18 Temmuz 2022 Pazartesi

PROTEİNLERİN VÜCUDUMUZDAKİ GÖREVLERİ NELERDİR?




         PROTEİNLER

Proteinler aminoasit zincirlerinden oluşan organik bileşiklerdir. Yaklaşık 20 aminoasitten oluşan proteinlerin işlevleri aminoasit dizilimine göre değişkenlik gösterir. Proteinler vücudumuz için oldukça önemli yapı taşlarıdır. Yaşamsal pek çok faaliyetimiz proteinler sayesinde gerçekleşmektedir. Bir kısım proteinler insan vücudunda üretilemez ve besinlerden alınması gerekir. Proteinlerin vücudumuzda çeşitli fonksiyonları vardır ve mutlaka tüketmemiz gerekir.

Proteinlerin vücudumuzdaki görevleri nelerdir bahsedelim:

Proteinler vücudumuzda hasarlı doku onarımı ve yeni doku inşasında görev alır.

Kas gelişimi ve kas dokusunun korunmasında da proteinlerin etkisi büyüktür.

Proteinler çocuk ve gençlerin büyüme ve gelişmesinde önemli rol oynar.

Proteinler bağışıklık sistemini güçlendirmekle beraber virüs ve bakterilerden korunmamıza da yardımcı olur.

Proteinler vücudumuzda taşınması gereken moleküllerin taşınmasında da görev alırlar.

Cilt sağlığı alanında öne çıkan ve bir protein türü olan kolajen vb. yapıların üretimi de proteinler sayesinde olur.

Vücudumuzdaki sistemler için oldukça önemli olduğunu belirttiğimiz proteinler; metabolizmanın düzenlenmesini sağlar.

Proteinler vücudumuzda enerji üretimini de sağlarlar.

Proteinler çeşitli nedenler sonucu oluşan yaralanmaların daha hızlı iyileşmesine katkı sağlar.

Kan şekerini düzenlemeye yarayan insülinin yapısında da protein bulunur.

Proteinler yüksek tansiyon ve kolesterolün düzenlenmesine de yardımcı olmaktadır.

Hemoglobinin yapısında da bulunan proteinlerin kansızlığı önlediği de bilinmektedir.


Vücudumuzda üretilemediği için besinlerden almamız gereken protein hangi besinlerde bulunur?

Proteinlerin en çok bulunduğu besin grubu hayvansal gıdalar olarak bilinir fakat bununla beraber sebze ve meyvelerden de protein almak mümkündür.

Hayvansal proteinler

Yumurta

Süt ve yoğurt

Peynir

Kırmızı ve beyaz et 

Balık

Ton balığı 

Karides 

Bitkisel proteinler

Baklagiller (yeşil mercimek, bulgur...)

Yulaf 

Kinoa

Çiğ badem 

Yer fıstığı

Kabak çekirdeği 

Brokoli

Brüksel lahanası

Fasulye

Bezelye 

Kuşkonmaz

Mısır

Ispanak

Soya fasulyesi


Proteinin vücudumuz için gerekli olduğundan ve tüketmemiz gerektiğinden bahsetmiş olsak da özellikle hayvansal proteinlere karşı duyarlılığı olan kişilerin dikkat etmesi gerekmektedir. Protein içerikli diğer gıdalarda da alerji riski olduğundan kontrollü tüketim herkes için önemlidir.

Bununla beraber gebelikte protein alımı önemli bir konudur. Anne karnındaki bebeğin gelişimi için aşırıya kaçmadan protein kaynaklı besinler tüketmek önemlidir. 

Protein gereğinden fazla tüketildiği takdirde bazı sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. Örneğin; kabızlık, kalsiyum ve kemik kaybı, kalp rahatsızlıkları, su kaybı...

Proteinin aşırı alımı zararlı olduğu kadar eksikliğinde de bazı problemler görülebilmektedir. Protein eksikliğinin belirtileri şunlardır: saçlarda kırılma ve dökülme, tırnak kırılmaları, cilt kuruluğu, yorgunluk hissi, uyku problemleri, vücutta ödem oluşumu ve ruhsal değişimler...

