5 Şubat 2021 Cuma

Sigarayı Bırakmanın Faydaları


Sigarayı Bırakmanın Faydaları, Sigarayı Bırakınca Vücutta Neler Değişir?

Sigaranın zararları, artık dünyanın her yerinde biliniyor. Bunun yanında sigara bağımlılığı ise oldukça yaygın. Bu kötü alışkanlığın zararları saymakla bitmezken,  sigarayı bırakmak için gün geçtikçe daha çok insanın harekete geçtiğini ise söylemek mümkün. Bilinçlenen sigara bağımlıları yavaş yavaş sigarayı bırakmak istiyor. Sigarayı bırakmak için pek çok neden varken, hem bırakmayı hem de zararlarını konuşmanın tam zamanı.

Sigaranın Zararları Nelerdir?

Sigara bağımlılığı, pek çok önemli hastalığın büyük oranda nedeni olarak görülüyor. Üstelik tüm bu etkiler, klinik araştırmalarla çoktan kanıtlanmış durumda. Bu durumda, aslında bırakmak için çok net nedenler var. Gelin, bu nedenlerin biraz üzerinden geçelim. Hafızamızı tazelemek, sigarayı bırakmanız için gereken teşviki kesinlikle sağlayacak.

Sigara içmenin başlıca zararları:

-          Kanser

-          Kalp hastalıkları

-          Kalp krizi

-          Akciğer hastalıkları

-          Diyabet

-          Kronik bronşit

Tüberküloz, göz rahatsızlıkları, bağışıklık sistemi sorunları da sigara nedeniyle riski artan hastalıklar arasında. Öte yandan, pek çok hastalığın yan nedeni de sigara. Sigaranın neden olduğu ya da yan faktör olarak neden olduğu hastalıklar nedeniyle hayatını kaybeden kişilerin sayısı da gün geçtikçe artıyor.

Sigarayı Bırakınca Sağlığımı Geri Kazanır mıyım?

İnsan vücudu, zararlı alışkanlıkları hızlı bir şekilde kazansa ve zarar görse bile, aslında tüm bu zararlardan kurtulmanın yolunu da bir süreç içerisinde kolaylıkla gerçekleştirir. Sigarayı bırakmak, çok büyük oranda iyileşmenize kısa, orta ve uzun vadede yol açar. Vücudunuzdaki değişimler, yavaş yavaş kendini gösterir. Birkaç saat sigara içmeyinca bile soluk alış verişlerinizdeki düzen ve rahatlık dikkatinizi çekecektir.

Vücudun sigarada bulunan zararlı maddeleri atması, bir süreç içinde gerçekleşir. Ancak hücre tazelenmesi, bir süreç içinde gerçekleşmesine rağmen, sigaranın zararlarının vücudunuzda yok olduğunu hissetmemeniz neredeyse mümkün değil. Bunu yürürken, nefes alıp verirken, spor yaparken fark etmeniz ise kesinlikle sigaraya karşı bakış açınızı değiştirerek bu kötü alışkanlıktan kurtuluşunuz için yardımcı olacak.

Hemen bugün başlayarak bir adım atarsanız, bir hafta sonunda bile ufak da olsa yaşadığınız iyileşmenin etkilerini hissetmeye başlayacaksınız.

Sigarayı Bırakınca Vücudumda Neler Oluyor?

Sigarayı bırakınca vücudunuzda nelerin değişeceğini ve nasıl kısa bir sürede kendinizi toparlayacağınızı fark etmek, teşvik ediciliği oldukça önemli bir yol. Birlikte bakalım:

-          Bir ay içinde bağımlılığı kıracağınız için beyninizdeki nikotin reseptörleri normale dönmeye başlar.

-          Kan akışınız, 2 ila 12 hafta içerisinde düzelmeye başlar ve kalp krizi riskiniz de bu noktada azalma gösterir. Öte yandan, fiziksel aktiviteleriniz de iyileşmeye başlar.

-          Tat ve koku hissiniz 48 saat içinde iyileşmeye başlar.

-          Artan soluk ve fiziksel aktiviteyle vücudunuzdaki oksijen normale döner ve enerji artışı yaşamaya başlarsınız.

-          Oksijen seviyesinin artışıyla bağışıklığınız güçlenmeye başlar.

-          Dişlerinizdeki sararmalar azalır.

-          Bunun için birkaç yıla ihtiyacınız olsa da, sigarayı bırakmak, kansere yakalanma riskiniz azalmaya başlar.

“Sigarayı Bırakmak İstiyorum” diyorsanız…

Eğer sigarayı bırakmak istiyorsanız ve bu konuda kararlıysanız, bir an önce adım atmanızda kesinlikle yarar olduğunu söyleyebiliriz. Sigara bağımlılığı ve sigara kullanımıyla geçen her gün, sağlığınızdan bir adım daha uzaklaşmanıza neden oluyor.

