21 Ağustos 2021 Cumartesi

Aç kalmadan zayıflamak mümkün mü?





Aç kalmadan zayıflama isteği kilo vermek isteyen bir çok kişinin isteğidir. Fazla kilonun altında yatan sebeplerden biri vücudun esas ihtiyacı olan besinlerden fazlasını tüketmek ve normalinden fazla olan iştah artışıdır. Kişi ne kadar iştahlı olursa ve gıdalara karşı bağımlılık duyarsa uyguladığı diyetlerin çoğu başarısız olur. Çünkü duygusal yeme problemi yaşayan kişiler yeme bozukluğu yaşarlar ve uyguladıkları diyetlerde başarısız olurlar. Bu nedenle kişiler çok fazla yemek yemedikleri diyetleri uygulamaya çalışırlar ve diyetleri bıraktıkları anda verdikleri kiloların daha fazlasını sağlıksız olarak geri alırlar. Bazı zamanlarda da doktora giden arkadaşların diyet listesini kullanmaya çalışırlar ve bu son derece sağlıksız bir yöntemdir. 


Konu “Aç kalmadan zayıflamak” olunca “Bu mümkün mü ki?” dediğinizi duyar gibiyiz. Eğer böyle bir soru işareti aklınıza geldiyse öncelikle sizi çok fazla yemeye iten sebeplerin, Uzman bir hekim tarafından psikolojik ve fizyolojik olarak ele alınması gerekir. Farkında olmadan yaşadığınız bu durumun tespiti sağlınızın açısından kaliteli bir yaşam sürdürmenizi sağlar. Bütünsel Sağlık ve Fonksiyonel Tıp alanının günümüzde daha yaygın şekilde uygulandığı Mora Terapi seansları kişiye aç kalmadan zayıflamayı mümkün kılmaktadır. Biorezonans cihazıyla ve belirli seans aralıklarıyla uygulanan bu tedavi kişinin kilo kontrolünü sağlar ve aç kalmadan zayıflamasını mümkün kılar. Çünkü; iştah kontrolü sağlar ve duygu durum bozukluğunu düzenler. 


Mora Terapi cihazları homeopatik ilaç frekanslarını kullanabilen cihazlardır. Mora Terapi Bach Çiçekleri; 38 duygu durumu (korku, belirsizlik, ilgi eksikliği, yalnızlık, dış etkilere ve fikirlere hassaslık, umutsuzluk, çaresizlik hissi gibi) için 38 farklı çiçek kürü tanımlanmıştır. Mora Terapi uygulamalarından biri olan Bach Çiçekleri Terapisi vücudun çevresine yaymış olduğu bozuk elektromanyetik sinyaller filtreliyor ve vücudun elektromanyetik titreşimlerini dengeliyor. 


Bu tedavi sayesinde vücudunuzun esas ihtiyacı olan kiloya dönmüş olursunuz. İştahınız kontrol altına alınır ve bağımlısı olduğunu hissettiğiniz zararlı gıdalara karşı isteksizlik oluşturulur. Ekmek, şeker, karbonhidrat vb. gıdalara karşı isteksizlik oluşur. Bu sayede sadece acıktığınızda ve esas ihtiyaç duyduğunuz kadar porsiyonlar tüketmiş olursunuz. Tükettiğiniz küçük porsiyonlar sayesinde sağlıklı kiloya dönmüş olursunuz.


Bu tedavi kişinin ihtiyacına göre seans aralıklarıyla yapılmaktadır.


Unutmayın! Eğer kilo veremiyorsanız bunun sebebi sadace uyguladığınız diyetler değildir. Öncelikle sebeplerin ve çözümlerinin uzman bir hekim tarafından tespit edilmesi gerekmektedir.


İzlemek için tıklayabilirsiniz

Dr. Asuman Kentli Biorezonans ile kilo verme tedavisini sizler için anlatıyor...






6 Ağustos 2021 Cuma

Duygusal Yeme Nedir?

 DUYGUSAL YEME NEDİR?




Vücudunuzun esas ihtiyacı olan porsiyonlardan daha büyük porsiyonlara eliniz gidiyor ve gereğinden fazla yiyorsanız, moraliniz bozulduğunda çareyi yemek yemekte arıyorsanız, bunun nedeni yaşadığınız psikolojinin etkileri olabilir.  Genellikle yemek saatleri dışında, ruh hallerinizin değişimleri  sonucunda aniden ortaya çıkan bu durum sağlığınızı olumsuz olarak etkilemektedir.

Yaşam koşulları, kişiyi psikolojik bir bunalıma sokmaya başladığı anda kendinizi sorunlarla yüzleşmek ve iyileşmeye çalışmak yerine kontrolsüzce yemek yerken bulabilirsiniz.

Yapılan araştırmalar sonucunda kişileri aşırı yemeye iten sebeplerin kaynağı, ruh hallerini değiştirmek için yedikleri olmuştur.