Bu belirtiler dikkate alınmadığı ve protein eksikliği devam ettiği takdirde çeşitli hastalıklar da görülebilmektedir. Protein eksikliği sonucu görülen hastalıklar ise şunlardır:

o Marasmus hastalığı: Bu hastalık genellikle çocuklarda, protein eksikliğine bağlı olarak kas, kemik ve yağ dokusu kaybı olarak ortaya çıkar.

o Kwashiorkor hastalığı: bu hastalık da yine çocuk ve gençlerde protein eksikliğine bağlı olarak ortaya çıkar. Ve tedavi edilmediği takdirde fiziksel ve zihinsel gelişimi etkilemektedir.

o Organ yetmezliği

o Yetişkinlerde kas kütlesi kaybı

o Hormon bozuklukları

o Bağışıklık sisteminde zayıflama


Protein tüketiminde dikkatli olmalı ve mutlaka uzman bir doktora danışmalısınız.




27 Haziran 2022 Pazartesi

UYKU PROBLEMİNE MORA TERAPİ’DEN SAĞLIKLI ÇÖZÜMLER

 



Uyku, her insanın fiziksel ve zihinsel dinlenmesi için yaşaması gereken biyolojik bir süreçtir.

İyi ve kaliteli bir uyku sakin ve dinlenmiş bir beyin ve beden sunduğundan gündelik yaşamımızda da bizi davranışsal ve fiziksel olarak pek çok yönden etkilemektedir. Kendimizi daha iyi, mutlu hissetmemizi ve verimli bir gün geçirmemizi sağlayacak iyi bir uyku için bizim dikkat edebileceğimiz noktalar vardır.


   Daha İyi Bir Uyku İçin Öneriler

Düzenli beslenmek ve düzenli yaşamak mutlu bir hayatın anahtarıdır. Daha iyi bir uyku için de uykunun düzenli olması önemlidir. Biyolojik dengenin bozulmaması için her gün aynı saatte uyuyup uyanmak önemlidir. Her sabah aynı saatte uyanmak uyku düzeninin olmasını sağlar. 

Uyku öncesi uykuyu bozacak yiyecekleri tüketmekten kaçınmak önemlidir. Uykuya dalma süresini uzatan kafein içerikli çay, kahve ve nikotin içeren sigara gibi maddeler uyanık kalmayı sağlayacağından bunların tüketiminden kaçınmak uykuya daha kolay geçmenizi sağlayacaktır.

Kahve, sigara gibi maddelerin yanında alkol de bilinenin aksine uykuya geçmekle yardımcı olmayıp, uyku kalitesini bozabilmektedir. 

Yatak odasının aydınlatması da uykuya geçiş süresini ve uyku kalitesini etkileyen faktörlerden biridir. Uyku esnasında salgılanan melatonin hormonu yalnızca karanlıkta aktif olduğundan uyumaya çalışırken gece lambası da açık olmamalıdır. Uykuya hazırlık sürecinde yatak odasının karanlık, loş olmasını sağlamak daha çabuk uyumanıza yardımcı olacaktır.

Radyasyon yayan telefon, televizyon, bilgisayar gibi elektronik aletler uykuyu etkileyeceğinden yatak odasında bulundurulması ve yatakta bu cihazlara bakılması uyku problemine sebebiyet vereceğinden bu davranışlardan kaçınılması doğru olacaktır. 

Oda sıcaklığı da uyku problemine sebep olabilmektedir. Uykuya dalmak için uygun oda sıcaklığı 21-22 derecedir.

Fiziksel aktiviteler yapmak sağlığımız için oldukça önemli olmakla beraber uyku öncesi ağır fiziksel aktiviteler yapmak da uyku problemine neden olacaktır. 

Uyku sırasında salgılanan melatonin hormonunun salınımı 21.00-23.00 saatleri arasında artmaya başlar. Bu nedenle bu saatler arasında uykuya dalmış olmak önemlidir. Gece 02.00-04.00 saatleri arasında da melatonin hormonunun salınım seviyesi üst düzeye ulaşır.

Yatağa yattıktan sonra uyku problemi olanların yatakta en fazla 45 dakika kalması doğrudur. 45 dakikada uykuya geçilemediği takdirde yataktan kalkıp sakin bir kitap okumak ya da hareketli olmayan yavaş bir müzik dinlemek uyku problemine çözüm olabilecektir.

