8 Ocak 2021 Cuma

Faydalı, keyifli ve barışçıl: Yoga!

Yoga, Hindistan’dan çıkıp dünyaya yayılmış binlerce yıllık bir öğreti ve pratiktir. Kişiye öncelikle erdem, saygı, sevgi, şefkat ve tüm ahlak kurallarını öğreten geniş bir felsefe perspektifinden hayatı yorumlar. Günlük yaşamın yarattığı stresli koşullarla nasıl başa çıkabileceğini, yaşamına, davranışlarına ve düşüncelerine nasıl yön verebileceğine yardımcı olur.

Özellikle son zamanlarda hep birlikte yaşadığımız bu süreçte, daha doğrusu yaşamın inişleri ve çıkışları, dalgalanmaları içinde kolaylıkla kaybolabiliyoruz. Karşılaştığımız dirence karşı yaşamın bütünlüğünü unutabiliyoruz. Yoga ve meditasyon gibi günlük pratiklerse, sadece bu ego-zihin-beden üçlüsünden oluşmadığımızı, çok daha fazlası olduğumuzu anımsatan pratiklerden birkaçı. Bu gibi pratikler, yaşamın bütünlüğü içinde zamanla rahatlatmamızı ve kabul etmemizi öğretir bize. Kendi koşullanmışlarımız içinde, kendimizi anlamamıza yardımcı olur. Yoga daha çok derin bir dinleme ve duyma pratiğini doğurur. Bakmak ve görmek arasındaki nitelik farkı gibi. Gerçeği, yanılsamalarımızdan kopup net görmeye olan istek ve motivasyondur. Gerçeği görebilmek ise sevgiyle alakalıdır.

Yogaya başlayan bireyler önce bedenlerini keşfederler. Bedenin sınırsız işleyişini gözlemler ve analiz ederler. Bedenini tanırken nefesiyle, ruhuyla tanışır. Nefes, zihin ve beden arasındaki köprü fark edilir ve bu köprü sayesinde kişi nefesiyle birlikte zihnini de kontrol etmeyi başarır. Zihnimiz gün içerisinde çılgınca çalışırken, nefesimiz aynı zamanda farkındalığı, konsantrasyonu ve an’da kalmayı, yaşadığı an’da olduğunun farkındalığını geliştirir. Beden, zihin ve nefesin bir bütün halinde dengeli olma durumu, kişinin ruhsal gelişimini inanılmaz derecede destekler. Ruhsal gelişim de bu sayede, kişinin kendiyle olan yolculuğunda sağlıklı bir başrol oynar.
Yoganın asla bir yaşı, ırkı, cinsiyeti ya da herhangi bir dinsel kimliği yoktur. Yıllardır Hindistan ve Uzak Doğu'da yapılan yoga ülkemizde ise son zamanlarda popüler olmuştur. Bu sayede merak uyandırmış ve deneyen herkesin  yaşamının her bir noktasına sihirli dokunuşlar yapmıştır. Yoga yapmak için hiç bir zaman geç değildir ve başladığınızda devam etme arzusunu hissettiğinizde doğru yolda olduğunuzun keyifle farkına varabilirsiniz.

Hemen bugün yogaya başlamamız için neler gerekir?

Cevapı çok basit: Bir yoga matı ya da kaygan olmayan bir minder ve rahat kıyafetler.


Peki yoga, tam anlamıyla zaman içerisinde vücudumuzu ve zihnimizi ne yönde etkiler?

Günlük gelişim:

Geliştirilmiş beyin fonksiyonu,
Düşük stres,
Esneklik artışı.

Birkaç ay sonra:

Düşük kan basıncı,
Gelişmiş akciğer kapasitesi,
Gelişmiş seksüel fonksiyonlar,
Kronik boyun ve sırt ağrılarının azalması,
Kaygıların azalması,
Kan şekeri seviyesinin düşmesi,
Denge duygusunun gelişmesi.

Birkaç yıl sonra:

Daha güçlü kemikler,
Sağlıklı kiloda kalabilmek,
Düşük kalp hastalığı riski.

Ve belirgin değişiklikler:

Dikkatli yemek
Vücudumuzun ne zaman gıda istediğinin ve yiyecek / içeceklerin tadının tam anlamıyla farkına varmak, bu bilinçle hareket etmek.

Kilo kontrolü
Yoga yoluyla geliştirilen farkındalık, sizi açlık ve dolgunluk ipuçlarına karşı daha duyarlı hale getirebilir. Bu kilo kontrolünün tamamen sizin elinizde olmasını sağlar.

Daha sıkı ve iyi bir vücut
İçinize odaklanır, vücudunuzdan daha memnun olur ve kendinizi daha az eleştirirsiniz.

Kalp dostu
Yoga, kalbiniz ve kan damarlarınız için tansiyon, kolesterol ve kan şekerini düşürmeye yardımcı olur.