Duygusal yeme bozukluğu yaşanılıyorsa öncelikle bu sorunun tespiti yapılmalıdır.

Dürtüsel olarak aşırı yeme bozukluğu yaşayan kişiler, genellikle negatif duygularla başa çıkabilmenin yolunu bir şeyler yemek olarak görürler.

Duygusal yeme bozukluğu yaşayan kişiler, her aşırı yeme atağından sonra kendilerini suçlu ve depresif hissedebilirler. Kontrolden çıkan bu yemek alışkanlığından sonra suçlu hissederek psikolojilerinin bozulmalarına sebep olurlar.

Özellikle son yıllarda yemek bağımlılığı oldukça sık karşımıza çıkan bir kavramdır. Araştırmacılar özellikle yağ, şeker ve tuz oranı yüksek besinlerin tüketiminin tıpkı diğer bağımlılık yapıcı maddelerde olduğu gibi beyinde farklı reaksiyonlara neden olabileceğini belirtiyorlar.


Bu durumda neler yapabilirsiniz?

- Psikolojik destek alın

Psikologlar, yemek yeme bağımlılığınız üzerinde bir inceleme yaparak yemek yemeye sizi iten esas sebeplere odaklanırlar ve duygusal yemeye iten sebepleri araştırırlar. Farkında olmadan yaşadığınız bu süreçte en büyük destekçiniz hale gelirler.


-  Çevrenizi değiştirin

Her zaman yemek yediğinizin yerin şeklini ya da yemek yerinizi değiştirin. Eski alışkanlıklarınızı değiştirmek, kendinizi değiştirmek adına güzel adımlar olabilir.


-Zorlayıcı diyetlerden kaçının

Günümüzde popüler olan ve halen de yararlı mı zararlı mı diye tartışılan diyetlerden kaçınmalısınız. Yeme bozukluğu yaşarken verdiğiniz mücadelenin içerisine bir de diyet zorluğunu eklemek, psikoloijik olarak sizi daha da olumsuz etkileyebilir. En sağlıklı çözüm için mutlaka uzman bir hekime danışmalısınız.


- Tedavi yöntemlerini keşfedin

Günümüzde sıkça yaşanan duygusal yeme bozukluğunun altında yatan kaynaklardan biri ise gıda bağımlılığıdır. Şeker, hazır gıdalar vb. yiyecekler bağımlılık oluşturdukları için duygusal yeme bozukluğu daha sık yaşanmaya devam etmektedir. Biorezonans cihazı ile yapılan gıda bağımlılığı ve duygusal durum bozukluğu tedavisi sayesinde duygusal yeme ve gıda bağımlılığı ile başa çıkma mücadelesinde yüksek oranda destek alabilirsiniz. Konusunda uzman doktorlar tarafından uygulanan bu tedavi sayesinde duygusal yeme bozukluğu rahatsızlığından kurtulmuş olursunuz.


4 Temmuz 2021 Pazar

Bağımlılığı Yok Etmek İçin MORA TERAPİ

 



Bağımlılığı Yok Etmek İçin MORA TERAPİ

Mora terapi, maddenin çevresine yaydığı elektromanyetik alandaki frekansların tedavi amacıyla kullanılmasını sağlar. %91 gibi yüksek bir başarı oranına sahip olan mora terapi, her türlü istenilmeyen  ve bağımlılık olarak adlandırılabilen her alışkanlığın kontrol altına alınması ya da tamamen ortadan kaldırılması için kullanılır. Mora terapiye başvurma nedenleri arasında en başta sigara ve alkol kullanımından yada bağımlılığından kurtulmak olsada , karbonhidrat, çikolata, şeker ve gibi kişinin kendisini tutmaksızın tüketmesine neden olan pek çok alışkanlığın ortadan kaldırılmasında etkilidir. Ayrıca, tedavi sırasında enerjetik nötrlenme gerçekleştiğinden vücudun daha sağlıklı olmasını ve toparlamasını da sağlar. Bağımlılığın yanı sıra akut ya da kronik ağrılarda, akut hastalıklarda, hatta alerjilerde ve bazı kronik hastalıklarda kullanılabilmektedir. Mora terapi frekans silme işlemi ile istenmeyen bağımlılıklardan, alışkanlıklardan veya rahatsızlık veren kronik ağrılardan kurtulmak mümkün olabilir. 

Mora terapi tedavi yönteminde bağımlılıklardan kurtulmak için farklı metodlar uygulanmaktadır. Kişinin cilt yüzeyine elektrotların bağlanmasının yanı sıra kurtulmak istediği maddenin bir örneği de mora terapi cihazının ilgili bölgesine yerleştirilir. Mora’ya özel bir filtreleme yöntemi sayesinde kişinin vücudundan elde edilen frekans, sabit fazlı olarak ayna görüntüsüne dönüştürülür. Elde edilen bu frekans kişinin vücuduna tekrar gönderilir. Gönderilen frekanslar, içerdikleri bilgiyle vücut sistemine müdahalede bulunur.