Kişinin geçmişte yaşadığı olaylar, travmaları ve güncel olarak yaşadığı bazı olaylar psikolojik olarak onu etkileyebilmektedir.

Kaygı, depresyon, bipolar bozukluk gibi duygu durum bozuklukları kişiyi ruhsal ve fiziksel olarak pek çok yönden olumsuz etkilemektedir. Duygu durum bozuklukları aynı zamanda uyku problemine de sebep olabilmektedir.

Sağlıklı bir zihin ile uyku problemlerinden kurtulabilmek mümkündür.

 

DUYGU DURUM BOZUKLUKLARININ TEDAVİSİNDE MORA BACH ÇİÇEKLERİ TERAPİSİ 

  Mora Terapi Bach Çiçekleri Terapisi, kişinin zihnindeki tüm olumsuz duygu düşüncelerden kurtulmasına yardımcı olur. Bu duygular örneğin; mutsuzluk, ilgi eksikliği, çaresizlik, öfke, nefret vb.dir. 

Zihnin ve ruhun sağlıklı olmadığı bir durumda bütünsel sağlık düşünülemez. Mora Terapi Bach Çiçekleri Terapisi de tam bu noktada daha sağlıklı, mutlu ve dingin bir zihin ve ruh için çalışır. Ayrıca Mora Terapi seanslarında kişiden olumsuz düşüncelerin uzaklaştırılmasının yanı sıra sağlıklı beslenmeye de yöneltme yapılır. Bu sayede kişi ruhen ve bedenen sağlığına kavuşur ve bütünsel olarak bir denge sağlanmış olur.


13 Haziran 2022 Pazartesi

BESİN ALERJİSİ NEDİR ?



 


 Besin alerjisini vücudumuzun bağışıklık sistemi yoluyla çeşitli gıdalara karşı verdiği tepki olarak tanımlayabiliriz.

Besin alerjisi ve besin intoleransı aynı şey değildir. Besin intoleransında söz konusu besinin içindeki bir maddeye karşı sindirim sistemi onu sindiremeyip reaksiyon verirken; besin alerjisinde, söz konusu besin bağışıklık sistemi tarafından kabul edilemez ve bağışıklık sistemi reaksiyon verir.

 Bağışıklık sistemi aracılığıyla duyarlılık oluşturan besin, aralıklarla da olsa tüketilmeye devam edildiğinde aynı etkileri gösterecektir. Bu etkiler ciddi sağlık sorunları ve reaksiyonlar olmakla beraber; gıda alımı arttıkça etkiler de çoğalacaktır. Bu sebeple besin alerjisi, dikkat edilmediği takdirde sağlığımız üzerinde olumsuz etkileri olan bir rahatsızlıktır.

Besin alerjisi görülme sıklığı son yıllarda, tüm dünyada artış göstermektedir.

Besin alerjisi genellikle bebeklik ve erken çocukluk döneminde tespit edilir. Bunun sebebi ilk gıda tadımlarının bu yaşlarda yapılıyor olmasıdır. Daha sonraki dönemlerde de besin alerjisi görülmesi olasıdır.


  BESİN ALERJİSİ BELİRTİLERİ NELERDİR?

 Besin alerjisinin oluşması ve reaksiyon görülmesi için söz konusu besinin sindirim sisteminde işlenmiş olması gerekir. Besin alerjisinin hafif belirtileri olmakla beraber ciddi belirtileri de görülebilmektedir. Bu belirtiler şunlardır:


Kurdeşen

Mide bulantısı, kusma

İshal, kanlı dışkı 

Ciltte döküntü ve kaşıntı

Mide spazmı

Nefes darlığı 

Solunum sıkıntısı

Göğüs ağrısı

Dil, boğaz ve gözlerde şişme


Vücut alerjik maddeyle karşılaştıktan sonra savunma mekanizması olarak antikor üretir.


   BESİN ALERJİSİ TEŞHİSİ NASIL KONUR?

