza entegre edilebilir:


•        Brokoli

•        Brüksel lahanası

•        Kereviz

•        Kişniş

•        Lahana

•        Mantar

•        Fesleğen otu

•        Havuç

•        Ispanak

•        Pazı

•        Karalahana

•        Maydanoz

•        Narenciye (portakal, greyfurt, limon)

•        Sarımsak

•        Soğan

•        Spirulina

•        Zencefil

•        Zerdeçal


Yukarıdaki tüm besinlerin dahil edilebileceği ağır metal detoksuna yardımcı olabilecek besinlerden oluşan beslenme planı ve şelasyon terapisi ağır metalleri vücuttan uzaklaştırma yöntemlerinden bazılarıdır. Mora Terapi yönteminde ise yapılan elektro akupunktur testi ile vücudunuzda birikmiş ağır metaller tespit edilebilmekte ve ağır metal detoksu terapilerimizle birlikte yapılan şelasyon terapisi ile ağır metaller vücuttan uzaklaştırılabilmektedir. Ayrıca Health Scanner cihazımızla da ağır metal birikimi var mı yok mu rahatlıkla analiz edilebiliyor.  


Herkese ağır metalden uzak, sağlıklı günler!






5 Mart 2021 Cuma

Hareketsiz Yaşamın İnsan Sağlığına Zararları


HAREKETSİZ YAŞAMIN İNSAN SAĞLIĞINA ZARARLARI

Yaşamımızın en temel değişkenlerinden olan sağlığımız, sürekli dikkat ve özen gerektirir. Kötü alışkanlıklardan  uzak durmak, dengeli ve düzenli beslenmek, düzenli egzersiz ve spor yapmak sağlığımızı korumamızın başlıca gerekliliklerindendir. 

Peki hareketsiz yaşamın sağlımızı ne ölçüde etkilediği konusunda yeterli bilgiye sahip miyiz? Ne yazık ki sağlımızı etkileyen baş faktörlerden biri; hareketsizliktir. Günümüzde, teknolojinin değişmesi ve gelişmesinin sağlamış olduğu konfor tüm insanları uzun süren bir hareketsizliğe sürükledi. Hareketsizlikle birlikte insanlarda hem motivasyon kaybı hem de sağlık sorunları ortaya çıkmaya başladı. 

Fiziksel aktivitenin eksikliği hem kendi sağlığımızı hem de toplumun genel sağlık düzeyini kötü etkilemektedir. Özellikle masa başında çalışan kişiler için,  hem iş yoğunluğu hem de zamansızlık  hareketsiz yaşama kapılarını açıyor diyebiliriz. Yıllar önce makineleşme yokken insanoğlu kas gücünü kullanarak hayatını idame ettiriyordu. Ancak günümüzde tabiri caizse her şeyin her işin bir kolayı var. 

Günlük yaşamımızda ihtiyacımız olan birçok şeyi teknolojinin bize sağladığı imkanlarla çok daha kısa sürede gerçekleştirebiliyoruz. İyi anlamda hayatımızı fazlasıyla kolaylaştıran bu makineler, kötü anlamda bizleri tembelleştiriyor. Buna bağlı olarak da hareketsizlik, sağlık sorunlarını da beraberinde getiriyor.

Yaptığımız düzenli egzersizlerin insan vücuduna ve sağlığına olan etkisi bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Düzenli egzersiz yapmanın kas, kemik gelişiminden, solunum sindirim sistemine sayamayacağımız kadar çok katkısı vardır. Dünya olarak büyük bir salgına mücadele ettiğimiz şu günlerde ne yazık ki baş düşmanımız olan hareketsizlik, istemesek de bir çoğumuzun hayatına yerleşti bile.

Hareketsizlik, kas gücümüzü zayıflatıp vücut direncimize ve dayanıklılığımızı düşürür.  Özellikle bel kaslarından başlayan zayıflama, kamburlaşmayı da beraberinde getirir. Duruş bozuklukları, baş, boyun ve bel ağrılarının çoğu yetersiz fiziksel aktiviteden kaynaklanmaktadır. Bu ağrılarla birlikte direncimizi kaybedip, günlük rutin işlerimizi bile çok zor gerçekleştirir hale geliriz. Hareketsiz yaşam sadece yaşam kalitemizi düşürmekle kalmaz, vücudumuzdaki  oksijen seviyemizi de düşürür. Bu durumda kalp daha yavaş atmaya başlar ve kalp kası güçsüzleşir. 