Sigara bağımlılık yapıcı bir madde olması ve erişiminin kolay olması nedeniyle tüm dünyada önlenebilir ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer almaktadır. İnsan sağlığı başta olmak üzere, sosyal ve ekonomik olarak da baş etmesi zor bir bağımlılıktır. Sigaranın içindeki yabancı maddeler dokularda irritasyon ve hasar oluşturur. Aynı zamanda cildin yeteri kadar beslenmesini engelleyerek erken yaşlanmanıza sebep olur. Ayrıca yorgunluk, uykusuzluk, ruhsal gerilim, stres, performans düşüklüğü, reflekslerde azalma da oluşturmaktadır.

Son 10 yıldır ülkemizde Mora Terapi ile sigara bırakma tedavisi uygulanmaya başlanmıştır. Mora-Biorezonans yöntemi ilk kez 1970’li yıllarda Alman doktor Franz Morell tarafından kullanılmaya başlanmış olan ve vücuda maddelere özgü zayıf elektromanyetik frekanslar yoluyla müdahaleyi amaçlayan ve bu amaçla üretilmiş tıbbi cihazlar yardımıyla yapılan bir bütünsel tıp yöntemidir. Bu tedavinin birçok farklı endikasyonlarda kullanılabileceği gösterilmiş olsa da; son yıllarda, özellikle bağımlılıklar konusundaki kullanımı yaygınlaşmıştır.

Mora Terapi, içtiğiniz sigaradan alınan elektromanyetik titreşimlerin biorezonans yöntemiyle vücuttan silinmesi işlemidir.  Biorezonans birbirinin ayna görüntüsü yani tersi olan iki titreşimin birbirini yok edeceği bilgisinden yola çıkılarak geliştirilmiştir. Sigara, alkol, şeker veya karbonhidratlardan alınan elektromanyetik titreşimleri de ters çevirip biorezonans yöntemiyle vücuda geri verdiğimizde madde ile vücut arasındaki iletişim bağı siliniyor ve bu sayede bağımlılık yapan maddeye yada düşünceye duyulan ihtiyaç belirgin olarak azalıyor.

Mora terapiyi diğer sigara bırakma yöntemlerinden ayıran en büyük farklar, terapi sırasında sadece sigara frekansları silinmekle kalmaz aynı zamanda, vücutta birikmiş olan toksinler vücuttan uzaklaştırılmış olur. Bunun yanında vücudun sağlıklı frekansları cihaz tarafından filtrelenerek yükseltilir, sağlıksız frekanslar ise ters çevrildikten sonra vücuda geri verilir. Bu şekilde vücudun genel sağlık durumu da dengelenmiş olur. Her seansta yapılan renk terapileri sayesinde de sigarayı bırakma evresinde meydana gelebilecek duygu durumdaki dalgalanmaların kontrol altına alınabilmesi sağlanır.

Vücudumuz ve canlı cansız tüm maddeler arasındaki iletişim ve karşılıklı birbirini algılama kabiliyeti, düşük enerjili elektromanyetik titreşimlerle taşınan bilgi paketlerine dayanıyor. Mora-Terapi’nin ana dayanak noktası homeopatidir. Çünkü tedavi amacıyla vücuda bir kimyasal ilaç verilmez sadece onun tedavi amaçlı taşıdığı elektromanyetik titreşim aktarılır.

20 Haziran 2021 Pazar

Beslenmenize Özen Gösterin


Sağlıklı beslenmek hepimizin amacı fakat bu kadar bilgi ve öneri içerisinde bunu nasıl yapacağınızı bilmiyorsanız endişelenmeyin. Bazı temel noktalar bu amacınıza ulaşmak için size yol gösterecek. 

Öncelikle proteinler kas metabolizmasında görevli olduğu gibi aynı zamanda uzun süreli tokluk ve doygunluk hissinin sağlanmasında oldukça etkili. Bu yüzden öğünlerde dengeli miktarlarda protein almaya özen göstermelisiniz. Proteinler, yağlar ve karbonhidratlar vücutta farklı reaksiyonlar için gerekli olan temel makro besin ögeleri olarak görev yapıyorlar. Bu yüzden sağlıklı beslenme için her gün belirli miktarda, üçünden de dengeli bir şekilde almak gerekiyor. Düşük karbonhidratlı, düşük yağlı veya yüksek yağlı çeşitli popüler diyetler olsa da aslında hepsi belli başlı bazı besin ögelerinden yetersiz oranda alınmasına neden olarak sağlığı olumsuz etkileyebiliyor. 