 Besin alerjisi için kişinin belli gıdayı her tükettiğinde yukarıda bahsettiğimiz belirtilerin görülmesi gerekir. Hastanede yapılan kan ve alerji testlerinin pozitif reaksiyonla sonuçlanması halinde de besin alerjisi kesinleşmiş olur.

Alerji oluşturan besin tam olarak tespit edilemediğinde ise şüpheli gıda önce az miktarda verilerek arttırılarak kişiye tattırılır. Reaksiyon görüldüğü takdirde de alerji saptanmış olur.


ALERJİ RİSKİ YÜKSEK OLAN BESİNLER NELERDİR?

Yumurta

İnek sütü ve süt içeren her gıda

Balık (levrek, somon, alabalık) ve diğer deniz ürünleri (karides. yengeç, ıstakoz, midye)

Soya

Buğday ( unlu gıdalar, bulyon tabletler ve sütlü tatlılar ve bira da tüketilmemelidir.) 

Yer fıstığı, fındık, ceviz gibi kuruyemişler

Baklagiller

Bal

Susam 

Şeftali, kayısı gibi sert çekirdekli meyveler

Dikkat edilmesi oldukça önemli olan besin alerjilerinde atlanmaması gerekilen bir husus da paketli veya kutulu olarak alınan her ürünün içeriğinin alınmadan önce okunmasıdır. Kişinin alerjisi olan besini ve türevini eser miktarda da olsa içeren besinler reaksiyonlara yol açabilecektir. Alerjisi olan kişinin, bu kişiler çocuk ise ailesinin son derece dikkatli olması gereklidir.


BESİN ALERJİSİNDE MORA TERAPİ 

 Besin alerjisinden kurtulmak için yapılması gereken en önemli şey, o gıdayı tüketmekten kaçınmaya çok dikkat etmektir. Alerjen besin tüketilmediğinde yakınmalar ve sağlık sorunları olmayacağından, tüketmekten kaçınmak önemli ve en basit adımdır.

 Temelde vücuttaki normal olmayan işleyişi normal ve sağlıklı haline getirmek olan Mora Terapi alerji terapisinden başarılı sonuçlar elde edilir. Klasik tıpta alerji çoğu zaman kesin tedavisi mümkün olmayan bir durumdur. Hastaya alerjisine neden olan durumlardan uzak durulması tavsiye edilerek, ilaçlarla alerjik durumu baskı altına alınmaya çalışılıyor. Tamamlayıcı tıp yöntemi Mora Terapi cihazları ise alerjiyi reaksiyonlara neden olan sebep yerin sonuç olarak algılar ve alerjiye neden olan asıl sebebi bulup onu ortadan kaldırmaya yöneliyor.


 Mora  Terapi alerji tedavisinde hastanın vücudundaki alerjiye neden olan maddeyle birlikte ağır metal yükü ve elektromanyetik yük gibi diğer toksik yükler de temizleniyor. Seansların ardından hastanın vücudunda birikmiş alerjen yük temizlenmiş oluyor ve hastanın vücudu kalıcı bir şekilde, doğal, sağlıklı durumuna geri dönüyor. Herhangi bir yan etkisi olmayan, hastalıktan önce vücutta olmamış olumsuz bir belirti ortaya çıkartmayan Mora Terapi alerji tedavisiyle hastalarının psikolojik durumunda da olumlu değişim göze çarpıyor.


30 Mayıs 2022 Pazartesi

GLUTATYON ÜRETİMİNİ ARTTIRAN YİYECEKLER

 


 GLUTATYON NEDİR VE NE İŞE YARAR?

Glutatyon, vücudumuzda üretilebilen ve üç aminoasitten oluşan bir proteindir.

Vücudumuzun her an ihtiyaç duyduğu ve bir kalkan görevi gören glutatyonun önemli işlevleri vardır.

Vücutta oksijen ile enerji üretimi sağlanırken ortaya çıkan reaktif oksijen radikalleri vücutta kimyasal değişimlere ve kanser gibi hastalıkların oluşabilmesine sebep olur.

