25 Ocak 2019 Cuma

MORA PSYCHOBIOPHONIC SES TERAPİLERİ


Mora Nova Cihazı

MORA terapinin mucitlerinden olan Dr. Morell, yetmişli yılların ortalarında damadı Elektronik Mühendisi Eric Rasche ile birlikte, vücudun kendi rezonanslarını kaydedebilen, analiz edebilen, düzeltebilen ve ardından düzenlenmiş salınımları insan vücuduna geri verebilen bir cihaz geliştirmiştir. Bu, klasik Biorezonans metodunun doğuşudur.

Homeopati olarak bilinen ve tüm dünyada hızlı şekilde yayılan bir tamamlayıcı tıp yönteminin, geleneksel Çin tıbbının temel önermeleriyle harmanlanması ve bu bilginin yüksek teknolojiyle birleştirilmesi MORA Terapi’yi yaratmıştır.

Mora NOVA cihazı, Dr. Franz Morell ve Erich Rasche’nin geliştirdiği orijinal biorezonans tedavilerinin hem cihaz hem de yazılım olarak en gelişmiş ve güncel teknoloji kullanılarak üretilmiş, son ve yenilikçi versiyonudur. Mora NOVA dünyada, Bioerzonans cihazları içinde gelişmiş teknoloji uygulamaları, kullanım kolaylığı ve yüksek etkinliği ile bilinmektedir.


Mora Nova Psychobiophonic Ses Terapisi Modülü


Mora Nova cihazı, doktorların teşhis ve tedavide kolaylıkla kullanabileceği ve alanlarında fark yaratmalarını sağlayabilecek birçok modül bulundurmaktadır. Bu modüller gerek sadece tedavi amaçlı gerekse yapılacak tedavilere destek terapi amaçlı kullanılabilmektedir. Mora Nova, içerisindeki çeşitli modüller ve test kitleri sayesinde birçok endikasyonda çalışabilmek için doktorlarımıza ışık tutmaktadır.

Endikasyon yelpazesi oldukça geniş modüllerimizden birisi de Mora Nova Psychobiophonie’dir. Bu modül de 5 Element modülü gibi müziğin terapi gücünden yardım almaktadır. Ancak onu müzik terapilerinden ayıran en önemli özelliği aynı zamanda vücuttaki frekansları düzenlemesidir. El ve ayaklardan cihaza bağlı olan danışanın, seçilen endikasyon çerçevesinde hem vücudundaki doğru olmayan frekanslar teşhis edilerek düzenlenir hem de yine seçilen endikasyona özel ses terapilerinden destek alınmaktadır.

Mora Nova Psychobiophonie modülü, anksiyete ve OKB gibi psikolojik rahatsızlıkları, kalp, karaciğer, sinir sistemi rahatsızlıkları, egzama, dermatit gibi deri problemleri ve sindirim sisteminde meydana gelebilecek akut ve kronik rahatsızlıklarda tedavi etme veya tedaviyi destekleme imkânı sunmaktadır. Aynı zamanda uçak korkusu gibi fobileri olanlarda, jet lag olanlarda da zararlı etkileri ortadan kaldırabilmek için kullanılabilmektedir.

Mora Nova Psychobiophonie modülü, hormon dengesizliklerinde, menapozun istenmeyen etkilerini ortadan kaldırmada, ağrılı menstrual dönem geçiren kadınlarda da tercih edilmektedir. Hipertansiyon, diyabet, alerji, otizm, gıda bağımlılıkları, obezite, uyku bozuklukları, çeşitli akut veya kronik enfeksiyonel hastalıklar gibi birçok alanda destek terapisi olarak fark yaratmaktadır.

Psychobiophonie, programlı olarak en az 6-8 seans uygulandığında danışanlar üzerinde gözle görülebilir düzelmeler sağlamaktadır. Gerek tedavi olarak gerekse yapılan tedavilere destek terapi olarak bu modüle yer vermekte fayda var. 



18 Ocak 2019 Cuma

MENSTRUAL DÖNEM KABUSUNUZ OLMASIN


Kadınların üreme fizyolojisinde rahim ve yumurtalıklarda her ay kadını gebeliğe hazırlayan bir takım fonksiyonel değişiklikler gerçekleşmektedir. Menstruasyon kanamasının başlaması o ay için kadının üreme fonksiyonunun başarısız olduğunu yani döllenme ve gebelik olmadığı anlamına gelmektedir.