Düzenli egzersiz yapmak görüldüğü üzere kalbimiz için de çok büyük bir önem arz ediyor. Hayatımıza hareket katarak, egzersiz yaparak kalbimizi güçsüz düşmekten kurtarabilir, kalp atış hızımızı arttırabilir, güçlü kalp damarlarına sahip olabiliriz. Hareketsiz ve yavaş tempolu bir hayat aynı zamanda strese de neden olabilir. Uzun süre oturmak ve uzanmak bacak sağlığımız içinde risklidir. Hareketsizlik, bacaklarımızdaki kan dolaşımını yavaşlatıp varis oluşmasına sebep olur. Özellikle 50 yaş üstü insanlarda bu duruma sıkça rastlanır. 

Hareketsiz yaşamın insan sağlığına kötü etkilerinden biri de sindirim sistemimiz için bir tehdit unsuru oluşturması. Uzun süreli hareketsizlik bağırsak hareketlerimizi yavaşlatır ve sindirim sorunlarını ortaya çıkarır. Bununla birlikte yediğimiz besinlerin vücuttan atılması zorlaşır. Bu da fazla kiloya ve uzun vadede  obeziteye sebep olur. 

Yine hareketsiz yaşam, kemik erimesi, diyabet gibi sağlık sorunlarının da başında gelir. Hareketsizliği bir yaşam biçimi haline getirenler, sağlıklarını ne şekilde bir tehlikeye attıklarının farkında değiller. Tüm yaş gruplarından bireyler zamanlarının büyük bir kısmını televizyon, telefon, tablet, bilgisayar başında geçiriyor.  Ve çoğu insanda bu durum bir bağımlılık haline geliyor. Öğrenme çağında olan çocuklar için bu oldukça tehlikeli bir unsur. O yaşlarda edinilen alışkanlıklar küçük yaşlardan itibaren hareketsizliğe ve sağlıksız yaşama sebep oluyor. Sokaklarda yaşıtlarıyla birlikte vakit geçirmesi oyun oynaması gereken çocuklar, teknolojinin kurbanı olup tüm günlerini ellerindeki tabletlerle geçiriyor.  Yine ergenlik çağında veya 20’li yaşlarda ki kişilerde sosyal medyanın etkisi altında kalıp zamanlarını teknolojik cihazlarla heba ediyorlar. 

Teknolojinin büyüsüne kapılıp sağlımızı riske atmamalı mutlaka her gün 1 saat yürüyüş veya yavaş tempolu egzersiz yapmalıyız. Örneğin; kısa mesafe gideceğimiz yerlere araçla değil yürüyerek gitmeyi tercih etmeliyiz. Telefonlardan tabletlerden uzak, biraz kendimize zaman ayırmalıyız. Unutmamız gereken en önemli şey, alışkanlıkların tekrarlarla kazanıldığı ve erken yaşlarda edindiğimiz her olumlu alışkanlığın ileri ki yaşlarda bizlere kolaylık sağlayacağıdır.


12 Şubat 2021 Cuma

Alkol Bağımlılığı: Nasıl Kurtulabilirsiniz, Alkolün Zararları Nelerdir?

 

Bağımlılığın her türlüsünün insan bedenine ve psikolojisine negatif etkisi olduğunun hepimiz farkındayız. Olumsuz alışkanlıklarımızın bağımlılığa dönüşmesi, bütün hayatımızı derinden etkiliyor. Alkol bağımlılığı da tıpkı sigara bağımlılığı gibi fiziksel ve psikolojik durumumuzu her geçen gün daha da kötüye götürüyor. Eğer alkol bağımlısıysanız, bununla mücadele etmek için hiç beklememeniz gerekiyor. Her geçen günün ve aldığınız her yudumun aleyhinize olduğunu kabul ederek işe başlarsanız, işinizin kolaylaşacağını unutmamanız gerek. ;Alkol bağımlılığının iyi geldiği tek bir kişinin bile bulunmadığını kabul etmeliyiz.

Alkol bağımlılığının etkileri

Alkol bağımlılığı, vücutta onarılması zor hasara neden oluyor. Çok ciddi hastalıkların kapısını açan alkol bağımlılığıyla ilgili temelde konuşmamız gereken hastalıklara biraz göz atalım:

·       *   Anemi

·        *  Kanser

·       *  Sinir hasarı

·         * Enfeksiyon hastalıkları

·         * Gut

·         * Yüksek tansiyon

·         * Epilepsi nöbeti

·         * Depresyon

·         * Demans

·         * Siroz

·         * Kalp ve damar hastalıkları

Tek başına bile korkutucu olan bu hastalıkların, birden fazlasını aynı anda yaşama ihtimaliniz de bulunuyor. Alkol bağımlılığı bu kadar ciddi sonuçlara neden olabiliyorken, adı bile yeterince kötü şey çağrıştıran bu kötü alışkanlığı bırakmanın aslında hayatınızı geri kazanmak için en önemli adımlardan biri olduğunu unutmamanız gerek.