Vücudumuzda bazı hastalıklar gelişirken reaktif oksijen radikallerinden destek alırlar. Bu hastalıklar şunlardır:

• Kalp ve damar rahatsızlıkları

• Kanser

• Alzheimer ve Parkinson hastalığı

• Romatizmal hastalıklar

• Diyabet

• Astım

• Katarakt

• Enfeksiyon hastalıkları

Vücudumuz bu serbest radikallerin zararından korunmak ve radikalleri uzaklaştırmak için çeşitli savunma mekanizmaları geliştirir. Bu savunmayı sağlayan moleküller antioksidan olarak adlandırılır.

 Glutatyon çok güçlü bir antioksidandır.

 Vücutta sağlıklı hücre ve organizmalara zarar vermeye çalışan serbest radikalleri uzaklaştırıp, zararı engelleyen glutatyon; bu uzaklaştırma esnasında elektron verebilen bir proteindir.

 Glutatyonun vücut sağlığımızı korumada önemli rolü vardır.

 Cıva, kurşun, bakır gibi ağır metalleri vücuttan uzaklaştırır.

 Sinir sisteminde görev alan glutamat üretimine de yardımcı olur.

 Glutatyon E ve C vitaminlerinin çalışması için de gereklidir.

GLUTATYON EKSİKLİĞİ NEDEN OLUR, GLUTATYON EKSİKLİĞİNDE NE YAPILMALIDIR?

Glutatyonun vücutta kendiliğinden üretilebildiğini söylemiştik. Fakat glutatyon üretimi yaş ilerledikçe azalır. Ayrıca zamanla vücutta biriken toksinler de glutatyonun etkisini azaltmaktadır.

Glutatyon eksikliğinin bir diğer sebebi de dışarıdan aldığımız zararlı maddeler, kimyasallar ve toksinler olduğu bilinmektedir.

Vücudumuzda zararlı maddelere karşı bir savunma mekanizmasının önemli görevlilerinden biri olduğunu ve pek çok hastalığın gelişimini engellediğini söylediğimiz glutatyonun azalması durumunda vücudumuzda serbest radikallerin olumsuz etkileri de uzaklaştırılmamış olmakta ve çeşitli hastalıklar baş gösterebilmektedir.

Farkında olarak ya da olmadan dıştan maruz kaldığımız toksik maddelerin uzaklaştırılması suretiyle ciddi miktarda glutatyon harcanmaktadır.

Bu durumların bazıları şunlardır:

• Ağır metaller (dövmeler, diş dolguları...)

• Sigara, egzoz vb. dumanlar

• Aseton, tiner gibi çözücüler

• Sentetik gıda boyaları

• Böcek öldürücüler

• Röntgen ve UV ışınları

• Elektromanyetik alanlar

• Kimyasal gıda katkıları

• Telefon, bilgisayar, tablet gibi radyasyon yayan elektronik aletler....

Bunların haricinde glutatyon üretiminin azalmasında yetersiz beslenmenin de etkisi büyüktür.

Ayrıca beraber stres, kaygı gibi duygu durum bozuklukları da glutatyon üretimini düşüren faktörlerdendir.

GLUTATYON SEVİYESİNİ ARTTIRMAYA YARDIMCI OLAN YİYECEKLER

Glutatyon seviyesini arttırmak için glutatyonu oluşturan aminoasitleri içeren besinleri tüketmek daha etkili olacaktır. Bu besinler şunlardır:

• Kırmızı ve beyaz et

• Süt ve süt ürünleri

• Kabak ve ay çekirdeği

• Yer fıstığı

• Keten tohumu yulaf gibi tahıllar

• Bakliyatlar

Ayrıca içeriğinde kükürt olan gıdaların da glutatyon üretimini arttırdığı bilinmektedir.

• Sarımsak, soğan

• Lahana çeşitleri

• Kuşkonmaz

• Ispanak

• Roka

• Bamya

• Karnabahar

• Brokoli

• Hardal otu

Doğrudan glutatyon içeren gıdalar ise şunlardır:

• Ispanak

• Roka

• Domates

• Bakla

• Bezelye

• Avokado

• Kuşkonmaz

Her gıdada olduğu gibi glutatyon üretimine yardımcı gıdaların da fazlaca tüketilmesinin yararı olmaktan ziyade vücudumuza zarar verebileceğini göz önünde bulundurmanızı tavsiye ederiz.

SAĞLIKLI GÜNLER...