Kadınların ergenlikten itibaren periyotlar halinde rahimin iç tabakasından kanaması hali olan menstruasyon (ya da diğer adlarıyla adet, regl) hormonların etkisiyle düzenlenmektedir. Hormon bozukluklarında adet düzensizlikleri ve dayanılmaz sancılar gözlemlenebilmektedir.


Adet sancısının tıp dilindeki adı dismenoredir. Adet kanamasının neden olduğu bu ağrı karnın alt kısmında hissedilebilmekte ancak sırta ve uyluklara da yayılabilmektedir. Adet sancısı çok sık rastlanan bir durumdur. Bazı çalışmalarda genç kızların %75’inde ve yetişkin kadınların %20 ila 50'sinde adet dönemlerinde ağrı ve rahatsızlık olduğunu ortaya koyulmuştur. Kadınların yaklaşık %20’sinde, ağrı günlük aktivitelerin devam edebilmesini engelleyecek kadar şiddetli hale gelebilmektedir.


Ayrıca bazı kadınlarda adet ağrısına; bulantı, kusma, sinirlilik, kabızlık, sık idrara çıkma gibi şikayetler de eklenebilmektedir. Sancılı adet görme aslında normal adet görme mekanizmasının bir parçası olan rahim kasılmalarının kadın tarafından aşırı ağrı şeklinde hissedilmesidir. Adet kanamasının çok aşırı olmaması ve kan kaybının kısıtlanması için adet döneminde rahim bir miktar kasılmaktadır. Ancak bazı kadınlarda bu kasılmaların şiddeti oldukça fazladır. Kasılmaları sağlayan maddeler, rahimde bölgesel olarak salgılanan maddelerdir. Adet dönemi sırasında, vücut prostaglandin olarak bilinen bir başka kimyasal grubu daha salgılamaktadır. Bu kimyasallar rahim kaslarının daha çok kasılmasına neden olarak ağrıyı artırabilmektedir. Bu maddenin aşırı miktarda salgılanması ya da kadında bu maddelere karşı ağrı şeklinde bir aşırı duyarlılık cevabı oluşması aşırı derecede adet sancısı olarak hissedilebilmektedir.

Adet sancısı tedavisinde ise, bu maddelerin oluşumunu engelleyen ağrı kesiciler kullanılabilmektedir. Aynı zamanda sıcak su torbasını direk deri ile temas etmeyecek şekilde uygulamak, hafif egzersizler yapmak, ılık duş almak, bol su tüketmek adet döneminde sancıların azalmasını destekleyecek yöntemlerdendir.

Adet sancıları çok şiddetli ve genel iyilik halini etkilemeye başlamışsa, sıradan ağrı kesicilerle kontrol altına alınamıyorsa veya iş gücü kaybına neden oluyorsa mutlaka jinekolojik değerlendirme yapılması önerilmektedir.

Mora Terapi ile yapılan renk terapileri ile adet sancılarının şiddeti kontrol altına alınabilmektedir. Aynı zamanda yapılan hormon regülasyon terapileri ile anormal hormon seviyeleri normal sınırlara çekilebileceğinden sancılı menstrual dönem geçiren veya menapoz dönemindeki kadınlar içinidealdir. Mora hormon regülasyon terapileri ile uzun vadede regl ağrılarında azalma sağlanabilmekte ve menapozun olumsuz etkileri hafifletilebilmektedir. 



11 Ocak 2019 Cuma

GÖRÜNMEZ TEHLİKE ELEKTROMANYETİK STRES


Elektromanyetik kirlilik, günümüzde insan sağlığı açısından ciddi tehdit oluşturan ancak görmezden gelinen bir durumdur.  Özellikle yüksek gerilim hatları ve radyo-televizyon verici istasyonlarının yakınlarında oturanların ve trafo merkezlerinde çalışanların sağlığını tehdit eden elektromanyetik dalgalar, günlük yaşamda kullanılan birçok cihazda bulunmaktadır.