Her anlamda fit olmak
Haftada birkaç kez yoga yaparak kas gücünü ve esnekliğini artırabilir, kalbinizi, akciğerlerinizi ve kan damarlarınızı olumlu yönde düzenler.

Şimdi tek yapmanız gereken, yoga ile kendinizi dinlemek!
Herkese sağlıklı günler... 😊


19 Aralık 2020 Cumartesi

Sağlıklı ve Dayanıklı Olmanın Anahtarı: İstasyon Egzersizleri

Zaman probleminiz varsa fitness programı uygularken setler arasında çok az ya da hiç dinlenme olmayan tüm-vücut istasyon çalışmaları sizin için iyi bir seçim olacaktır.. Harcadığınız aşırı enerji sayesinde antrenman programı sonrasında da kalori yakmaya devam edersin; bu duruma egzersiz sonrası oksijen tüketimi (EPOC) adını vermektedir. Brezilya’da yapılan bir araştırma, bu iki popüler metodu -önceden-yorma tekniği ve istasyon çalışması- karşı karşıya getirdi. Çünkü önceden-yorma tekniği, aynı kas grubu için yapılan ve ardından bir izolasyon hareketinin geldiği çok eklemli temel egzersiz içerirken, istasyon çalışması da her sette alt ve üst vücudu dönüşümlü olarak çalıştırmaktadır.

Zorlu bir antrenman programı boyunca enerjiniz ve kalorileriniz erirken gerçekten zorlandığınızı hissettiğiniz zaman metabolik hızınız doğru orantıda artar. Egzersize ara verdiğinizde vücudunuz hemen dinlenme evresine geri dönmez, metabolizma hızınız kısa bir süre için yüksek kalmaya devam eder. Bu durum, egzersiz sonrası duş aldıktan ve yemek yedikten sonra bile kalori yakmanıza sebep olan bir artış durumudur. Bu durum "afterburn" etkisi olarak da bilinir.

Afterburn Etkisi

Bilimsel olarak egzersiz sonrası oksijen tüketimi veya EPOC olarak adlandırılır. EPOC, vücudu dinlenme durumuna döndürmek için gereksinim duyduğumuz oksijen miktarıdır.

Bu dinlenme durumu:

  • ·        Oksijen seviyelerinin geri yüklenimi,
  • ·        Laktik asit seviyesinin azaltılması,
  • ·        Kas onarımı ve ATP (egzersiz gibi süreçler için vücuda enerji sağlayan bir molekül) düzeylerini geri yükleme gibi gelişmeleri içerir.

Ağırlık İstasyonu ile Çalışmanın Faydaları

  • ·         Ağırlık istasyonlarının ağır ve taşınmaz olması aslında avantaj olarak da düşünülebilir. Sabit olurlar ve bu da dilediğin sertlikte ve yerde egzersiz yapabilmeyi sağlar.

  • ·         Haftanın 3 günü düzenli olarak ağırlık istasyonunda antrenmanı yapmak, kalp sağlığı üzerinde olumlu etki yaratır. 

  • ·         Spor salonuna gitmek istemeyen veya zaman bulamayan için evde ağırlık ve diren antrenmanı yapılmasını pratikleştiren ağırlık istasyonları kullanım kolaylığı sağlar.

  • ·         Ağırlık istasyonu ile günün her saati egzersiz yapabilirsin. Sadece sizin ve ailenizin kullanabiliyor olması da hijyenik bir avantajı beraberinde getirir.


Ağırlık İstasyonu Egzersizleri

Ağırlık istasyonlarının hepsinde göğüs, sırt, bacak, karın, omuz ve kol bölgesini çalıştırabilirsiniz.  Güçlü bacak kasları oluşturmak için ağırlıklarla squat çalışabilir, istasyondaki dumble setleriyle rahatlıkla bench press hareketi yapabilir ve göğüs kaslarını dilediğin gibi şekillendirebilirsiniz. Ağırlık istasyonları ile sırt kaslarını güçlendiren lat pulldown hareketini rahatlıkla uygulayabilirsin. Güçlü bacak kasları için etkili bir egzersiz çeşidi olan leg extension, hem bacak hem de karın kaslarını çalıştıran knee raises ve stepper hareketleri de antrenman istasyonlarında yapılabilen temel egzersizlerdir.

Herkese sağlıklı, bol sporlu günler!

 

9 Aralık 2020 Çarşamba

Sigara Bağımlılığına Karşı Mora Terapi!