Artık sigarayı bırakmanın çok daha kolay olduğunu, uzmanların ve tedavi yöntemlerinin arttığını, hatta başarı oranının da çok yüksek olduğunu bilmelisiniz. Bir uzmana başvurarak, kendiniz için en verimli olduğunuz yöntemi seçerek ve kararlı bir duruşla, tüm bağımlılıklarınıza olduğu gibi, sigara bağımlılığına da son vermeniz tahmin ettiğinizden çok daha olay olacak. Bu nedenle, mümkün olduğunca çabuk bir şekilde, sigaranın tüm zararlarını arkanızda bırakarak bu bağımlılığa bir son vermelisiniz.

Uzun yıllardır sigara içiyor olmak, bu yolda cesaretinizi kırmamalı, aksine sizi perçinlemeli. Uzun zamandır sigara içiyorsanız, zararlarının çok daha kolay fark edildiğini biliyorsunuzdur ve hatta bu zararları fark ediyorsunuzdur. Öyleyse, sorunu bilirken harekete geçmek gerektiğini de biliyorsunuz demektir.

En kısa sürede, kendiniz için en sağlıklı kararı vererek sigarayı bırakmanız, kendiniz ve sevdikleriniz için alacağınız en güzel kararlardan biri olacak.


20 Ocak 2021 Çarşamba

MRNA Aşıları Neden Bu Kadar Heyecan Verici?

Farkındaysanız COVID-19 için 3. aşama testini tamamlayan ilk aşılardan tamamen yeni bir aşı türü: mRNA aşıları. FDA'dan acil kullanım izni almış olan iki dozlu bu mRNA aşıları daha önce hiçbir zaman herhangi bir hastalıkta kullanım için onaylanmamıştı. Peki bu aşıların geleneksel aşılardan farkı nedir ve onları bu kadar heyecan verici kılan nedir?

Geleneksel aşılar nasıl çalışır?

COVID-19'a neden olan virüs gibi belirli bir bulaşıcı ajan için bir aşının asıl amacı, bağışıklık sistemine bu virüsün neye benzediğini öğretmektir. Bağışıklık sistemi eğitildikten sonra, gerçek virüs vücuda girerse böylece virüse şiddetle saldırır. Virüsler, bir kat proteinle sarılmış DNA veya RNA'dan oluşan bir gen çekirdeği içerir. Protein tabakasını yapmak için virüsün DNA veya RNA genleri haberci RNA (mRNA) yaparlar; bu haberci mRNA, daha sonra da proteinleri yapar. 

Belirli bir yapıya sahip bir mRNA, belirli bir yapıdaki bir proteini oluşturur. Bazı geleneksel aşılar zayıflatılmış virüs kullanırken diğerleri virüsün protein kaplamasının sadece kritik bir parçasını kullanıyor. COVID-19 durumunda, başak proteini adı verilen parça kritik parçadır. Geleneksel aşılar işe yarar: Çocuk felci ve kızamık, aşıların kontrol altına aldığı ciddi hastalıkların sadece iki örneğidir. Aşılar insanlık için tarihte çok fazla fayda sağlamışlardır. Fakat, klasik aşılarda büyük miktarlarda virüs üretmek ve ardından bu virüsü zayıflatmak veya kritik parçayı çıkarmak çok zaman alır.


MRNA aşı çalışmaları, 30 yıl önce bazı bilim adamlarının aşıların daha basit yapılıp yapılamayacağını merak edip, bu keşif yolculuğuna çıktıklarında başladı. Eğer COVID-19 virüsünün, başak proteini gibi bir virüsün protein tabakasının kritik parçasını oluşturan mRNA'nın yapısını tam olarak bilseydiniz? O zaman bu mRNA'yı laboratuvarda büyük miktarlarda yapmak nispeten kolaydır değil mi? Peki eğer o mRNA'yı birine enjekte ederseniz, mRNA, bağışıklık sistemi hücreleri tarafından yutulmak üzere kan dolaşımından geçer ve sonra bu hücreler dikenli protein yapmaya başlarsa, bu, bağışıklık sistemini eğitir mi?

Kavram basit gibi görünse de MRNA aşılarını üretmek konusunda bir dizi engelin üstesinden gelinmesi için onlarca yıllık çalışma gerekti. İlk olarak, bilim adamları, şiddetli bağışıklık sistemi reaksiyonları üretmeyecek şekilde mRNA'yı nasıl değiştireceklerini öğrendiler. İkincisi, bağışıklık sistemi hücrelerini kandan geçerken mRNA'yı yutmaya nasıl teşvik edeceklerini öğrendiler. Üçüncüsü, büyük miktarlarda kritik protein parçasını yapmak için bu hücreleri nasıl ikna edeceklerini öğrendiler. Son olarak, mRNA'yı kanımızdaki kimyasallar tarafından yok edilmekten korumak için mikroskobik olarak küçük kapsüller içine nasıl yerleştireceklerini öğrendiler. Bu arada, geleneksel aşılara kıyasla, mRNA aşılarının aslında daha güçlü bir bağışıklık türü oluşturabileceğini de öğrendiler: bunlar bağışıklık sistemini “antikorlar” ve “bağışıklık sistemi öldürücü hücrelerini” yapmak için uyarıyorlardı. Yani virüse çifte darbe.

Sonra COVID-19 geldi. 