Elektromanyetik alanlar gözle görülmemekte ancak insan sağlığı açısından büyük önem taşımaktadır. Elektrik şebekeleri, aydınlatmalar ve haberleşme ağları, evlerdeki kablolar, elektrikli aletler, cep telefonları, bilgisayarlar ve tabletlerin hepsi elektromanyetik alan üretmektedir.


Elektriği iletebilme özelliği olan insan bedeni bir elektrik alana maruz kaldığında, bedende elektrik yükleri birikmektedir ve bu biriken yükler kendini farklı şekillerde gösterebilmektedir. Elektromanyetik dalgalar insan vücudunda önemli ölçüde karışıklığa neden olmaktadır. Vücudun molekül ve atomlarının dengelerini bozabilmektedir. Bu nedenle biyokimyasal işleyiş etkilenmekte ve elektriksel dolaşım zarar görebilmektedir.


Elektrikli cihazların yaydığı elektromanyetik radyasyondan en fazla etkilenen ve risk altında olan gruplara, hamileler ve gelişim çağındaki çocuklar örnek olarak verilebilmektedir.  Elektromanyetik kirlilik, çocuklarda öğrenme ve konsantrasyon bozukluğu, gençlerde kalp krizi ve çarpıntılar, beyni tahrip eden hastalıklar (Alzheimer ve Epilepsi gibi), baş ağrısı ve migren ağrıları, kronik halsizlik, huzursuzluk, uykusuzluk ve yorgunluk gibi sağlık problemlerine yol açabilmektedir. Bazı bünyeler, elektromanyetik alanlara karşı daha duyarlıdır. Bu kişilerde, uzun süre bilgisayar karşısında kalındığında ya da başka elektronik aletleri uzun saatler kullandıklarında bazı hassasiyetler ortaya çıkabilmektedir. Bunlar, boğazda kuruluk hissi, gözde ağrı ve görme bozukluğu, baş ağrısı, alerji, uykusuzluk, seslere karşı hassasiyet ve yorgunluk şeklinde sıralanabilmektedir.

Elektromanyetik alanın insan vücudu üzerindeki olumsuz etkilerini konu alan bir araştırmada; her insan vücudunda kansere yol açabilecek özelliğe sahip hasarlı hücrelerin bulunabildiği, bu hasarlı hücrelerinin bir şekilde elektromanyetik alana (bilgisayar, cep telefonu veya elektrikli bir aletten gelen) maruz kalması sonucu vücut bağışıklık sistemi bozulabileceğinden, kanserin hızlı bir şekilde gelişmesine neden olabileceği sonucuna varılmıştır.

Artık hayatımızın bir parçası haline gelen cep telefonları elektromanyetik dalgaları alıp vererek iletişim sağladığından hem radyasyon kaynağı hem de radyasyon alıcısıdır. Cep telefonu konuşması anında radyasyon kafatasından beyine doğru ilerleyebilmekte ve hücrelerle etkileşebilmektedir. Birçok bilimsel raporda cep telefonlarıyla ilişkili olarak baş ağrısı, endişe, kısa süreli hafızada zayıflama, kronik yorgunluk, deri uyuşukluğu, stres, görüş alanında daralma, kulak çınlaması gibi yaşam kalitesini düşürücü sağlık sorunları olabileceği belirtilmektedir.

Yüksek gerilim hattına yakın yerlerde yaşayan bireyler üzerinde yürütülmüş bir çalışmada yüksek gerilim hatlarının kanser riskini artırdığı gözlemlenmektedir. Hamilelerde sıklıkla düşüklere neden olabilmekte, psikolojik rahatsızlıklarla daha sık karşılaşılabilmektedir. Sadece insanlar üzerinde değil, hayvanlar üzerinde de olumsuz etkiler gözlemlenmiş olup, buna örnek olarak, arılarda üretkenlik ve bal üretiminde düşüşün gözlemlenmesi verilebilmektedir.