Sigara bağımlılığı, en etkili ve ölümcül toplumsal zehirlenme olayıdır. Ölüm, sigara yüzünden oluşan hastalıklar sonucu meydana gelir ve sonucu ölüm olmasa bile hayatınızı zorlaştıracak onlarca olumsuzlukla karşılaşırsınız. Her sigarada vücut için zehirli, tahriş edici, kanser yapıcı ya da kanserin ortaya çıkmasını kolaylaştırıcı 4000’den fazla kimyasal madde bulunmaktadır. Bunlardan en az 50 maddenin doğrudan kansere neden olduğu ispatlanmıştır.

Kişiyi sigaraya bağımlı hale getiren etken madde ise nikotindir. Nikotin ayrıca kalp atışlarını hızlandırır, tansiyonu yükseltir, kanın pıhtılaşma riskini artırır. Sigara dumanındaki karbon monoksit gazı, kanın oksijen taşıma kapasitesini azaltır, dokulara yeterince oksijen taşınmasına engel olur, bunun sonucunda sigara içenler egzersiz sırasında daha çabuk yorulurlar. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, 2025 yılında sigara nedeniyle oluşan hastalıklardan dolayı 10 milyon kişinin ölmesi öngörülmektedir. Bunun 7 milyonunun bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde olacağı belirtilmektedir. Tiryakilerin %25-30’u zamanından önce ölmektedir. Erkeklerde tüm kanser türlerine bağlı ölümlerin %35'inin, kadınlarda ise %15'inin nedeni sigaradır.

Sigara uzun vadede damar sertliğine ve tıkanıklığına neden olabilir. Damarlar esnek bir yapıya sahiptir ve bu kırılgan yapı, sigara ile tahribata uğrar. Bu
 yapının bozulmasından dolayı kaslara kan pompalanma akışı yavaşlar ve ‘’Pump’’ olmamız engellenir. Kan damarları vücuttaki besin trafiğini etkili bir şekilde iletmesini yavaşlatır. Ve genel olarak sigara tüketimi akciğerlerdeki oksijen kapasitenizi düşürür ve çabuk yorulmalara yol açar.


Sigara ve Ruh Sağlığı

Günümüzde, sigara kullanımının bağımlılığa neden olmasından dolayı bu da bir hastalık olarak kabul edilmekte ve ruhsal hastalıklarla ilişkili olduğu bilinmektedir. Şizofreni, depresyon ve anksiyete bozukluğu gibi psikiyatrik sorunlara sahip bireylerde sigara bağımlılığının daha fazla oranda olduğu vurgulanmaktadır. Bu nedenle, ruh sağlığının korunması ve geliştirilmesinde sigaranın bırakılması hayatınız için son derece önemli bir adım olacaktır. Sigarayı bırakma aktivitesi “sigara bağımlılığı” hastalığından kurtulma anlamına gelmektedir.

Sigarayı bırakmayı başarabilen bireyin, kendine güven duygusu artmakta ve bir maddeye bağımlı olma düşüncesinden kurtularak stresli durumlarla başa çıkmada daha etkin yollar kullanmayı öğrenmektedir. Ayrıca, sigarayı bırakmayı başarabilen bireylere yönelik yapılan gözlemler ve çalışmalarda bireylerin çoğunluğunun sigarayı bıraktıktan sonra daha sağlıklı bir yaşam tarzını benimsedikleri belirlenmiştir.

Mora Terapi ile Sigara Bağımlılığına Son!

Mora Terapi yöntemi ile uygulanan sigara bırakma terapilerinde, terapinin başında ve sonunda renk terapisi uygulayarak kişinin duygu durum bozukluklarını en aza indirmeyi amaçlıyoruz. Renk terapisi, uygulanan seansların etkinliği artırır ve sigarayı bırakma sürecinde kişide oluşabilecek stresin ve duygusal dalgalanmaların kontrol altına alınmasına yardımcı olur.

Mora Terapi sigara bırakma terapisi, maddenin kimyasal özelliğini değil, bu maddenin yaydığı kendine özel frekansın bilgisini değiştirerek tedavi uygular. Bağımlılık yapan maddenin/nikotinin frekans yapısı özel bir teknolojik yöntemle ters çevrilir ve bu bilgi tekrar kişiye geri verilir. Bu şekilde bağımlılık yaratan sigaranın bilgisi kişinin bedensel hafızasından silinmiş, vücuduna hiç nikotin frekansı yüklenmemiş biri gibi olur. Sigara bağımlılarında, bir süre sonra bağımlılığın psikolojik boyutu aktif olmaya başlar. Bağımlı belirli psikolojik durum veya fiziksel aktiviteyi sigara ile tamamlamaya başlar. Mutluluk, sıkıntı, üzüntü, sinir ve kaygı gibi psikolojik durumları sigarayla ilişkilendirir. Mora Terapi sigarayı bırakmada psikolojik bağımlılığı karşı da savaştığı için uzun vadeli sigara bırakmada başarılı sonuçlar elde etmiştir.

Detaylı bilgi için web sitemizden ve sosyal medya hesaplarımızdan bize ulaşabilirsiniz.