Bağımlılık hepimizin hayatını etkiler

Alkol, sigara, uyuşturucu madde bağımlılığı gibi kötü alışkanlıkların tamamı, hayatımızda yoğun bir etkiye sahip. Yoksunluk çekmeye başladığımız  anlarda  hissettiklerimiz ve davranışlarımız bile aslında bağımlılıkların hayatımızı ne derece ters yüz ettiğini ortaya koyuyor.

Bir süre alkol almayan bir alkol bağımlısının davranışlarının nasıl değiştiğini, kendisini nasıl hissetmeye başladığını, çevresindekilere nasıl davrandığını düşünün. Yoksunluk çekmeye başlayan ve herhangi bir kötü alışkanlığa bağımlı hale gelmiş herkes, hayatının kötü gidişatını gözler önüne serer. Bunun eğer farkına varan bir bağımlıysanız, işinizin hem zor hem de çok kolay olduğunu söyleyebiliriz.

Bağımlı olduğunuzu kabul ettikten sonra adım atmak çok daha kolay olacak. Alkolün hayatınızda bir bağımlılık boyutu aldığının farkına varıyorsanız, acilen harekete geçmeniz gerek. Bu noktada, ayrıca “Ben bir alkol bağımlısıyım ve buna müdahale etmem gerek” derseniz, her şey daha da kolaylaşacak.

 

Alkol bağımlılığı nasıl anlaşılır?

Peki, alkol bağımlılığı nasıl anlaşılır? Aslında, bunu fark etmek oldukça kolay. Eğer alkolün vücudunuzdaki etkileri (sarhoşluk ya da çakırkeyiflik gibi) azalmaya başlıyorsa, her geçen gün bir öncekinden daha fazla alkol aldığınızı hissediyorsanız, işte burada büyük bir problem var demektir. Hemen o an harekete geçerek her şeyin gidişatını değiştirebilir, hayatınızı geri kazanmak için bir adım atabilirsiniz.



“Alkol bağımlılığından kurtulmak istiyorum” diyorsanız…

Dünyada gün geçtikçe yaygınlaşan, problemleri gözle görülür hale gelen ve herkes için bir risk olarak hayatımızın orta yerinde duran alkol bağımlılığı, aslında tedavi edilebiliyor. Dünyanın farklı yerlerinde, çok çeşitli tedaviler alkol bağımlılığına karşı kullanılabiliyor.

Karar verdiğiniz anda size uygun olduğunu düşündüğünüz, uzman bir ekip tarafından uygulanan, verimli bir alkol bağımlılığı tedavisini bulmak sizin için hiç de zor olmayacak. Alkol bağımlılığıyla ilgili kaynakları araştırır, biraz bu konuda bilinçlenmek için çabalar ve kendinizi kötü gidişata karşı hareket etme yönünde teşvik ederseniz, bırakmanın bağımlı olmaktan çok daha kolay olduğunu fark edeceksiniz. Aileniz ve çevrenizdekilerden, uzmanlardan, sağlık kuruluşlarından ve tedavi merkezlerinden destek alarak hayatınızın en güzel kararlarından birini alabilirsiniz.

Vücudunuz, sağlığınız, sosyal hayatınız, psikolojiniz, aileniz, çevreniz ve geri kalan tüm güzel şeyler için dünyanın en tehlikeli, en zararlı bağımlılıklarından biri olan alkol bağımlılığına karşı harekete geçmeniz her şeyi değiştirecek.

Hemen bugün alkol bağımlılığına dur demeyi seçin. Sağlığınızı ve sosyal hayatınızı geri kazanın.

5 Şubat 2021 Cuma

Sigarayı Bırakmanın Faydaları


Sigarayı Bırakmanın Faydaları, Sigarayı Bırakınca Vücutta Neler Değişir?

Sigaranın zararları, artık dünyanın her yerinde biliniyor. Bunun yanında sigara bağımlılığı ise oldukça yaygın. Bu kötü alışkanlığın zararları saymakla bitmezken,  sigarayı bırakmak için gün geçtikçe daha çok insanın harekete geçtiğini ise söylemek mümkün. Bilinçlenen sigara bağımlıları yavaş yavaş sigarayı bırakmak istiyor. Sigarayı bırakmak için pek çok neden varken, hem bırakmayı hem de zararlarını konuşmanın tam zamanı.

Sigaranın Zararları Nelerdir?

Sigara bağımlılığı, pek çok önemli hastalığın büyük oranda nedeni olarak görülüyor. Üstelik tüm bu etkiler, klinik araştırmalarla çoktan kanıtlanmış durumda. Bu durumda, aslında bırakmak için çok net nedenler var. Gelin, bu nedenlerin biraz üzerinden geçelim. Hafızamızı tazelemek, sigarayı bırakmanız için gereken teşviki kesinlikle sağlayacak.