16 Mayıs 2022 Pazartesi

MAYDANOZ ÇAYININ SÜRPRİZ FAYDALARI

 


  Günümüzde sebzelerden ve çeşitli bitkilerden çay yapıp içmek oldukça popüler hale gelmiştir. Her bitkinin mutlaka sağlığımıza faydası vardır. Bu çayların popüler olmasının nedeni de çoğunlukla zayıflatma ve ödem attırma etkilerinin oluşundandır.

Zayıflamak için çayı içilen sebzelerin başında da maydanoz gelir. Aromatik özelliği oldukça yüksek olan maydanozun sağlığımıza pek çok faydası vardır.


 MAYDANOZUN FAYDALARI

 Antioksidan özelliğe sahip olan maydanoz; A,C ve K vitaminlerini de içererek bağışıklık sistemine oldukça fayda sağlamaktadır.

 Ağız ve diş sağlığı için de önemli olan maydanoz özellikle ağız kokusunu gidermektedir.

 Önemli bir hastalıktan ötürü olmadığı sürece mide bulantısını gidermeye de yardımcı olur.

 Maydanoz içerik olarak kanserle savaşacak bileşenlere sahiptir.

 Karaciğeri temizleme özelliğine sahiptir.

 İçeriğinde beta-karoten de bulunan maydanoz; göz sağlığını ve retinayı korumaya yardımcı olur.

 Maydanoz, diyabet hastalarında kan şekerini düşürmeye yardım eder.

 Klorofil de içeren maydanoz aynı zamanda anti-bakteriyel etkiye sahiptir.

 Antiseptik özelliği olan maydanoz gaz gidericidir.

Maydanoz tüketiminde dikkat edilmesi gereken hususlar vardır. Her şeyde olduğu gibi maydanoz da fazla tüketilirse sağlık sorunlarına yol açar. Hamileler, kan sulandırıcı ilaç kullananlar ve hipertansiyonu olan kişiler için fazla maydanoz tüketimi zararlıdır. Maydanozun aşırı tüketilmesi ciltte döküntüye sebep olabilmektedir.

Çiğ halde özellikle yeşil salataların içine konularak tüketilen maydanozun detox suyu ve çay halinde tüketildiği de görülmektedir.


 MAYDANOZ ÇAYININ FAYDALARI NELERDİR

• Maydanoz detox etkisine sahiptir ve güçlü ödem attırıcıdır. Maydanozu çay halinde tüketmek de ödem atmak için önemli bir adımdır.

• Maydanoz çayı idrar söktürücüdür.

• Öncelikle bol su içerek, maydanoz çayıyla da böbrek taşı oluşumunu engellemek mümkündür.

• Karaciğeri temizlediği bilinen maydanoz, çay halinde tüketildiğinde idrar yolu enfeksiyonunu önlemeye de yardımcı olur.

• Adet problemlerine iyi gelen maydanoz çayı; adet söktürücü özelliğe sahiptir ve adet sancılarını da hafifletmeye yardımcı olur.

• Maydanoz çayı sindirim sistemindeki sıkıntılara da iyi gelir ve metabolizmayı canlandırır.

• Maydanoz çayı doğru oranda tüketildiğinde cilt problemlerine de iyi gelmektedir.

• Maydanoz çayı kanser hücrelerinin oluşumunu önlemeye yardımcı olur.

• Maydanoz çayı enfeksiyon hastalıklarını da engeller.

• Vücudu toksinlerden arındırmaya yardımcı olur.

Detox etkisi sebebiyle zayıflamak için sık tüketilen maydanoz suyu ve maydanoz çayı bilinçsizce ve fazlaca tüketildiğindeyse, özellikle böbreğe ve diğer organlara zarar verebilmektedir.

Maydanoz çayı günde sadece 1 bardak tüketilmeli ve en fazla 3 gün art arda içildikten sonra ara verilmelidir.

Maydanoz suyu da aşırı tüketmekten kaçınılmalı ve 15 gün tükettikten sonra 10 gün ara verilmelidir.

Bir anda hiçbir şey yemeyerek yapılan şok diyetlerin sağlığımız zararı olduğunu biliyoruz. Bu doğrultuda zayıflamak üzere gün boyu sadece maydanoz suyu veya kürü tüketmek de oldukça zararlıdır.