Sağlıklı günler!


22 Kasım 2020 Pazar

Işığın Gücü: Biyofotonlar ve Bionic 880!

Öncelikle Bionic 880’in cihaz isminin ne anlama geldiğini bilebilmek için öncelikle “biyofoton”u tanımalıyız. Çünkü cihaz isminin çıkış yolu, adından da anlaşıldığı üzere bu terimden doğuyor. Terimi biraz açacak olursak; 

Vücuttaki her hücrenin saniyede 100.000'den fazla ışık impulsu veya fotonu yayması bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Sadece insanlar değil, tüm canlılar tarafından yayılan bu ışık emisyonlarına biyofoton denir ve tüm biyokimyasal reaksiyonların ardındaki direksiyon mekanizması olduğu keşfedilmiştir.

Peki bu ışıklar nasıl bir tedavi yöntemine dönüşüyor, biyofoton tedavisi nedir?

İşte burada bilimin ve zekanın mükemmel bileşiminden bahsedebiliriz. Biyofoton teoirisi, Alman biyofizikçi Med. Dr.Fritz-Albert Popp’un biyofizik alanında çığır açmış bir çalışmasıdır. Quanten veya foton olarak adlandırılan ışık, Quanten teorisine göre ışık demetlerinden oluşur. Popp' a göre ışık cilt tarafından emilir ve vücuda dağılır. Popp' un çalışmasına göre her hücrenin diğer elementlerle ışın fotonlarının etkileşimi ile iletişime geçtiği tespit edilmiştir.

Aslında insanların genellikle bahar aylarında kendilerini daha mutlu hissetmeleri, güz ve kış mevsimlerinde ise kendilerini daha depresif ve karamsar hissetmelerinin doğrudan ışıkla bir ilgisi vardır. İnsan enerjisi için temel ihtiyaç ışık, aynı zamanda iyileştirici bir etkiye sahiptir. Işık sadece insanlar için değil tüm canlılar için hayati bir önem taşımaktadır. Işık olmadan canlılar yaşamsal faaliyetlerini yerine getirememektedir. Işığın insanlar için en faydalı özelliklerine antibakteriyel etki göstermesi, D vitamini deposu olması, dolaşım sistemi, beyin fonksiyonları ve ruh hali üzerindeki olumlu etkisi örnek olarak verilebilmektedir. Sabit olmayıp ortamsal faktörlere bağlı olarak şiddeti değişen ışık kişilerin ruh, zihin ve beden sağlığı dengesinde önemli bir faktördür. Işığın olmadığı ortamlarda nasıl ki olumsuz duygu durumu hakimse ışıktan yoksunluk kemik gelişimi gibi fizyolojik durumları da etkilemektedir.

Biyofoton tedavileri hangi alanlarda kullanılır?

Işık düzenlemesinin doğru gerçekleşmediği durumlarda, ışık kuantumuna bağlı metabolik süreçlerde bozulma meydana gelir ve bu da kronik hastalıklara ve hatta kansere yol açmaktadır. Işığın iyileştirici gücü olan biyofoton teknolojisi, kronik ve sistemik hastalıklarda bozulan hücresel fonksiyonların sağlıklı haline dönmesini sağlamaktadır. Vücutta herhangi bir yan etkiye yol açmayan biyofoton seansları; hormonların dengelenmesi, enfeksiyonlar, zayıflamış bağ dokusu, migren, egzama, sedef, boyun, sırt ve bel ağrıları, siyatik ağrıları, akne, çocuklarda dikkat dağınıklığı tedavileri, uyku ve sindirim sistemi bozukluklarının tedavilerinde olumlu sonuçlar vermektedir.


Bionic 880 nasıl çalışır?

Dünyadaki en gelişmiş ve güçlü foton terapi cihazlarından biri olan Bionic 880 üç akupunktur yolu üzerinden işlem yapar. Tedavide iğneler yerine yumuşak ışık kullanılır; bu yöntemin iğneli akupunktur ile aynı sonuçlara sahip olduğu ispatlanmıştır. Böylece mikrop transferi, organın delinmesi ve köklü iğneler gibi riskler ortadan kalkmaktadır.

Bionic 880, hormonların düzenlenmesi ve hücrelerin uyarımı için biyofotonların iyileştirici gücünden faydalanır. Yayınlanan biyofotonlar deri tarafından emilir, vücut içerisinde çoğalır ve düzensiz olarak yayılır. Farklı hormonları düzenlemek ve üretimini dengelemek için sinir sisteminden dallanarak omurilik yolu ile beyne ulaşır. Endorfin, seratonin, kortizon gibi birçok hormon bu yolla düzenleyebilmektedir. Yapılan klinik incelemelerde ışık terapisi ile böbrek üstü bezlerinden salgılanan DHEA ve kortizon seviyelerinde anlamlı değişiklikler olduğu gözlenmiştir.