Aslında mRNA teknolojisinde çalışan şirketlerin tamamı ve pek çok bilim adamı, bu konuda 30 yıldır titizlikle çalışıyorlardı ve mRNA teknolojisini bitirmenin zaten eşiğindeydiler. Teorik olarak, herhangi bir bulaşıcı hastalık için sadece o hastalığa özel, doğru mRNA dizinini yerleştirerek bir aşı üretmek için kullanılabilecek platformları zaten vardı. Sonra biliyorsunuz dünyada COVID-19 salgını ortaya çıktı. Sorumlu virüs belirlendikten sonra haftalar içinde, Çin'deki bilim adamları, başak proteinini oluşturan genler de dahil olmak üzere tüm genlerin yapısını belirlediler ve bu bilgileri internetten yayınladılar. Bu yayınlardan neredeyse dakikalar gibi kısa bir süre sonra, dünyanın her yanındaki bilim adamları bir mRNA aşısı tasarımı üzerine çalışmaya başladılar. Haftalar içinde, bunu hayvanlarda ve sonra insanlarda test etmeye yetecek kadar aşı yaptılar. SARS-CoV-2 virüsünün keşfedilmesinden sadece 11 ay sonra, COVID-19 için bir mRNA aşısının etkili ve güvenli bir şekilde tolere edildiğini doğrulanarak, bağışıklığın bu yolla yapılabileceğinin önü açıldı. Bu dünyada bir ilkti. Daha önce, herhangi bir aşının bulunması için geçen süre dört yıldan daha kısa değildi. 

Şu an mRNA aşıları, Ebola, Zika virüsü ve grip gibi diğer bulaşıcı ajanlar için de test edilmektedir. Kanser hücreleri de mRNA aşıları tarafından hedeflenebilen proteinler üretir: Aslında melanomda rapor edilen son gelişmeler de dikkat çekmektedir. Ve teorik olarak, mRNA teknolojisi, kistik fibroz gibi bazı hastalıklarda eksik olan proteinleri de üretebilir.

Her buluşta olduğu gibi, mRNA aşılarının arkasındaki bilim, daha önceki birçok çalışmaya ve gelişmeye dayanmaktadır. Bunlar;

·    *DNA ve mRNA'nın yapısını ve bir protein üretmek için nasıl çalıştıklarını anlamak,

      *Bir virüsün genetik dizisini belirleyen teknolojiyi icat etmek,

·     *mRNA’nın belirli bir proteini yapması için teknoloji geliştirmek,

·     *Bir kişinin kol kasına enjekte edilen mRNA aşısının vücudun derinliklerindeki bağışıklık sistemi hücrelerine giden yolu bulmasını engelleyebilecek tüm engellerin üstesinden gelmek ve bu hücreleri kritik proteini yapmak için ikna etmek.

Tüm bu bilgiler dünya çapında ışık hızında tüm dünya ile paylaşıldı. Bunun için de günümüz iletişim teknolojisinin çok faydasını gördük.  Unutmayalım ki hepimiz için heyecan verici olan bu yeni keşfi, bilim insanlarının çoğu zaman karşılaştıkları muazzam şüpheciliğe ve alay konusu olma ihtimallerine rağmen, uzun zamandır sabırla, bitmez tükenmez bir isteklilikle konu üzerinde çalışıyor olmalarına borçluyuz.

Kaynakça:
Dr Anthoni Komaroff, 10 Aralık 2020, "Harvard Health" Makalesi.

8 Ocak 2021 Cuma

Faydalı, keyifli ve barışçıl: Yoga!

Yoga, Hindistan’dan çıkıp dünyaya yayılmış binlerce yıllık bir öğreti ve pratiktir. Kişiye öncelikle erdem, saygı, sevgi, şefkat ve tüm ahlak kurallarını öğreten geniş bir felsefe perspektifinden hayatı yorumlar. Günlük yaşamın yarattığı stresli koşullarla nasıl başa çıkabileceğini, yaşamına, davranışlarına ve düşüncelerine nasıl yön verebileceğine yardımcı olur.

Özellikle son zamanlarda hep birlikte yaşadığımız bu süreçte, daha doğrusu yaşamın inişleri ve çıkışları, dalgalanmaları içinde kolaylıkla kaybolabiliyoruz. Karşılaştığımız dirence karşı yaşamın bütünlüğünü unutabiliyoruz. Yoga ve meditasyon gibi günlük pratiklerse, sadece bu ego-zihin-beden üçlüsünden oluşmadığımızı, çok daha fazlası olduğumuzu anımsatan pratiklerden birkaçı. Bu gibi pratikler, yaşamın bütünlüğü içinde zamanla rahatlatmamızı ve kabul etmemizi öğretir bize. Kendi koşullanmışlarımız içinde, kendimizi anlamamıza yardımcı olur. Yoga daha çok derin bir dinleme ve duyma pratiğini doğurur. Bakmak ve görmek arasındaki nitelik farkı gibi. Gerçeği, yanılsamalarımızdan kopup net görmeye olan istek ve motivasyondur. Gerçeği görebilmek ise sevgiyle alakalıdır.