Günümüzdeki hızlı tüketim kültürü, birçok yapay yani kimyasallarla bezenmiş gıdayı da ortaya çıkardı. Bu gıdalar sadece kilo aldırmakla kalmıyor. Sağlığa da pek çok zararı bulunuyor. Bu nedenle yapaydan uzak organiğe yakın olun ki sağlıklı yaşamın kapıları sizin için aralansın.  İnsanın yaşamı için 50’ ye yakın besin öğesine gereksinimi vardır. İnsanın, sağlıklı büyüme ve gelişmesi, sağlıklı ve üretken olarak uzun süre yaşaması için bu öğelerin her birinden günlük ne kadar alınması gerektiği belirlenmiştir. Bu öğelerin herhangi biri alınmadığında, gereğinden az ya da çok alındığında büyüme ve gelişme engellenir, sağlık bozulur. Gereğinden fazla besin tüketilirse, çok alınan bazı öğeler vücutta yağ olarak depolandığından sağlık için zararlı olur. İnsan sağlığını ciddi şekilde bozabilen beslenme bozuklukları ve obesite;  horlama, uyku apnesi, yüksek kolesterol, yüksek tansiyon, diyabet gibi pek çok hastalığın ana nedenleri arasındadır. Sağlıklı kilo kontrolünün ve buna uygun beslenme programlarının uygulanabilmesi için, yaşam tarzı, beslenme alışkanlığı ve vücut yapısı farklılıklarının değerlendirilmesi çok önemlidir. Kötü beslenme aslında pek çok kronik ve ciddi hastalığın bir numaralı nedeni. Sürekli konuşuyoruz, abur cubur yemeyin, sağlıklı beslenin diye.  

Peki insanlar aslında ne yemeli? Nasıl beslenmeli? Bu konuda dikkat edebileceğiniz birkaç önemli küçük değişiklik hayatınızın ilerleyen yıllarında hastalıklara yakalanma riskinizi çok ama çok düşürecektir. Kesinlikle daha az işlenmiş ve daha doğal gıdalara yönelmeliyiz. Rafine un, şeker, tuz  vb rafine ürünlerden mutlaka ve mutlaka olabildiğince uzak kalmalıyız. Daha az işlenmiş gıda ve daha çok sebze ve meyve. Özellikle lif oranı yüksek sebze ve meyveler kimi toksik atıkların da vücudumuzdan atılımını kolaylaştırıyor. Önemli olan mucize gıdaları bulmak değil, önemli olan meyve sebze tüketimi, baklagiller, doğal kavrulmamış kuruyemişler, ve tahıl ürünü tüketilecekse de lif bakımınca zengin tam tahıllı ürünler. Gıdalarınızın olabildiğince doğal, taze olmalarına özellikle özen gösterin.

Çocukluk ve ergenlik çağında doğru beslenme alışkanlıklarının kazanılması gerekir. Yetişkinlerde karşılaştığımız birçok beslenme bozukluğunun temelleri çocukluk çağında atılmaktadır.

Büyüme ve gelişme çağındaki yanlış beslenme sistemleri ileride dönüşü olmayan, kalıcı hasarlara neden olabilir. Ergenlik dönemi, çocukların fiziksel özelliklerini en çok önemsedikleri dönemlerden biridir. Bu yaşlarda eğer doğru yönlendirilmezlerse sıklıkla da  vucut geliştirme ve güzellik adına çok yanlış beslenme ve  vitamin vs. alışkanlıklarına kapılabilirler.

Sağlıklı beslendiğiniz, uzun ömürlü, sağlıklı mutlu günler dileriz.

7 Haziran 2021 Pazartesi

Biorezonans Nedir?


Biorezonans, elektromanyetik frekanslar aracılığıyla uygulanan bir yöntemdir. Enerji
tıbbı yöntemi olarak adlandırılır ve kimyasal ilaçlar kullanılmaz. Dünyanın birçok
yerinde yaygınlaşan biorezonans tedavisi acılı ve ağrılı bir tedavi yöntemi değildir. Yan
etkileri bulunmaz. Genel tanım olarak biorezonans, hastalıkları ortaya çıkaran
vücudumuza zararlı etkenleri ortadan kaldırılmasını sağlayan tamamlayıcı bir tıp
metodudur. Biyofiziksel bir tedavi yöntemi olduğu içinde eğitimli doktorlar tarafından
uygulanmaktadır. 