Sigara içmenin başlıca zararları:

-          Kanser

-          Kalp hastalıkları

-          Kalp krizi

-          Akciğer hastalıkları

-          Diyabet

-          Kronik bronşit

Tüberküloz, göz rahatsızlıkları, bağışıklık sistemi sorunları da sigara nedeniyle riski artan hastalıklar arasında. Öte yandan, pek çok hastalığın yan nedeni de sigara. Sigaranın neden olduğu ya da yan faktör olarak neden olduğu hastalıklar nedeniyle hayatını kaybeden kişilerin sayısı da gün geçtikçe artıyor.

Sigarayı Bırakınca Sağlığımı Geri Kazanır mıyım?

İnsan vücudu, zararlı alışkanlıkları hızlı bir şekilde kazansa ve zarar görse bile, aslında tüm bu zararlardan kurtulmanın yolunu da bir süreç içerisinde kolaylıkla gerçekleştirir. Sigarayı bırakmak, çok büyük oranda iyileşmenize kısa, orta ve uzun vadede yol açar. Vücudunuzdaki değişimler, yavaş yavaş kendini gösterir. Birkaç saat sigara içmeyinca bile soluk alış verişlerinizdeki düzen ve rahatlık dikkatinizi çekecektir.

Vücudun sigarada bulunan zararlı maddeleri atması, bir süreç içinde gerçekleşir. Ancak hücre tazelenmesi, bir süreç içinde gerçekleşmesine rağmen, sigaranın zararlarının vücudunuzda yok olduğunu hissetmemeniz neredeyse mümkün değil. Bunu yürürken, nefes alıp verirken, spor yaparken fark etmeniz ise kesinlikle sigaraya karşı bakış açınızı değiştirerek bu kötü alışkanlıktan kurtuluşunuz için yardımcı olacak.

Hemen bugün başlayarak bir adım atarsanız, bir hafta sonunda bile ufak da olsa yaşadığınız iyileşmenin etkilerini hissetmeye başlayacaksınız.

Sigarayı Bırakınca Vücudumda Neler Oluyor?

Sigarayı bırakınca vücudunuzda nelerin değişeceğini ve nasıl kısa bir sürede kendinizi toparlayacağınızı fark etmek, teşvik ediciliği oldukça önemli bir yol. Birlikte bakalım:

-          Bir ay içinde bağımlılığı kıracağınız için beyninizdeki nikotin reseptörleri normale dönmeye başlar.

-          Kan akışınız, 2 ila 12 hafta içerisinde düzelmeye başlar ve kalp krizi riskiniz de bu noktada azalma gösterir. Öte yandan, fiziksel aktiviteleriniz de iyileşmeye başlar.

-          Tat ve koku hissiniz 48 saat içinde iyileşmeye başlar.

-          Artan soluk ve fiziksel aktiviteyle vücudunuzdaki oksijen normale döner ve enerji artışı yaşamaya başlarsınız.

-          Oksijen seviyesinin artışıyla bağışıklığınız güçlenmeye başlar.

-          Dişlerinizdeki sararmalar azalır.

-          Bunun için birkaç yıla ihtiyacınız olsa da, sigarayı bırakmak, kansere yakalanma riskiniz azalmaya başlar.

“Sigarayı Bırakmak İstiyorum” diyorsanız…

Eğer sigarayı bırakmak istiyorsanız ve bu konuda kararlıysanız, bir an önce adım atmanızda kesinlikle yarar olduğunu söyleyebiliriz. Sigara bağımlılığı ve sigara kullanımıyla geçen her gün, sağlığınızdan bir adım daha uzaklaşmanıza neden oluyor.

Artık sigarayı bırakmanın çok daha kolay olduğunu, uzmanların ve tedavi yöntemlerinin arttığını, hatta başarı oranının da çok yüksek olduğunu bilmelisiniz. Bir uzmana başvurarak, kendiniz için en verimli olduğunuz yöntemi seçerek ve kararlı bir duruşla, tüm bağımlılıklarınıza olduğu gibi, sigara bağımlılığına da son vermeniz tahmin ettiğinizden çok daha olay olacak. Bu nedenle, mümkün olduğunca çabuk bir şekilde, sigaranın tüm zararlarını arkanızda bırakarak bu bağımlılığa bir son vermelisiniz.

Uzun yıllardır sigara içiyor olmak, bu yolda cesaretinizi kırmamalı, aksine sizi perçinlemeli. Uzun zamandır sigara içiyorsanız, zararlarının çok daha kolay fark edildiğini biliyorsunuzdur ve hatta bu zararları fark ediyorsunuzdur. Öyleyse, sorunu bilirken harekete geçmek gerektiğini de biliyorsunuz demektir.

En kısa sürede, kendiniz için en sağlıklı kararı vererek sigarayı bırakmanız, kendiniz ve sevdikleriniz için alacağınız en güzel kararlardan biri olacak.