Yogaya başlayan bireyler önce bedenlerini keşfederler. Bedenin sınırsız işleyişini gözlemler ve analiz ederler. Bedenini tanırken nefesiyle, ruhuyla tanışır. Nefes, zihin ve beden arasındaki köprü fark edilir ve bu köprü sayesinde kişi nefesiyle birlikte zihnini de kontrol etmeyi başarır. Zihnimiz gün içerisinde çılgınca çalışırken, nefesimiz aynı zamanda farkındalığı, konsantrasyonu ve an’da kalmayı, yaşadığı an’da olduğunun farkındalığını geliştirir. Beden, zihin ve nefesin bir bütün halinde dengeli olma durumu, kişinin ruhsal gelişimini inanılmaz derecede destekler. Ruhsal gelişim de bu sayede, kişinin kendiyle olan yolculuğunda sağlıklı bir başrol oynar.
Yoganın asla bir yaşı, ırkı, cinsiyeti ya da herhangi bir dinsel kimliği yoktur. Yıllardır Hindistan ve Uzak Doğu'da yapılan yoga ülkemizde ise son zamanlarda popüler olmuştur. Bu sayede merak uyandırmış ve deneyen herkesin  yaşamının her bir noktasına sihirli dokunuşlar yapmıştır. Yoga yapmak için hiç bir zaman geç değildir ve başladığınızda devam etme arzusunu hissettiğinizde doğru yolda olduğunuzun keyifle farkına varabilirsiniz.

Hemen bugün yogaya başlamamız için neler gerekir?

Cevapı çok basit: Bir yoga matı ya da kaygan olmayan bir minder ve rahat kıyafetler.


Peki yoga, tam anlamıyla zaman içerisinde vücudumuzu ve zihnimizi ne yönde etkiler?

Günlük gelişim:

Geliştirilmiş beyin fonksiyonu,
Düşük stres,
Esneklik artışı.

Birkaç ay sonra:

Düşük kan basıncı,
Gelişmiş akciğer kapasitesi,
Gelişmiş seksüel fonksiyonlar,
Kronik boyun ve sırt ağrılarının azalması,
Kaygıların azalması,
Kan şekeri seviyesinin düşmesi,
Denge duygusunun gelişmesi.

Birkaç yıl sonra:

Daha güçlü kemikler,
Sağlıklı kiloda kalabilmek,
Düşük kalp hastalığı riski.

Ve belirgin değişiklikler:

Dikkatli yemek
Vücudumuzun ne zaman gıda istediğinin ve yiyecek / içeceklerin tadının tam anlamıyla farkına varmak, bu bilinçle hareket etmek.

Kilo kontrolü
Yoga yoluyla geliştirilen farkındalık, sizi açlık ve dolgunluk ipuçlarına karşı daha duyarlı hale getirebilir. Bu kilo kontrolünün tamamen sizin elinizde olmasını sağlar.

Daha sıkı ve iyi bir vücut
İçinize odaklanır, vücudunuzdan daha memnun olur ve kendinizi daha az eleştirirsiniz.

Kalp dostu
Yoga, kalbiniz ve kan damarlarınız için tansiyon, kolesterol ve kan şekerini düşürmeye yardımcı olur.

Her anlamda fit olmak
Haftada birkaç kez yoga yaparak kas gücünü ve esnekliğini artırabilir, kalbinizi, akciğerlerinizi ve kan damarlarınızı olumlu yönde düzenler.

Şimdi tek yapmanız gereken, yoga ile kendinizi dinlemek!
Herkese sağlıklı günler... 😊


19 Aralık 2020 Cumartesi

Sağlıklı ve Dayanıklı Olmanın Anahtarı: İstasyon Egzersizleri

Zaman probleminiz varsa fitness programı uygularken setler arasında çok az ya da hiç dinlenme olmayan tüm-vücut istasyon çalışmaları sizin için iyi bir seçim olacaktır.. Harcadığınız aşırı enerji sayesinde antrenman programı sonrasında da kalori yakmaya devam edersin; bu duruma egzersiz sonrası oksijen tüketimi (EPOC) adını vermektedir. Brezilya’da yapılan bir araştırma, bu iki popüler metodu -önceden-yorma tekniği ve istasyon çalışması- karşı karşıya getirdi. Çünkü önceden-yorma tekniği, aynı kas grubu için yapılan ve ardından bir izolasyon hareketinin geldiği çok eklemli temel egzersiz içerirken, istasyon çalışması da her sette alt ve üst vücudu dönüşümlü olarak çalıştırmaktadır.

Zorlu bir antrenman programı boyunca enerjiniz ve kalorileriniz erirken gerçekten zorlandığınızı hissettiğiniz zaman metabolik hızınız doğru orantıda artar. Egzersize ara verdiğinizde vücudunuz hemen dinlenme evresine geri dönmez, metabolizma hızınız kısa bir süre için yüksek kalmaya devam eder. Bu durum, egzersiz sonrası duş aldıktan ve yemek yedikten sonra bile kalori yakmanıza sebep olan bir artış durumudur. Bu durum "afterburn" etkisi olarak da bilinir.

Afterburn Etkisi

Bilimsel olarak egzersiz sonrası oksijen tüketimi veya EPOC olarak adlandırılır. EPOC, vücudu dinlenme durumuna döndürmek için gereksinim duyduğumuz oksijen miktarıdır.