Biorezonans pek çok hastalığın ve sorunun tedavisinde kullanılan
yenilikçi bir tedavi yöntemidir. Özellikle sigara ve alkol bağımlılığı, kronik ağrıların
tedavisi, alerji tedavisi, kanser tedavisi, obezite/kilo verme, stres tedavisi,
yaralanmayı önleme gibi sağlık sorunlarında sıklıkla kullanılmaktadır. 
Biorezonans tedavi yönteminin en sık kullanıldığı alan sigara bırakma tedavisidir.
Terapide, sigaranın içinde bulanan nikotin maddesinin yaydığı frekans vücuttan silinmesi için
kullanılır.  Biorezonans uygulamasında yaş sınırı bulunmamaktadır. Bebeklikten ileri
yaşlara kadar her yaşta uygulanabilir. Vücudun sağlıklı frekanslara ulaşması,
şikayetlerin giderilmesi, sistemlerin düzene girmesi biorezonans yöntemi ile
yapılabilmektedir. Yaklaşık olarak 400 e yakın hastalığın ve problemin tedavisinde
kullanılmaya başlanmıştır. Bilindiği üzere insan vücudu elektromanyetik frekanslara
sahiptir.  Vücut yapısında bulunan her bir organın kendine has bir frekansı
bulunmaktadır. Tüm bu frekanslar dışarıdan negatif bir etki altında kaldığı zaman
çeşitli hastalıklar oluşabilmektedir.

İlaç veya ameliyat gibi tedavilerin uygulanması bazı durumlarda sonuç vermeyebilir. Bunun gibi durumlarda yine biorezonans tedavisi uygulanabilmektedir. Çevremizdeki elektromanyetik kirlilikler insan sağlığını bozabilmektedir. Biorezonans tedavi yöntemi ile bu kirlilikleri temizleme işlemi yapılabilir.  Bahsettiğimiz elektromanyetik kirlilik çeşitleri, internet, cep telefonu, çeşitli elektronik ev aletleri gibi farklı araçlardan ve sebeplerden
kaynaklanabilmektedir. Biorezonans yöntemi ile bu ve bunun gibi sorunların da
üstesinden gelmeniz artık mümkün. 

Biorezonans yöntemi aynı zamanda hastalıkların önlenmesi ve bağışıklığın
güçlendirilmesi konusunda da tercih edilen bir yöntemdir.  Bireyin bağışıklığını
düşüren genellikle dengesiz, yetersiz beslenme, stres, katkı maddeli gıdalar, sigara
kullanımı, aşırı alkol kullanımı, radyasyon, hareketsiz kalma,  hava kirliliği gibi
etkenlerdir. Bağışıklık sisteminin güçlenmesi ve hastalıkların önlenmesi için bağışıklık
sistemi etkileyen bu etkenlerin mümkünse ortadan kaldırılması veya en az seviyeye
indirilmesi gerekmektedir.

Mora Terapi yıllar içinde özellikle Almanya ve yakın Avrupa ülkelerinde rezonans-
titreşim tıbbı olarak adlandırılan bir tamamlayıcı tıp akımı başlatmış ve başarılı
olmuştur.  Mora Terapi de tedaviler materyal maddeler yerine elektromanyetik
titreşimler üzerine iletilen bilgi ile sağlanmaktadır.

MORA-Terapi Kısaca…
1) Maddenin çevresinde oluşan elektromanyetik alandaki frekansların tedavi amacıyla
kullanılmasıdır
2) Vücudun kendisinden alınan elektromanyetik frekansların tedavi amacıyla
kullanılmasıdır.

Mora Terapi ile destek verilebilen hastalıklardan bazıları;
·Bağımlılıklar (Sigara bağımlılığı, Alkol Bağımlılığı, Gıda bağımlılığı)
·Genel sağlığın desteklenmesi
·Kronik hastalıklarda destek (Kronik Sistit)
·Kronik yorgunluk sendromu
·Fibromiyaljililer
·Ameliyat sonrası iyileşmenin hızlandırılması
·Romatizma ve diğer ağrılar
·Alerjiler ve Alerji kökenli sağlık problemleri (Egzama hastalığı , sedef hastalığı, alerjik
rinit , sinizüt, alerjik astım, gıda alerjileri, solunum yolu alerjileri)
·Detox – Vücudun toksinlerden temizlenmesi
·Bağışıklığı güçlendirme
·Obezite – zayıflama
·Karaciğer problemleri
·Mide – Bağırsak sistemi
·Ruhsal Problemler
Biorezonans tedavisi için illaki hasta olmanız gerekmemektedir. Daha öncede
bahsettiğimiz gibi hastalıklardan öncede bu terapiyi yaptırabilir daha sonra ortaya
çıkabilecek bir çok rahatsızlıktan kendinizi koruyabilirsiniz. Uzman doktor kadromuz
tarafından uygulanan biorezonans tedavisi hayatınızda yeni bir döneme geçiş
yapmanızı sağlayacaktır. Acılı ve ağrılı tedavilerden kaçınıyorsanız, aklınızda bir soru
işareti kalıyorsa tamamen yan etkisiz ve acısız biorezonans tedavisi tamamen size
uygundur. Mora Terapi güvencesi ile tedavinizi en kısa sürede olabilirsiniz. 
Daha fazla bilgi almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Sağlıklı günler dileriz...