Hayatımızın bu kadar içinde olan, sağlığımızı çok ciddi boyutta tehdit eden bu kirlilikten tamamen korunma sağlanabilmesi zor olsa da bazı önlemler almak son derece önemlidir. En çok risk taşıyan cihazlardan olan cep telefonu kullanımı sınırlandırılarak ve geceleri uyurken mümkün olduğunca uzak bir yere konularak önlem alınmaya başlanabilmektedir. Aynı zamanda uyurken başınızın prize veya kablolara uzak olması sağlanmalıdır. Mikrodalga fırın vb gibi elektromanyetik alan oluşturan aletler çalışırken yakınında bulunulmamalıdır. Özellikle çocukların ekranlardan olabildiğince uzak kalması sağlanmalıdır.

Elektromanyetik alandan ve radyasyondan korunmada beslenme de önemli bir faktördür. Yüksek kalorili, özellikle kızartılmış gıdalar tüketmekten kaçınılmalıdır. Toksinleri bağlayarak vücudun korunmasında önemli rol oynayan elmadaki "pektin" maddesinin alınması, brokoli, lahana, tere gibi yeşil sebze tüketimi, laktobalit içeren yoğurt çökelek gibi süt ürünleri, korunmaya yardımcı olan besinlerdendir. A, C ve E gibi vitaminlerin kullanımı kalsiyum ve magnezyum, bunun yanı sıra selenyum, germanyum, vanadyum gibi eser elementler serbest radikal oluşumunu engellediğinden, besin seçimi yapılırken göz önünde bulundurulmalıdır.

Vücudumuzun kaldıramayacağı kadar elektromanyetik kirlilik, oluşturduğu hücresel stres nedeniyle birçok hastalığa davetiye çıkarmaktadır. Mora Terapi de elektromanyetik alanın vücutta oluşturduğu olumsuzlukları kaldırmada en etkili yöntemlerden biridir. Mora terapi ile alacağınız elektro stres ve radyasyon terapileri ile vücudunuzu eski sağlıklı haline geri getirebilirsiniz ve elektromanyetik alanın vücudunuzda oluşturduğu olumsuz etkilerden kurtulabilirsiniz. Aynı zamanda Mora Terapi ürünleri arasında elektromanyetik alandan korunabilmenizi sağlayacak cihazlar da bulunmaktadır. Unutmayın, beslenmeme, uykuma, egzersizime önem gösteriyorum ancak hala kendimi iyi hissetmiyorum diyorsanız sebebi elektro stres olabilir!  Bütünsel sağlığınız için bunu ihmal etmeyin.



4 Ocak 2019 Cuma

BİYOFOTONLARIN İYİLEŞTİRİCİ GÜCÜ; BIONIC 880


Kış mevsiminde gecelerin uzayarak günlerin kısalması insanların güneş ışınlarından uzak kalmalarına neden olmaktadır. Güneş ışığına aşırı derecede maruz kalmak tamamen güvenli bir seçenek olmasa da, güneş genel vücut büyüme ve gelişmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Geçmişten günümüze, güneşin çok sayıda iyileştirici özelliği olduğu kabul edilmiştir. Antik çağda, güneşlenme terapilerin bir parçası olmuştur. Yunanlılar gibi birçok kültürlerde, güneşlenme terapileri farklı hastalıkların iyileştirilmesi için uygulanmaktadır.

İnsanların genellikle bahar aylarında kendilerini daha mutlu hissederken, güz ve kış mevsimlerinde ise kendilerini daha depresif ve karamsar hissedebilmektedir. İnsan enerjisi için temel ihtiyaç ışık, aynı zamanda iyileştirici bir etkiye sahiptir.

Işık sadece insanlar için değil tüm canlılar için hayati bir önem taşımaktadır. Işık olmadan canlılar yaşamsal faaliyetlerini yerine getirememektedir. Işığın insanlar için en faydalı özelliklerine antibakteriyel etki göstermesi, D vitamini deposu olması, dolaşım sistemi, beyin fonksiyonları ve ruh hali üzerindeki olumlu etkisi örnek olarak verilebilmektedir. Sabit olmayıp ortamsal faktörlere bağlı olarak şiddeti değişen ışık kişilerin ruh, zihin ve beden sağlığı dengesinde önemli bir faktördür. Işığın olmadığı ortamlarda nasıl ki olumsuz duygu durumu hakimse ışıktan yoksunluk kemik gelişimi gibi fizyolojik durumları da etkilemektedir.


Biyofoton Tedavisi nedir?