Maydanoz çayının pek çok faydasından bahsetmiş olsak da kullanım öncesi mutlaka bir beslenme uzmanına danışmanız faydalı olacaktır.


25 Nisan 2022 Pazartesi

GÜNE DAHA POZİTİF BAŞLAMANIZ İÇİN ÖNERİLER

  


 Pozitif bir gün ve pozitif bir yaşamın temelinde pozitif düşünceler ve sağlıklı bir beden vardır.

Bireyin kendi kendine yaptığı olumlamalar ve duygu durum bozukluklarından (stres, kaygı, aşırı korku ve öfke, depresyon... ) kurtulması ile önce zihinde bir iyileşme ve pozitiflik görülür ve bunun yansıması zihinle ilişkili olarak bedensel sağlıkta da görülebilmektedir.

Ruh-beden-zihin dengesinin ve sağlığının olduğu kişilerin daha sağlıklı ve pozitif bir yaşamı olabilmektedir.

Hayata daha pozitif şekilde devam etmek için bedenimizin bize verdiği her sinyali ve uyarıyı dikkate almalıyız. Ve bedensel rahatsızlıklarımızın zihin sağlığımızla bir bütün olduğunu unutmamalıyız.

Öncelikle vücudumuzda işleyişin düzenli ve normal olduğundan emin olmalıyız. Bunun için sağlıklı beslenme, bağımlılıklardan uzak durma, egzersiz yapma gibi vücudumuza iyi gelecek, sağlıklı olmamızı sağlayacak şeyleri yapmaya özen göstermeliyiz.

Güne daha pozitif başlamak ve gün içerisinde de enerjik olmak için bazı öneriler

• Her gün birbirinin aynısı değildir. Yeni bir gün yeni bir başlangıç olduğundan yeni güne umutlu başlamak çok önemlidir. Geçmişe takılı kalmadan hayata devam etmek, zihnimizde negatif düşüncelere yer vermemek, kendimizi dinlemek ve kendimize zaman ayırabilmek gereklidir. Her yeni güne uyandığınızda pencereyi açıp derin bir nefes almak ve gülümsemek güne daha pozitif devam etmenin anahtarlarından biridir. Gün içinde de bu gülümsemeyi korumak günü daha pozitif geçirmeye yardımcı olacaktır.

• Uyandığınızda kendinizi yorgun ve uykusuz hissediyorsanız, daha enerjik ve pozitif olmak için ılık bir duş alabilirsiniz. Duş kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlayacaktır.

• Öncelikle uyanınca 1 bardak su içerek gece boyu uyuyan bedeninizi uyandırın. Beslenmenin önemini hepimiz biliyoruz. Güne başlarken mutlaka kahvaltı yapın. Kahvaltı sizi daha mutlu ve enerjik hissettirecektir.

• Kısa bir süre de olsa meditasyon/egzersiz yapmaya çalışın. Sabah yapılan egzersiz de kahvaltı gibi daha mutlu ve pozitif hissetmenizi sağlayacaktır.

• Müziğin insan ruhunu beslediği ve iyi geldiği bilinmektedir. Uyandığınızda enerjinizi yükseltecek ve sizi mutlu edecek müziklerle güne başlamak, gün içinde de daha pozitif olmanıza yardımcı olacaktır.


 DUYGU-DURUM BOZUKLUKLARINDA BACH ÇİÇEKLERİ TERAPİSİ

  Mora Terapi Bach Çiçekleri Terapisi, kişinin zihnindeki tüm olumsuz duygu düşüncelerden kurtulmasına yardımcı olur. Bu duygular örneğin; mutsuzluk, ilgi eksikliği, çaresizlik, öfke, nefret vb.dir.

Zihnin ve ruhun sağlıklı olmadığı bir durumda bütünsel sağlık düşünülemez. Mora Terapi Bach Çiçekleri Terapisi de tam bu noktada daha sağlıklı, mutlu ve dingin bir zihin ve ruh için çalışır. Ayrıca Mora Terapi seanslarında kişiden olumsuz düşüncelerin uzaklaştırılmasının yanı sıra sağlıklı beslenmeye de yöneltme yapılır. Bu sayede kişi ruhen ve bedenen sağlığına kavuşur ve bütünsel olarak bir denge sağlanmış olur.