02164051452 - 05332501126




18 Mayıs 2021 Salı

PLANK EGZERSİZİ FAYDALARI





Yaptığım en iyi egzersizin sadece 1 max 2 dakika sürdüğünü söylesem?

İtiraf etmeliyim ki, bu egzersize ilk başladığım zamanlarda o bir- iki dakika çok daha uzunmuşçasına beni yoruyor, titretiyor ve sonlandığında hissettiğim rahatlamayı tarif bile edemiyorum. Evet ama tüm bu zorluklara bir iki dakika boyunca katlanmaya kesinlikle değer.

Plank egzersizi şınav çekiyor olduğunuz pozisyonda ön kollarınız üzerinde durduğunuz pozdur. Bu çok basit hareket aslında karnınızdaki önemli kasları geliştirmek için en ideal egzersizdir. Gününüze devam ederken, yaptığınız hemen hemen her hareket aslında karnınızın etrafında gerçekleşir -yerdeki eşyaları almanızdan tutun da araba sürerken yan yol açık mı diye dönüp bakmanıza kadar her hareketinizin merkezinde karın bölgeniz vardır. 

Peki güçlü bir karna sahip olmak neden önemlidir?

Karnınız birkaç kas grubunda oluşur ve bu kas grupları karınlarınızı, sırtınızı, kalçalarınızı ve pelvisinizi kapsar. Zayıf bir karın bölgesi pek çok soruna neden olabilir. Öncelikle duruş bozukluğuna mesela bu da kaçınılmaz olarak boyun ve omuz ağrısına yol açar. Ayrıca ağrıyan dizler ve kalçalar da genelde zayıf bir karın bölgesine işaret eder.

Ancak karın kaslarının veya bölge kaslarının zayıf olmasının yarattığı en büyük sorun sırt ağrılarıdır. 

Sırt kaslarınız ve karnınız herhangi bir hareketten önce vücudunuzu dengelemeye yardımcı olan en önemli bölgelerdir. Karnınız zayıfsa hareketleri yaparken çevresindeki, diğer kaslardan yardım almak zorunda kalır. Bu da zamanla çevresindeki diğer kasların fazlaca gerilmelerine ve kalıcı ağrıların ortaya çıkmasına neden olabilir.

Mekik yerine neden plank egzersizi

Standart mekik hareketi de bilindiği gibi karın güçlendiricidir ancak belli sınırlardadır. Harvard'a bağlı bir Rehabilitasyon Merkezi'nde fizik tedavi uzmanı olarak çalışan Eric L’Italien, mekik hareketinin sadece karın kas sisteminin bir bölümünü hedef aldığı ve öne doğru eğilme hareketinin boynu ve sırtı zorlayabildiğini söylüyor.

Karşılaştırıldığında, plank hareketi tüm karın kaslarını aynı anda harekete geçirir ve stres veya yaralanmaya neden olabilecek ekstra hareketler gerektirmez. Eric L’Italien, "Ve pek çok plank modifikasyonu olduğundan kişilerin kondisyon düzeyinden bağımsız olarak hemen hemen herkes tarafından kolaylıkla yapılabilecek bir egzersizdir” diyor.

Plank pozunda ne kadar durmalısınız?

Plank pozu için dünya rekoru 4 saatten fazladır, ama şükürler olsun ki, bu kadar zaman ayırmanıza hiç gerek yok. Uzmanların çoğu, 10 ila 30 saniyenin çok çok yeterli olduğunu, başlangıçta az saniyelerle yaptığınız plank pozunu birkaç kere tekrarlamanın en iyi yöntem olduğunu söylüyorlar. 

Ve yapmaya alıştıkça 1 dakika veya 2 dakika yapmak çok idealdir. 2 Dakikadan fazlasını yapmak fazla fayda sağlamaz. Dolayısıyla günde 1-2 dakika yapmanız gayet yeterli. 


Plank hareketini ne sıklıkla yapmalısınız? 

Her gün düzenli yapmanız çok faydalı olacak ve karnınızı istediğiniz şekilde güçlendirebileceksiniz. 


Plank hareketi nasıl doğru bir şekilde yapılır? 

Dirsekleriniz göğüs hizzanızda olacak şekilde ön kollarınız üzerinde (üst kollar kıvrılmadan düz), bacaklarınızı düz, gergin arkaya uzanmış, karın düz, sırt düz, ayaklar birbirine yakın hafif açık veya bir arada olacak şekilde yüzüstü yatın. Pozisyonu daha rahat hale getirmek için kaymayan bir yer minderi veya mat kullanabilirsiniz. 

Vücudunuzu kaldırırken ön kollarınızın içine doğru itin, böylece başınızdan ve boynunuzdan ayaklarınıza kadar düz bir çizgi oluşsun. (Kalçalarınızın yükselmesine veya sarkmasına izin vermeyin.)