Biyofoton terapilerinin uygulama alanlarına; anti aging uygulamaları, enfeksiyonlar, ağrılar, hormonel bozukluklar, migren, nevralji, osteoartrit, tendon rahatsızlıkları, topuk dikeni, spor yaralanmaları, egzamalar, iyileşmeyen yaralar, sedef hastalığı, zona, akne problemleri, bağ dokusu bozuklukları, fibromiyalji, duygu durum bozuklukları, otizim ve uyku problemleri örnek olarak verilebilmektedir. Biyofoton terapilerinin özellikle viral rahatsızlıkların ve lyme hastalığının tedavilerinde etkisi kanıtlanmıştır.

Bütünsel tıbbın Türkiye’deki lider firması Mora Terapi güvencesiyle hizmet veren Bionic 880, biyofoton teorisinin biyofiziksel terapide kullanılmasının bir ürünüdür. Bionic 880 ile biyofotonların canlandırıcı gücünü siz de mutlaka deneyin.

30 Ekim 2020 Cuma

Biorezonans ve Mora Terapi Nedir?

Modern tıpta müthiş gelişmeler yaşanıyor. Gün yok ki yeni bir ilaç veya yeni bir tedavi yöntemiyle ilgili haber duymayalım. Tüm bu tedavilerin mucize etkilerinden söz ediliyor, umutlarımız yeşertiliyor.

Ancak… Tüm bu gelişmelere rağmen modern tıbbın açmazı hala “TAM İYİLEŞME” sağlayan tedavi yöntemleri konusunda pek de başarılı olamaması. Yani pek çok kronik hastalık için uzun süreler, hatta muhtemelen yaşam boyu ilaç tedavisi kullanılması gerekiyor. Daha iyi, daha etkili de olsa ilaçlar hayatımızın başköşesindeki yerlerini korumaya devam ediyorlar.

Her madde, atomlarının elektron yapısından kaynaklanan ve o maddeye özel olan bir elektromanyetik ışınıma sahiptir. Bu elektromanyetik salınım (ya da foton ışınımı) şimdiye kadar deneysel amaçlı olarak kullanılmış olan hassas foton ölçüm aletleriyle ölçülebilir. Kuantum fiziğinden bildiğimiz gibi fotonlar aynı anda hem tanecik hem de dalga-frekans yapısındadır. Şu andaki çalışmalar her maddenin yaydığı kendine özel frekans paternini tek tek ayırabilecek teknolojiye doğru ilerlemektedir. Ancak teknoloji halen, maddelerin biofoton yayılımlarını ya da frekans paternlerini inceleyebilecek ve birbirinden ayırabilecek seviyede değildir.

Biofotonlar...

Biofotonlar canlı dokulardan yayılan elektromanyetik ışınımlara verilen isimdir. Biofotonlarla ilgili olarak öncelikle Prof. Popp ve ekibinin yaptıkları tüm dünyada yankı uyandırmakta ve biofoton çalışmalarına yön vermektedir. Biofotonlar konusunda şu anda dünya üzerinde çok sayıda ve çok merkezli çalışma yürütülüyor ve şimdiye dek bulunanlar sadece sağlık alanında değil diğer birçok alanda farklı bir gelecek vaat ediyor.


Peki ya biorezonans?

Morell tipi biorezonans temelde akupunktur konusunda çalışmalarıyla bilinen Dr. Voll’ün (ve çağdaşı Dr. Rhayadaku’nun) 1960’lı yıllardaki elektroakupunktur ölçümleri sırasında yapılan gözlemlerinin homeopati kurallarıyla birleştirilmesini temel alır. Akupunktur noktalarının elektriksel direnç ölçümlerinin test edilmesi elektro-akupunktur olarak bilinir. Biorezonans elektroakupunktur testleri sırasında kullanılan elektriksel devre içine homeopatik ilaçların sokulmasının akupunktur noktasından alınan elektriksel direnç ölçümünü değiştirdiği gözlemine dayanır.

Zaman içinde maddelerin frekans paternleri ile vücudun frekans paternini karşılaştıran ve eşleşmelere bakarak vücudun yaşamsal özellikleri ya da organların durumu ya da gıda intoleransı olup olmadığı ile ilgili testler yapan cihazlar çıkmış olsa da bu cihazlar burada bahsedilen MORELL tipi biorezonans kavramı ile alakalı değildir. Maddelerin frekans paternlerini görmek, ölçmek mümkün olmadığı için bu frekans paternlerini vücut frekans paterni içinde aramak ve eşleşme yapmak da tabii ki mümkün değildir. Morell tipi biorezonans kavramında tedavinin vücut üzerine etkilerini ya da verilen frekansın vücutla rezonansa girip girmediğini vücut üzerinde yapılacak akupunktur ölçümleri ile ya da bazı bioenerjetik tekniklerle gözlemek mümkündür ancak bu gözlemler test-ölçüm olarak algılanmamalıdır. Bu ölçümler cihaz tarafından yapılmaz, tecrübeli bir terapist tarafından algılanabilir ancak bunlar bildiğimiz anlamda testler olarak sunulmamalıdır.