Bu dinlenme durumu:

  • ·        Oksijen seviyelerinin geri yüklenimi,
  • ·        Laktik asit seviyesinin azaltılması,
  • ·        Kas onarımı ve ATP (egzersiz gibi süreçler için vücuda enerji sağlayan bir molekül) düzeylerini geri yükleme gibi gelişmeleri içerir.

Ağırlık İstasyonu ile Çalışmanın Faydaları

  • ·         Ağırlık istasyonlarının ağır ve taşınmaz olması aslında avantaj olarak da düşünülebilir. Sabit olurlar ve bu da dilediğin sertlikte ve yerde egzersiz yapabilmeyi sağlar.

  • ·         Haftanın 3 günü düzenli olarak ağırlık istasyonunda antrenmanı yapmak, kalp sağlığı üzerinde olumlu etki yaratır. 

  • ·         Spor salonuna gitmek istemeyen veya zaman bulamayan için evde ağırlık ve diren antrenmanı yapılmasını pratikleştiren ağırlık istasyonları kullanım kolaylığı sağlar.

  • ·         Ağırlık istasyonu ile günün her saati egzersiz yapabilirsin. Sadece sizin ve ailenizin kullanabiliyor olması da hijyenik bir avantajı beraberinde getirir.


Ağırlık İstasyonu Egzersizleri

Ağırlık istasyonlarının hepsinde göğüs, sırt, bacak, karın, omuz ve kol bölgesini çalıştırabilirsiniz.  Güçlü bacak kasları oluşturmak için ağırlıklarla squat çalışabilir, istasyondaki dumble setleriyle rahatlıkla bench press hareketi yapabilir ve göğüs kaslarını dilediğin gibi şekillendirebilirsiniz. Ağırlık istasyonları ile sırt kaslarını güçlendiren lat pulldown hareketini rahatlıkla uygulayabilirsin. Güçlü bacak kasları için etkili bir egzersiz çeşidi olan leg extension, hem bacak hem de karın kaslarını çalıştıran knee raises ve stepper hareketleri de antrenman istasyonlarında yapılabilen temel egzersizlerdir.

Herkese sağlıklı, bol sporlu günler!

 

9 Aralık 2020 Çarşamba

Sigara Bağımlılığına Karşı Mora Terapi!

Sigara bağımlılığı, en etkili ve ölümcül toplumsal zehirlenme olayıdır. Ölüm, sigara yüzünden oluşan hastalıklar sonucu meydana gelir ve sonucu ölüm olmasa bile hayatınızı zorlaştıracak onlarca olumsuzlukla karşılaşırsınız. Her sigarada vücut için zehirli, tahriş edici, kanser yapıcı ya da kanserin ortaya çıkmasını kolaylaştırıcı 4000’den fazla kimyasal madde bulunmaktadır. Bunlardan en az 50 maddenin doğrudan kansere neden olduğu ispatlanmıştır.

Kişiyi sigaraya bağımlı hale getiren etken madde ise nikotindir. Nikotin ayrıca kalp atışlarını hızlandırır, tansiyonu yükseltir, kanın pıhtılaşma riskini artırır. Sigara dumanındaki karbon monoksit gazı, kanın oksijen taşıma kapasitesini azaltır, dokulara yeterince oksijen taşınmasına engel olur, bunun sonucunda sigara içenler egzersiz sırasında daha çabuk yorulurlar. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, 2025 yılında sigara nedeniyle oluşan hastalıklardan dolayı 10 milyon kişinin ölmesi öngörülmektedir. Bunun 7 milyonunun bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde olacağı belirtilmektedir. Tiryakilerin %25-30’u zamanından önce ölmektedir. Erkeklerde tüm kanser türlerine bağlı ölümlerin %35'inin, kadınlarda ise %15'inin nedeni sigaradır.

Sigara uzun vadede damar sertliğine ve tıkanıklığına neden olabilir. Damarlar esnek bir yapıya sahiptir ve bu kırılgan yapı, sigara ile tahribata uğrar. Bu
 yapının bozulmasından dolayı kaslara kan pompalanma akışı yavaşlar ve ‘’Pump’’ olmamız engellenir. Kan damarları vücuttaki besin trafiğini etkili bir şekilde iletmesini yavaşlatır. Ve genel olarak sigara tüketimi akciğerlerdeki oksijen kapasitenizi düşürür ve çabuk yorulmalara yol açar.


Sigara ve Ruh Sağlığı

Günümüzde, sigara kullanımının bağımlılığa neden olmasından dolayı bu da bir hastalık olarak kabul edilmekte ve ruhsal hastalıklarla ilişkili olduğu bilinmektedir. Şizofreni, depresyon ve anksiyete bozukluğu gibi psikiyatrik sorunlara sahip bireylerde sigara bağımlılığının daha fazla oranda olduğu vurgulanmaktadır. Bu nedenle, ruh sağlığının korunması ve geliştirilmesinde sigaranın bırakılması hayatınız için son derece önemli bir adım olacaktır. Sigarayı bırakma aktivitesi “sigara bağımlılığı” hastalığından kurtulma anlamına gelmektedir.