11 Nisan 2022 Pazartesi

SABAHLARI ÇENE AĞRISIYLA UYANIYORSANIZ BU YAZIYI OKUMALISINIZ...




 Çene ağrısının pek çok sebebi olabilmektedir. Siz de çene ağrısından şikayetçiyseniz önemli sağlık sorunlarınız olabilir.

Özellikle sabahları çene ve yüz ağrısıyla uyanıyorsanız, diş sıkma diğer adıyla Bruksizm probleminiz olması muhtemeldir.

Günümüzün yaygın bir problemi olan diş sıkma; genç, yetişkin, yaşlı  farketmeksizin herkeste görülebilmektedir.

Diş sıkma veya gıcırdatma sorunu olan kişiler bunu uykusunda ve istem dışı yaptığından çoğunlukla farkında olamayabilirler. Ve diş sıkma ve gıcırdatma kronikleşen bir durum haline gelebilir.

 Diş sıkmanın temel nedeni diş ve çene yapısındaki bozukluk veya uyumsuzluk olarak bilinse de, böyle bir sorunu olmayan kişilerde de diş sıkma ve gıcırdatma görülebilmektedir. Bu durum diş sıkmanın temel nedeninin fiziksel bozukluk olmadığını; günlük yaşamın stres ve sorunlarının uykuda ya da gün içinde bilinçsiz şekilde diş sıkma, gıcırdatma veya dişleri birbirine bastırma şeklinde ortaya çıktığını gösterir. Başka hastalıklara da neden olabilen duygu durum bozuklukları (anksiyete, stres, kaygı, öfke...) bilinçaltını olumsuz etkilemekte ve çoğunlukla uyku esnasında Bruksizm gibi fiziksel rahatsızlıklarla ortaya çıkmaktadır.

Temel şikayetleri çene, baş ve yüz ağrısı olan Bruksizm; tedavi edilmeyip ertelendiği takdirde daha büyük sorunlar doğurabilmektedir.

Örneğin; çene eklemlerinde bozukluklar meydana gelmesi ve bunun bir belirtisi olarak ağzı açıp kapama esnasında eklemlerden ses gelmesi, dişlerin kırılması veya sallanması, ilerleyen zamanlarda yemek yemede güçlük gibi kişinin hayatını doğrudan olumsuz bir şekilde etkileyen büyük bir sorun haline gelmektedir.

Bu nedenle bu gibi belirtileri ve diş sıkma sorunu olanların mutlaka uzman bir diş hekimine başvurmasını öneriyoruz.

Hekimler gerek gördüğü durumda diş plağı ya da diş koruyucularla tedaviyi sağlayabilmektedirler. Ayrıca uyku öncesi alınmak üzere kas gevşeticiler de tedavinin destekleyici bir parçası olabilmektedir.

Küçük çocuklarda görülen diş gıcırdatmasında durum yetişkinlerdeki kadar ciddi olmamakla beraber kendiliğinden geçebilmektedir. Tabi ki geçmediği durumlarda  mutlaka uzman bir hekime başvurulmalıdır.

Temel nedenlerinin duygu durum bozuklukları olduğunu belirttiğimiz diş sıkmasından kurtulmak için duygu durum bozukluklarından da kurtulmak gerekmektedir.


BACH ÇİÇEKLERİ TERAPİSİ İLE  DUYGU DURUM BOZUKLUKLARINA ÇÖZÜM

Zihnin ve ruhun sağlıklı olmadığı bir durumda bütünsel sağlık düşünülemez. Mora Terapi Bach Çiçekleri Terapisi de tam bu noktada daha sağlıklı, mutlu ve dingin bir zihin ve ruh için çalışır. Ayrıca Mora Terapi seanslarında kişiden olumsuz düşüncelerin uzaklaştırılmasının yanı sıra sağlıklı beslenmeye de yöneltme yapılır. Bu sayede kişi ruhen ve bedenen sağlığına kavuşur ve bütünsel olarak bir denge sağlanmış olur.