 

Genel tanım olarak biorezonans, hastalıkları ortaya çıkaran vücudumuza zararlı etkenlerin ortadan kaldırılmasını sağlayan bir tamamlayıcı tıp metodu. Biyofiziksel bir tedavi yöntemi olduğu için de eğitimli doktorların elinde yan etkisi olmayan bir yöntem.


Mora Terapi nedir?

MORA ismi bu tekniğinin yaratıcısı Dr. Franz MOrell ve Eric RAsche'nin soyadlarının baş harflerinin birleşimidir. Dr. Morell, yetmişli yılların ortalarında damadı Elektronik Mühendisi Eric Rasche ile birlikte, vücudun kendi rezonanslarını (salınımlarını) kaydedebilen, analiz edebilen, düzeltebilen ve ardından düzenlenmiş salınımları insan vücuduna geri verebilen bir cihaz geliştirdi. Bu, klasik Biorezonans metodunun doğuşuydu. Özellikle Almanya ve Avrupa ülkelerinde biorezonans metodu olarak adlandırılan tamamlayıcı – integratif tıp akımının başlamasına neden oldu. 44 yıldır, bilimsel çalışmalarla da desteklenen Morell-Rasche yöntemi yıllar içinde terapi etkinliği ve başarısı nedeniyle tüm dünyada yaygın bir şekilde kullanılan bir yöntem haline gelmiştir. Bu nedenledir ki pek çok farklı yöntem ve cihaz da biorezonans isminin saygınlığı dolayısıyla aynı işlevleri yapmamasına rağmen bu ismi kullanmaktadır. İsim benzerliklerinin yanıltıcı olmaması adına ve MORA cihazıyla yapılan uygulamaların kendine has etkinliğinden dolayı bu sitede bahsedilen yöntem MORA Terapi olarak anılmaktadır.

MORA-Terapi Kısaca…

1) Maddenin çevresinde oluşan elektromanyetik alandaki frekansların tedavi amacıyla kullanılmasıdır

2) Vücudun kendisinden alınan elektromanyetik frekansların tedavi amacıyla kullanılmasıdır.

Mora Terapi ile destek verilebilen hastalıklardan bazıları;

·         Bağımlılıklar (Sigara bağımlılığı, Alkol Bağımlılığı, Gıda bağımlılığı)

·         Genel sağlığın desteklenmesi

·         Kronik hastalıklarda destek (Kronik Sistit)

·         Kronik yorgunluk sendromu

·         Fibromiyaljililer

·         Ameliyat sonrası iyileşmenin hızlandırılması

·         Romatizma ve diğer ağrılar

·         Alerjiler ve Alerji kökenli sağlık problemleri (Egzama hastalığı , sedef hastalığı, alerjik rinit , sinizüt, alerjik astım, gıda alerjileri, solunum yolu alerjileri)

·         Detox – Vücudun toksinlerden temizlenmesi

·         Bağışıklığı güçlendirme

·         Obezite – zayıflama

·         Karaciğer problemleri

·         Mide – Bağırsak sistemi

·         Ruhsal Problemler

Mora Terapi ve Mora Tükiye hakkında detaylı bilgiye ulaşmak ve biorezonans teknolojisiyle tanışmak için bize web sitemiz ve telefon numaramızdan ulaşabilirsiniz. 😊




16 Ekim 2020 Cuma

MUTLULUK KİMYASALLARINI GÜNLÜK DOZLARDA NASIL ALIRSINIZ?

DOPAMİN

Motivasyonu, öğrenmeyi ve zevk duygusunu güçlendirir. Size hedefleri, arzuları ve ihtiyaçları gerçekleştirme kararlılığı verir.

Eksikliğinde neler olur?

Erteleme, kendine güven ve saygının azalması, motivasyon eksikliği, düşük enerji veya yorgunluk, odaklanamama, endişeli hissetme, umutsuz hissetme, sık ruh hali değişimleri.

Dopamini nasıl yükseltirsiniz?

Meditasyon yapın, günlük yapılacaklar listesi ile işlerinizi takip edin, uzun vadeli hedefleriniz olsun, L-Tirozin bakımından zengin yiyecekler tüketin (yumurta, baklagiller, balık, tam tahıllı gıdalar vb), düzenli egzersiz yapın, yaratıcılığınızı ortaya çıkaracak bir şeyler yapın; yazı yazmak, müzik veya sanat gibi…

OKSİTOSİN

Güven hissetmenizi sağlar, ilişkiler kurmayı ve onları sürdürmenizi sağlar. Aşk hormonu olarak da adlandırılır. İlişkilerinizde bağlanmada rol oynar.