Sigarayı bırakmayı başarabilen bireyin, kendine güven duygusu artmakta ve bir maddeye bağımlı olma düşüncesinden kurtularak stresli durumlarla başa çıkmada daha etkin yollar kullanmayı öğrenmektedir. Ayrıca, sigarayı bırakmayı başarabilen bireylere yönelik yapılan gözlemler ve çalışmalarda bireylerin çoğunluğunun sigarayı bıraktıktan sonra daha sağlıklı bir yaşam tarzını benimsedikleri belirlenmiştir.

Mora Terapi ile Sigara Bağımlılığına Son!

Mora Terapi yöntemi ile uygulanan sigara bırakma terapilerinde, terapinin başında ve sonunda renk terapisi uygulayarak kişinin duygu durum bozukluklarını en aza indirmeyi amaçlıyoruz. Renk terapisi, uygulanan seansların etkinliği artırır ve sigarayı bırakma sürecinde kişide oluşabilecek stresin ve duygusal dalgalanmaların kontrol altına alınmasına yardımcı olur.

Mora Terapi sigara bırakma terapisi, maddenin kimyasal özelliğini değil, bu maddenin yaydığı kendine özel frekansın bilgisini değiştirerek tedavi uygular. Bağımlılık yapan maddenin/nikotinin frekans yapısı özel bir teknolojik yöntemle ters çevrilir ve bu bilgi tekrar kişiye geri verilir. Bu şekilde bağımlılık yaratan sigaranın bilgisi kişinin bedensel hafızasından silinmiş, vücuduna hiç nikotin frekansı yüklenmemiş biri gibi olur. Sigara bağımlılarında, bir süre sonra bağımlılığın psikolojik boyutu aktif olmaya başlar. Bağımlı belirli psikolojik durum veya fiziksel aktiviteyi sigara ile tamamlamaya başlar. Mutluluk, sıkıntı, üzüntü, sinir ve kaygı gibi psikolojik durumları sigarayla ilişkilendirir. Mora Terapi sigarayı bırakmada psikolojik bağımlılığı karşı da savaştığı için uzun vadeli sigara bırakmada başarılı sonuçlar elde etmiştir.

Detaylı bilgi için web sitemizden ve sosyal medya hesaplarımızdan bize ulaşabilirsiniz.

Sağlıklı günler!


22 Kasım 2020 Pazar

Işığın Gücü: Biyofotonlar ve Bionic 880!

Öncelikle Bionic 880’in cihaz isminin ne anlama geldiğini bilebilmek için öncelikle “biyofoton”u tanımalıyız. Çünkü cihaz isminin çıkış yolu, adından da anlaşıldığı üzere bu terimden doğuyor. Terimi biraz açacak olursak; 

Vücuttaki her hücrenin saniyede 100.000'den fazla ışık impulsu veya fotonu yayması bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Sadece insanlar değil, tüm canlılar tarafından yayılan bu ışık emisyonlarına biyofoton denir ve tüm biyokimyasal reaksiyonların ardındaki direksiyon mekanizması olduğu keşfedilmiştir.

Peki bu ışıklar nasıl bir tedavi yöntemine dönüşüyor, biyofoton tedavisi nedir?

İşte burada bilimin ve zekanın mükemmel bileşiminden bahsedebiliriz. Biyofoton teoirisi, Alman biyofizikçi Med. Dr.Fritz-Albert Popp’un biyofizik alanında çığır açmış bir çalışmasıdır. Quanten veya foton olarak adlandırılan ışık, Quanten teorisine göre ışık demetlerinden oluşur. Popp' a göre ışık cilt tarafından emilir ve vücuda dağılır. Popp' un çalışmasına göre her hücrenin diğer elementlerle ışın fotonlarının etkileşimi ile iletişime geçtiği tespit edilmiştir.

Aslında insanların genellikle bahar aylarında kendilerini daha mutlu hissetmeleri, güz ve kış mevsimlerinde ise kendilerini daha depresif ve karamsar hissetmelerinin doğrudan ışıkla bir ilgisi vardır. İnsan enerjisi için temel ihtiyaç ışık, aynı zamanda iyileştirici bir etkiye sahiptir. Işık sadece insanlar için değil tüm canlılar için hayati bir önem taşımaktadır. Işık olmadan canlılar yaşamsal faaliyetlerini yerine getirememektedir. Işığın insanlar için en faydalı özelliklerine antibakteriyel etki göstermesi, D vitamini deposu olması, dolaşım sistemi, beyin fonksiyonları ve ruh hali üzerindeki olumlu etkisi örnek olarak verilebilmektedir. Sabit olmayıp ortamsal faktörlere bağlı olarak şiddeti değişen ışık kişilerin ruh, zihin ve beden sağlığı dengesinde önemli bir faktördür. Işığın olmadığı ortamlarda nasıl ki olumsuz duygu durumu hakimse ışıktan yoksunluk kemik gelişimi gibi fizyolojik durumları da etkilemektedir.

Biyofoton tedavileri hangi alanlarda kullanılır?