Bakışlarınızı aşağıda tutun ve karın kaslarınızı çalıştırırken bu pozisyonu koruyun. Düzenli, eşit nefes alın.

İlk denemelerinizde pozisyonu 30 saniyeye kadar korumaya çalışın ve ardından vücudunuzu alçaltın, mata bırakın ve dinlenin. Bu, “bir set”’tir. İki ila üç set yapmaya çalışın.

Plank yapmaya ilk başladığınızda, doğru pozisyonu çok uzun süre tutamayabilirsiniz. Pratik yapmaya devam ettikçe, yapmanın daha kolay hale geldiğini göreceksiniz.

Ön kollarınızın üzerinde durmak rahatsızlık veriyorsa, kollarınızı tamamen uzatılmış bir şınav pozisyonunda plank'ı yapabilirsiniz. Sırt ağrınız veya diğer sırt sorunlarınız varsa, ya dizlerinizin üzerinde plank pozisyonunu yapabilirsiniz ya da bir tezgaha veya benzerine 45 derecelik açıyla düz şekilde yaslanarak yapabilirsiniz. 

Plank yaparken karın kaslarınızı daha da güçlendirmek istiyorsanız, poz sırasında tek tek sırayla bacaklarınızı kaldırıp yukarıda birkaç saniye tutabilirsiniz. 

Karın kaslarınızı hafifsemeyin. Onlar güçlü oldukça tüm sırt, kollar ve vücudunuzun diğer bölümlerinin de ne kadar güçlü, dengeli ve sağlıklı olduklarını hayretle ve mutlulukla göreceksiniz.


Karın kaslarımı güçlendirmeden önceki yıllarımda alışveriş yaptığım tencere poşetini kaldırırken dirsek içimde fıtığa neden olmuştum. O zamanlar doğum sonrası 2 yıl boyunca sporu bırakmış olduğumdan tüm kaslarım çok zayıf ve güçsüzdü. Karın kasımı güçlendirmeye başladıktan sonra eğilir kalkarken veya yerden bir şey kaldırırken nasıl karın bölgemi baz alarak hareketleri daha kolay ve vücudumun başka bir bölgesine zarar vermeden yapabileceğimi öğrendim. Özellikle ağırlıklı hareketlerde nasıl karın kaslarımdan destek alabileceğimi.


O zaman günde 1 veya max 2 dakikanızı bu egzersizi yapmak için ayırmaya değmez mi?


Sağlık ve enerji dolu günler dileklerimizle.


Kaynakça: 13 Kasım 2019 Mathew Solan, Harward Health Makelesinden faydalanılmıştır.


9 Mayıs 2021 Pazar

Önemli olan kiloyu sağlıklı bir şekilde vermektir!



Fazla kiloya sahip olmak birçok kişiyi sadece görüntü olarak rahatsız etmektedir. Ancak asıl problem fazla kiloların sağlığımızı tehdit etmesidir. Eğer sağlıklı ve dengeli beslenmeyi bir yaşam tarzı haline getirirseniz hem sağlıklı bir şekilde kilo verirsiniz hem de sağlıklı bir bedene kavuşabilirsiniz. Hızlı kilo vermek adına yaptığınız veya yapacağınız diyetler ile sağlığınızı bozabilirsiniz. Üstelik bu şekilde yapılan diyetler hızlı sonuç veriyormuş gibi gözükse de kalıcı olmayacaktır. Önemli olan fazla kilonuzu sağlıklı bir şekilde vermek ve sağlıklı bir bedene sahip olmaktır.


Sağlığımızı ve kilomuzu en çok etkileyen faktörlerden birisi, hareketsizliktir. Teknolojinin gelişmesi ile birlikte artan hareketsiz yaşam ve yanlış beslenme alışkanlıkları günümüzün en önemli sağlık sorunlarından biri olan fazla kiloya ve obeziteye yol açmaktadır. Bunun dışında  araştırmalar yavaş ve bilinçli yemek yemenin kilo sorunlarını çözmekte kişilerin duygusal ve fiziksel açıkları arasındaki farkı ayırt etmede etkili olduğunu göstermektedir.
Peki sağlıklı bir şekilde kilo vermek ve istediğiniz görünüşte bir bedene ve sağlığa kavuşmak için neler yapmamız gerektiğini biliyor musunuz? 


İlk olarak bol bol su içmelisiniz. Su içmenin hem metabolizma açısından hem de kilo kontrolü açısından önemi büyüktür. Bir de vücudunuzun susuzlukla açlık hissini karıştırması mümkün. Ana ve ara öğünleriniz dışında canınız abur cubur tarzı şeyler tüketmek istediğinde bir bardak su için. Bilimsel araştırmalara göre yemek yemeden önce bir iki bardak su içmek tokluk hissini arttırmaktadır. Susuz kalmak metabolizma hızınızı da yavaşlatmaktadır. Ancak yemek esnasında veya yemekten sonra su tüketmemeye çalışın, çünkü sindirimi zorlaştırmaktadır. 