Eksikliğinde neler olur?

Yalnızlık hissi, stresli olma, motivasyon eksikliği, düşük enerji veya yorgunluk, ilişkilerde bozulma, endişeli hissetme, uykusuzluk...

Oksitosini nasıl yükseltirsiniz?

Fiziksel dokunuşla (kucaklaşma vs), sosyalleşerek, masaj yaptırın, akupunktur veya akupunktur benzeri uygulamalar, müzik dinleyin, egzersiz yapın, soğuk duş alın, meditasyon yapın.

SERATONİN

Akranlar, arkadaşlarınız veya çevrenizde öneminizi hissedersiniz. Çevrenizdeki insanlarla birlikteyken kendinizi olduğunuz gibi sakince kabul etmenizi sağlar.

Eksikliğinde neler olur?

Kendine saygıda azalma, aşırı duyarlılık, anksiyete / panik ataklar, duygu durum dalgalanmaları, umutsuz hissetme, sosyal fobi, takıntı, uykusuzluk.

Seratonini nasıl yükseltirsiniz?

Egzersiz yaparak, soğuk duş alın, güneş ışığına daha çok çıkın, masaj yaptırın.


ENDORFİN

Fiziksel acıyı hafifletir. Coşku hali yaratır ve böylelikle anksiyete, depresyon, stres ve ağrı tepkilerini hafifletir.

Eksikliğinde neler olur?

Anksiyete, depresyon, ağrı ve acı çekme, sık ruh hali değişimleri, uykusuzluk, dürtüsel davranışlar ortaya çıkar.

Endorfini nasıl yükseltirsiniz?

Kahkaha atmak, ağlamak iyi gelecektir (duygu boşalımı), müzik dinleyin, sanat, şiir gibi ruhunuzu iyileştiren şeyler yapın, bitter çikolata ve baharatlı yemekler tüketin, egzersiz yapın, esneme hareketleri yapın, masaj yaptırın, meditasyon yapın.

Mora Terapinin Hormon dengeleme ve aktivasyon programları da tüm vücudunuzdaki hormonal salınımlarınızın dengesi için ayrıca mükemmeldir. Denemeyi sakın ihmal etmeyin. Mora Renk ve Bach Çiçekleri programlarımız da duygu durumunuz konusunda hızlı düzelmelere neden olur.

Sağlık dolu günler dileklerimizle.

 

 

9 Ekim 2020 Cuma

Müzik Gerçekten Ruhun Gıdası Mı?

Rahatlıkla neredeyse tüm insanlığın ortak kümesinin müzik olduğunu söyleyebiliriz öyle değil mi? Ya da sesler. Farklı türler, farklı yansımalar, farklı enstrümanlar sevebiliriz; ama bir şekilde müziği duyar, ona tepki veririz. Bu tepki, biz mutluyken de cereyan edebilir hüzünlüyken de. Belki de müziğin en güzel yanı da budur.

Müzik dinlemek eğlence olmasının yanında sizi daha sağlıklı bir hale de getirebilir mi? Müzik bir zevk ve memnuniyet kaynağı olabilir, ancak araştırmalar ayrıca birçok farklı psikolojik faydası olduğunu da kanıtlar niteliğinde. Bunu kendi üzerimizde de rahatlıkla görebiliriz. Müziğin düşüncelerinizi, duygularınızı ve davranışlarınızı etkileyebileceği düşüncesi, daha önce duymadığımız bir gerçek değil. Şöyle düşünün; en sevdiğiniz, tempolu rock eserini dinlerken havalara uçuyor ya da şahane bir canlı performans eşliğinde gözyaşlarını tutamıyorsanız, müziğin gücünü kolayca anlar ve ruhunuzda hissedebilirsiniz.

Müziğin psikolojik etkileri, idrak edebileceğimizden çok daha güçlü ve geniş kapsamlı olabilir. Müzik terapisi, bazen duygusal sağlığı desteklemek, hastaların stresle başa çıkmasına yardımcı olmak ve psikolojik iyileşmeyi desteklemek için kullanılan bir girişim olarak da evrensel olarak tanınmaktadır. Hatta bazı durumlar, müzikteki zevkinizin kişiliğinizin farklı yönlerini kavramasını sağlayabilir.

Müzik zihni rahatlatabilir, vücuda enerji verebilir ve hatta insanların acıyı daha iyi yönetmesine yardımcı olabilir.

Peki müzik başka ne gibi faydalar sağlayabilir?