Işık düzenlemesinin doğru gerçekleşmediği durumlarda, ışık kuantumuna bağlı metabolik süreçlerde bozulma meydana gelir ve bu da kronik hastalıklara ve hatta kansere yol açmaktadır. Işığın iyileştirici gücü olan biyofoton teknolojisi, kronik ve sistemik hastalıklarda bozulan hücresel fonksiyonların sağlıklı haline dönmesini sağlamaktadır. Vücutta herhangi bir yan etkiye yol açmayan biyofoton seansları; hormonların dengelenmesi, enfeksiyonlar, zayıflamış bağ dokusu, migren, egzama, sedef, boyun, sırt ve bel ağrıları, siyatik ağrıları, akne, çocuklarda dikkat dağınıklığı tedavileri, uyku ve sindirim sistemi bozukluklarının tedavilerinde olumlu sonuçlar vermektedir.


Bionic 880 nasıl çalışır?

Dünyadaki en gelişmiş ve güçlü foton terapi cihazlarından biri olan Bionic 880 üç akupunktur yolu üzerinden işlem yapar. Tedavide iğneler yerine yumuşak ışık kullanılır; bu yöntemin iğneli akupunktur ile aynı sonuçlara sahip olduğu ispatlanmıştır. Böylece mikrop transferi, organın delinmesi ve köklü iğneler gibi riskler ortadan kalkmaktadır.

Bionic 880, hormonların düzenlenmesi ve hücrelerin uyarımı için biyofotonların iyileştirici gücünden faydalanır. Yayınlanan biyofotonlar deri tarafından emilir, vücut içerisinde çoğalır ve düzensiz olarak yayılır. Farklı hormonları düzenlemek ve üretimini dengelemek için sinir sisteminden dallanarak omurilik yolu ile beyne ulaşır. Endorfin, seratonin, kortizon gibi birçok hormon bu yolla düzenleyebilmektedir. Yapılan klinik incelemelerde ışık terapisi ile böbrek üstü bezlerinden salgılanan DHEA ve kortizon seviyelerinde anlamlı değişiklikler olduğu gözlenmiştir.

Biyofoton terapilerinin uygulama alanlarına; anti aging uygulamaları, enfeksiyonlar, ağrılar, hormonel bozukluklar, migren, nevralji, osteoartrit, tendon rahatsızlıkları, topuk dikeni, spor yaralanmaları, egzamalar, iyileşmeyen yaralar, sedef hastalığı, zona, akne problemleri, bağ dokusu bozuklukları, fibromiyalji, duygu durum bozuklukları, otizim ve uyku problemleri örnek olarak verilebilmektedir. Biyofoton terapilerinin özellikle viral rahatsızlıkların ve lyme hastalığının tedavilerinde etkisi kanıtlanmıştır.

Bütünsel tıbbın Türkiye’deki lider firması Mora Terapi güvencesiyle hizmet veren Bionic 880, biyofoton teorisinin biyofiziksel terapide kullanılmasının bir ürünüdür. Bionic 880 ile biyofotonların canlandırıcı gücünü siz de mutlaka deneyin.

30 Ekim 2020 Cuma

Biorezonans ve Mora Terapi Nedir?

Modern tıpta müthiş gelişmeler yaşanıyor. Gün yok ki yeni bir ilaç veya yeni bir tedavi yöntemiyle ilgili haber duymayalım. Tüm bu tedavilerin mucize etkilerinden söz ediliyor, umutlarımız yeşertiliyor.

Ancak… Tüm bu gelişmelere rağmen modern tıbbın açmazı hala “TAM İYİLEŞME” sağlayan tedavi yöntemleri konusunda pek de başarılı olamaması. Yani pek çok kronik hastalık için uzun süreler, hatta muhtemelen yaşam boyu ilaç tedavisi kullanılması gerekiyor. Daha iyi, daha etkili de olsa ilaçlar hayatımızın başköşesindeki yerlerini korumaya devam ediyorlar.

Her madde, atomlarının elektron yapısından kaynaklanan ve o maddeye özel olan bir elektromanyetik ışınıma sahiptir. Bu elektromanyetik salınım (ya da foton ışınımı) şimdiye kadar deneysel amaçlı olarak kullanılmış olan hassas foton ölçüm aletleriyle ölçülebilir. Kuantum fiziğinden bildiğimiz gibi fotonlar aynı anda hem tanecik hem de dalga-frekans yapısındadır. Şu andaki çalışmalar her maddenin yaydığı kendine özel frekans paternini tek tek ayırabilecek teknolojiye doğru ilerlemektedir. Ancak teknoloji halen, maddelerin biofoton yayılımlarını ya da frekans paternlerini inceleyebilecek ve birbirinden ayırabilecek seviyede değildir.

Biofotonlar...

Biofotonlar canlı dokulardan yayılan elektromanyetik ışınımlara verilen isimdir. Biofotonlarla ilgili olarak öncelikle Prof. Popp ve ekibinin yaptıkları tüm dünyada yankı uyandırmakta ve biofoton çalışmalarına yön vermektedir. Biofotonlar konusunda şu anda dünya üzerinde çok sayıda ve çok merkezli çalışma yürütülüyor ve şimdiye dek bulunanlar sadece sağlık alanında değil diğer birçok alanda farklı bir gelecek vaat ediyor.


Peki ya biorezonans?