Biyofizikçi Med. Dr. F. Popp’un biyofoton teorisi biyofizikte çığır açmış bir çalışmadır. Quanten veya foton olarak adlandırılan ışık, Quanten teorisine göre ışık demetlerinden oluşur. Popp' a göre ışık cilt tarafından emilir ve vücuda dağılır. Popp' un çalışmasına göre her hücrenin diğer elementlerle ışın fotonlarının etkileşimi ile iletişime geçtiği tespit edilmiştir.

Biyofoton tedavileri hangi alanlarda kullanılır
Işık düzenlemesinin doğru gerçekleşmediği durumlarda, ışık kuantumuna bağlı metabolik süreçlerde bozulma meydana gelir ve bu da kronik hastalıklara ve hatta kansere yol açmaktadır. Işığın iyileştirici gücü olan biyofoton teknolojisi, kronik ve sistemik hastalıklarda bozulan hücresel fonksiyonların sağlıklı haline dönmesini sağlamaktadır. Vücutta herhangi bir yan etkiye yol açmayan biyofoton seansları; hormonların dengelenmesi, enfeksiyonlar, zayıflamış bağ dokusu, migren, egzama, sedef, boyun, sırt ve bel ağrıları, siyatik ağrıları, akne, çocuklarda dikkat dağınıklığı tedavileri, uyku ve sindirim sistemi bozukluklarının tedavilerinde olumlu sonuçlar vermektedir.

Bionic 880 nasıl çalışır?
Dünyadaki en gelişmiş ve güçlü foton terapi cihazlarından biri olan Bionic 880 üç akupunktur yolu üzerinden işlem yapar. Tedavide iğneler yerine yumuşak ışık kullanılır; bu yöntemin iğneli akupunktur ile aynı sonuçlara sahip olduğu ispatlanmıştır. Böylece mikrop transferi, organın delinmesi ve köklü iğneler gibi riskler ortadan kalkmaktadır.

Bionic 880, hormonların düzenlenmesi ve hücrelerin uyarımı için biyofotonların iyileştirici gücünden faydalanır. Yayınlanan biyofotonlar deri tarafından emilir, vücut içerisinde çoğalır ve düzensiz olarak yayılır. Farklı hormonları düzenlemek ve üretimini dengelemek için sinir sisteminden dallanarak omurilik yolu ile beyne ulaşır. Endorfin, seratonin, kortizon gibi birçok hormon bu yolla düzenleyebilmektedir. Yapılan klinik incelemelerde ışık terapisi ile böbrek üstü bezlerinden salgılanan DHEA ve kortizon seviyelerinde anlamlı değişiklikler olduğu gözlenmiştir.

Organlarda ve hücrelerde hasar meydana gelmeden hücre düzeyinde foton ışınların azaldığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Zayıf hücreler foton biçimindeki ışınların etkisiyle yenilenebilmektedir. Biyofotonlar deriden emilerek hücre aktivitesini ve organizmanın biyokimyasal fonksiyonlarını düzenlemektedir. Biyofoton ışını hasta hücrelere çarpar, zayıf kapasitede olan hücre içindeki ışınları diğer bir adıyla fotonları güçlendirerek hücreleri onarmaktadır.

Biyofoton terapilerinin uygulama alanlarına; anti aging uygulamaları, enfeksiyonlar, ağrılar, hormonel bozukluklar, migren, nevralji, osteoartrit, tendon rahatsızlıkları, topuk dikeni, spor yaralanmaları, egzamalar, iyileşmeyen yaralar, sedef hastalığı, zona, akne problemleri, bağ dokusu bozuklukları, fibromiyalji, duygu durum bozuklukları, otizim ve uyku problemleri örnek olarak verilebilmektedir. Biyofoton terapilerinin özellikle viral rahatsızlıkların ve lyme hastalığının tedavilerinde etkisi kanıtlanmıştır.

Bütünsel tıbbın Türkiye’deki lider firması Mora Terapi güvencesiyle hizmet veren Bionic 880, biyofoton teorisinin biyofiziksel terapide kullanılmasının bir ürünüdür. Bionic 880 ile biyofotonların canlandırıcı gücünü siz de mutlaka deneyin.