Araştırmalar, dinlediğimiz müziğin, başka bir aktiviteye odaklandığımızda bilişsel görevler üzerindeki performansımızı geliştirebilir. Çalışırken zihinsel performansınızda bir artış arıyorsanız, arka planda sizi motive edecek bir müzik çalmasını ihmal etmeyin. Karmaşık şarkı sözleri barındıran eserler yerine enstrümantal dinlemek işinizi kolaylaştırabilir.

Müziğin stresi azaltmaya veya yönetmeye yardımcı olabileceği uzun zamandır biliniyor. Zihni rahatlatmak ve için ortaya çıkarılan meditatif müzik merkezli kır evi endüstrisini düşünün. Böylelikle müzik dinlemek, insanın baş düşmanı stresle baş etmenin etkili bir yolu olabilir.

Sonuçlar müzik dinlemenin insan stresine, otonom sinir sistemine etki ettiğini gösteriyor. Müziğin en şaşırtıcı psikolojik faydalarından biri, yararlı bir kilo verme aracı olarak kullanıldığı gerçeğidir. Kilo vermeye çalışıyorsanız, hafif müzik dinlemek ve ışıkları kısmak, hedeflerinize ulaşmanıza yardımcı olabilir.

Akşam yemeği yerken, evde hafif müzik çalarak bunu uygulamaya koyabilirsiniz. Rahatlatıcı bir ortam yaratarak, yavaş yavaş yemek yiyebilir ve bu nedenle daha doymuş hissedebilirsiniz.

Öğrencilerin çoğu, ders çalışırken müzik dinlemekten keyif alıyor. Bazıları en sevdikleri müziği dinledikçe hafızalarını geliştirirken, diğerleri de müziğin hoş bir dikkat aracı olduğunu düşünüyor. Bu durum kişi özelinde değişiklikler ve dalgalanmalar gösterebilir.

Araştırmalar, müziğin, acı ve ağrı yönetiminde çok yardımcı olabileceğini göstermiştir. Günde sadece bir saat boyunca müzik dinleyenlerin, başka bir kontrol grubundakilere oranla, ağrıda belirgin bir azalma yaşadıklarını kanıtlar niteliğindeydi.

Uykusuzluk tüm yaş gruplarından insanları etkileyen ciddi bir sorundur. Bu problemin yanı sıra diğer yaygın uyku bozukluklarının tedavisi için birçok yaklaşım olmasına rağmen, araştırmalar, klasik müzik dinlemenin güvenli ve etkili bir çözüm olabileceğini göstermiştir.

Müzik, uyku problemleri için etkili bir tedavi olduğundan, uykusuzluğu tedavi etmek için kolay ve güvenli bir strateji olarak kullanılabilir.

Müzik dinlerken egzersiz yapmayı daha kolay bulmanın iyi bir nedeni var. Araştırmacılar hızlı tempolu müziğin dinlenmesinin insanları daha fazla çalışmaya teşvik ettiğini keşfettiler. Çalan şarkılara göre görüldü ki, tempo, çalışma hızını %10 oranında artırdı veya tam tersi düşürdü.

Müziğin temposunu değiştirmek, mesafe tekrarı, kalp hızı ve müziğin verdiği duygu gibi faktörler üzerinde ne gibi etki yaratıyor? Araştırmacılar, tempoyu yükseltmenin, pedal çevirme hızı ve uygulanan güç açısından daha yüksek performansa yol açtığını keşfettiler. Tersine, müziğin temposunu yavaşlatmak, tüm bu verilerin azalmasına yol açtı. 

Müziğin bilim destekli yararlarından bir diğeri, sizi mutlu edebilmesi. İnsanların müzik dinlemelerinin nedenleri üzerine yapılan bir incelemede, araştırmacılar müziklerin uyarılma ve duygu durumlarıyla ilgili önemli bir rol oynadığını keşfettiler. Katılımcılar, müzikle birlikte daha iyi ruh hallerine sahip oldular.

Dünya Psikiyatri Dergisi’nde yer alan bir çalışma, bunama, inme ve Parkinson hastalığı gibi nörolojik durumlardan muzdarip hastalarda, depresyon, hüzün ve anksiyetenin azalmasında önemli rol oynadığını göstermiştir.

Sonuç olarak; müzik akıl, vücut ve ruh arasında bir denge oluşturmaktadır. Teknolojinin gelişimiyle birlikte çağımızda müzik terapileri de önemli bir rol oynamaya başlamıştır. Bunun en güzel örneklerinden biri de Mora Terapi Psycobiophoni modülü ve 5 Element Müzik Terapi kiti. Söz konusu cihaz modülü de 5 Element modülü gibi müziğin terapi gücünden yardım almaktadır. Ancak onu müzik terapilerinden ayıran en önemli özelliği aynı zamanda vücuttaki frekansları düzenlemesidir. Dilerseniz bize ulaşarak detaylı bilgi alabilirsiniz.

Şimdi en sevdiğiniz şarkıyı açmanın tam zamanı! 😊