Metabolizma hızınıza ve kilonuza göre değişkenlik göstersede günde en az sekiz bardak su içmelisiniz. Bir diğer sağlıklı kilo vermede yardımcı yöntemde doğal besinler tüketmektir. Maalesef ki paketli gıdalar genel olarak trans yağ, şeker, glikoz şurubu gibi sağlıksız ve kilo aldıran yiyeceklerdir. Paketli hazır gıdalar tüketmek yerine mevsimine göre sebze ve meyve tüketmelisiniz. Kilo vermek isteyen insanları korkutan yanlış bilenen bir konuda karbonhidrat tüketilmesinin tamamen zararlı olarak görülmesi. Karbonhidrat tüketirken dikkat etmeniz gereken husus doğada bulundukları halde tüketmektir. Yani işlenmiş beyaz un yemek yerine tam buğday unu yiyebilirsiniz. İşlenmiş unla yapılan, börek, simit, poğaça gibi sağlık açısından zararları ürünleri büyük ölçüde hayatınızdan çıkarmalısınız. Çünkü basit karbonhidratların şekerden farkı yoktur. Hızlı bir şekilde sindirilip kana karışırlar, birçok işlem gördükleri için besin değerlerini kaybederler ve kan şekeri hızınızı yükseltirler. Böyle gıdaların yerine tam tahıllı ürünler, sebze ve baklagiller gibi sağlıklı karbonhidratlar tüketebilirsiniz. 

Meyve ve sebzeler kan şekerini dengeler, vitamin ve antioksidan açısından zengindirler. Diyet yapılırken bir diğer yanlışta yağları tamamen hayatımızdan çıkarmaya çalışmaktır. Sağlıklı yağların tüketimi hem faydalıdır hem de normal vücut fonksiyonlarını devam ettirmek için gereklidir. Avokado, balık, badem, chia tohumu gibi omega3 sağlayan sağlıklı besinler tercih edebilirsiniz. Yemeklerinizde de zeytinyağı ve hindistancevizi yağı kullanırsanız sağlıklı bir şekilde kilo verebilir ve var olan formunuzu koruyabilirsiniz. Kızartma tarzı yiyeceklerden uzak durmalısınız. 


Kahvaltı da günün en önemli öğünüdür. Sağlıklı bir kahvaltı metabolizmanızı güne hazırlar. Kahvaltıyı atladığınız takdirde gün içinde enerjiniz düşer ve açlık hissiniz artar. Bu yüzden daha fazla yemek yeme isteği yaşarsınız. Özellikle protein ağırlıklı yapılan kahvaltılar tokluk sürenizi uzatır.
Sağlıklı kilo vermenin en önemli unsurlarından biride, egzersiz yapmaktır. Egzersiz ile ilgili yapılan araştırmalar hem vücudunuza hem ruhunuza büyük faydalarını ortaya koyuyor: Kilo kaybı, düşük nabız ve tansiyon, vücutta incelme, motivasyon sağlaması bunlardan birkaçı. 

Spor yapmak için illa ki spor salonlarına gitmenize gerek yok. Evde düşük tempolu egzersiz yapabilir veya en az yarım saat yürüyüşe çıkabilirsiniz. 


BİOREZONANS İLE SAĞLIKLI KİLO VEREBİLİRSİNİZ!




Her insan bedeninde bulunan doku, hücre ve organların doğal olarak yaydığı bir frekans vardır ve herkesin frekansı kendine özgüdür.

Bu frekansların ölçülmesinde ve algılanmasında özel olarak geliştirilmiş olan biorezonans cihazı kullanılır. İşte bu bizorezanans cihazı ve tedavisiyle de sağlıklı bir şekilde kilo vermemiz mümkün.

Biorezonans doğal bir tedavidir ve metabolizmanızı hızlandırmaya yöneliktir. Ayrıca uygulanan diyeti kolaylıkla yapmanızı sağlayacak şekilde iştahınızı keser.

Tedavinin süresi ve hedeflenen kilo, kişinin bünyesine göre değişkenlik göstermektedir. Unutmayın ki önemli olan dengeli beslenerek sağlıklı bir şekilde kilo vermektir. Sağlığınız her şeyden önemlidir. Hızla verilmeye çalışılan kilo kişide bazı sağlık sorunlarını meydana getirebilir ve bunun yanında kalıcı bir etkisi olmayabilir.

Mora Terapi biorezonans seanslarından sonra doğru beslenme ve sporla sağlıklı şekilde kilo vermeniz ve ideal kilonuza ulaşmanız mümkün.



Unutmayın önemli olan sağlıklı bir şekilde kilo vermektir. Sağlığınız en değerli hazinenizdir. Sağlıklı Günler.