Morell tipi biorezonans temelde akupunktur konusunda çalışmalarıyla bilinen Dr. Voll’ün (ve çağdaşı Dr. Rhayadaku’nun) 1960’lı yıllardaki elektroakupunktur ölçümleri sırasında yapılan gözlemlerinin homeopati kurallarıyla birleştirilmesini temel alır. Akupunktur noktalarının elektriksel direnç ölçümlerinin test edilmesi elektro-akupunktur olarak bilinir. Biorezonans elektroakupunktur testleri sırasında kullanılan elektriksel devre içine homeopatik ilaçların sokulmasının akupunktur noktasından alınan elektriksel direnç ölçümünü değiştirdiği gözlemine dayanır.

Zaman içinde maddelerin frekans paternleri ile vücudun frekans paternini karşılaştıran ve eşleşmelere bakarak vücudun yaşamsal özellikleri ya da organların durumu ya da gıda intoleransı olup olmadığı ile ilgili testler yapan cihazlar çıkmış olsa da bu cihazlar burada bahsedilen MORELL tipi biorezonans kavramı ile alakalı değildir. Maddelerin frekans paternlerini görmek, ölçmek mümkün olmadığı için bu frekans paternlerini vücut frekans paterni içinde aramak ve eşleşme yapmak da tabii ki mümkün değildir. Morell tipi biorezonans kavramında tedavinin vücut üzerine etkilerini ya da verilen frekansın vücutla rezonansa girip girmediğini vücut üzerinde yapılacak akupunktur ölçümleri ile ya da bazı bioenerjetik tekniklerle gözlemek mümkündür ancak bu gözlemler test-ölçüm olarak algılanmamalıdır. Bu ölçümler cihaz tarafından yapılmaz, tecrübeli bir terapist tarafından algılanabilir ancak bunlar bildiğimiz anlamda testler olarak sunulmamalıdır.

 

Genel tanım olarak biorezonans, hastalıkları ortaya çıkaran vücudumuza zararlı etkenlerin ortadan kaldırılmasını sağlayan bir tamamlayıcı tıp metodu. Biyofiziksel bir tedavi yöntemi olduğu için de eğitimli doktorların elinde yan etkisi olmayan bir yöntem.


Mora Terapi nedir?

MORA ismi bu tekniğinin yaratıcısı Dr. Franz MOrell ve Eric RAsche'nin soyadlarının baş harflerinin birleşimidir. Dr. Morell, yetmişli yılların ortalarında damadı Elektronik Mühendisi Eric Rasche ile birlikte, vücudun kendi rezonanslarını (salınımlarını) kaydedebilen, analiz edebilen, düzeltebilen ve ardından düzenlenmiş salınımları insan vücuduna geri verebilen bir cihaz geliştirdi. Bu, klasik Biorezonans metodunun doğuşuydu. Özellikle Almanya ve Avrupa ülkelerinde biorezonans metodu olarak adlandırılan tamamlayıcı – integratif tıp akımının başlamasına neden oldu. 44 yıldır, bilimsel çalışmalarla da desteklenen Morell-Rasche yöntemi yıllar içinde terapi etkinliği ve başarısı nedeniyle tüm dünyada yaygın bir şekilde kullanılan bir yöntem haline gelmiştir. Bu nedenledir ki pek çok farklı yöntem ve cihaz da biorezonans isminin saygınlığı dolayısıyla aynı işlevleri yapmamasına rağmen bu ismi kullanmaktadır. İsim benzerliklerinin yanıltıcı olmaması adına ve MORA cihazıyla yapılan uygulamaların kendine has etkinliğinden dolayı bu sitede bahsedilen yöntem MORA Terapi olarak anılmaktadır.

MORA-Terapi Kısaca…

1) Maddenin çevresinde oluşan elektromanyetik alandaki frekansların tedavi amacıyla kullanılmasıdır

2) Vücudun kendisinden alınan elektromanyetik frekansların tedavi amacıyla kullanılmasıdır.

Mora Terapi ile destek verilebilen hastalıklardan bazıları;

·         Bağımlılıklar (Sigara bağımlılığı, Alkol Bağımlılığı, Gıda bağımlılığı)

·         Genel sağlığın desteklenmesi

·         Kronik hastalıklarda destek (Kronik Sistit)

·         Kronik yorgunluk sendromu

·         Fibromiyaljililer

·         Ameliyat sonrası iyileşmenin hızlandırılması

·         Romatizma ve diğer ağrılar

·         Alerjiler ve Alerji kökenli sağlık problemleri (Egzama hastalığı , sedef hastalığı, alerjik rinit , sinizüt, alerjik astım, gıda alerjileri, solunum yolu alerjileri)

·         Detox – Vücudun toksinlerden temizlenmesi

·         Bağışıklığı güçlendirme

·         Obezite – zayıflama

·         Karaciğer problemleri

·         Mide – Bağırsak sistemi

·         Ruhsal Problemler

Mora Terapi ve Mora Tükiye hakkında detaylı bilgiye ulaşmak ve biorezonans teknolojisiyle tanışmak için bize web sitemiz ve telefon numaramızdan ulaşabilirsiniz. 😊