İki eş elektriksel sinyalin birbirini seçmesi ve ilişkiye geçmesi olarak tanımlanan rezonans, biyolojik sistemler için kullanıldığında biorezonans adını almaktadır. Tüm enstrümanlarının doğru sesleri çıkardığı bir orkestrası gibi, insan vücudu da rezonansları ve elektromanyetik frekansları doğru ve doğayla uyumlu olduğu sürece ideal bir şekilde çalışıyor
Dr. Franz Morell ve Mühendis Erich Rasche’nin; rezonansın çalışma prensibinden yola çıkarak, vücudun kendi salınımlarını (biorezonans) analiz edip düzenleyebilen bir cihazın mucidi oldular. Cihaza soyisimlerinin ilk hecelerini vererek aynı zamanda cihazın isim babası oldular. 1970’ler başındaki bu buluşları zamanla hem cihaz anlamında hem de yazılım ve uygulamalar olarak sürekli geliştirildi. Daha sonra Mora araştırma laboratuvarındaki yoğun çalışmalar, kapsamlı testler ve analizler sonucunda Mora Beauty Wellness cihazı geliştirilmiş oldu.
Biorezonans yöntemiyle vücuttaki normal olmayan işleyişi normal ve sağlıklı haline getiren Mora Terapi cihazları; Alman teknolojisine sahip güvenilir ve etkin cihazlardır. Mora Terapi Wellness uygulamaları ise; fiziksel ve ruhsal anlamda rahatlamaya yardımcı olmanın yanı sıra beslenme, kilo kontrolü, detoks işlemleriyle de kişiye rahatlama sunuyor. Cihazın uyumlu olduğu 4 özel yazılım modül ise kullanıcıların farklı yelpazedeki sorunlarının tek çözümü oluyor.
Sigara modülü; kullanıldıktan hemen sonra sigara içme isteğini kalıcı olarak azaltıyor ve vücutta birikmiş toksik maddelerin atılmasını sağlıyor. Kilo kontrolü modülü; beslenmeyi, kilo kaybını, detoksu ve yeniden canlandırmayı aktif hale getirerek vücudunuzda yenilenmiş hissi bırakıyor. Kadın güzelliğinin vazgeçilmezlerinden olan selülitsiz bir vücut için geliştirilen selülit modülü ise farklı derecelerdeki selülitlerde mükemmel sonuçlar sağlıyor. Biyofoni modülü ise; cilt saç, tırnak ve gözaltları için başaralı uygulamalarıyla güzelliğinizi tamamlıyor.
Sağlık ve güzelliği aynı potada eriten Mora Wellness, dokuları ve genel görünümde canlandırıcı, uyarıcı ve rahatlatıcı uygulamalarıyla kullanıcılara kendi rahat ve mutlu hissettiriyor. SPA etkisi taşıyan biorezonans yöntemiyle kısa sürede fark edilen uygulamaları bünyesinde barındıran Mora Wellness, güvenli, hızlı ve delege edilebilen kullanımın yanı sıra tam ağ entegrasyonu, patentli 2 kanallı teknoloji ve güncellemeleri internet üzerinden gerçekleştirme imkanına sahip.
30 Temmuz 2016 Cumartesi
23 Temmuz 2016 Cumartesi
Elektro homeopati aşamaları
Homeopatik ilaç frekanslarını kullanabilen Mora Terapi cihazlarında, tedavi sürecini anlatan açıklayıcı infografik.
19 Temmuz 2016 Salı
Mora Terapi: Homoepatiden elektro homeopatiye

Çiçeklerin
özlerinden elde edilen kürler ile yapılan doğal ve yan etkisi içermeyen bir
tedavi yöntemi olan homeopati, ağrı, stres, duygu durumu bozukluğu (depresyon),
sınav kaygısı, fazla kilo gibi sağlık sorunlarından kurtulmada kullanılır. Homoepati
tedavisinde kullanılan kürler, çiçeklerin özlerinin defalarca yıkanmasıyla elde
edilir. Bu yıkanma işlemlerinin sonunda kürün içinde farklı bir madde ile
tepkimeye geçecek bir madde kalmadığı için herhangi bir yan etki içermez.
Çiçeklerden elde edilen bu kürler ise (sıvı, damla olarak kullanılıyor) kişinin
dil altına uygulanır.
Mora Terapi ile
uygulanan homeopati tedavileri Bach Çiçekleri tedavisi ve renk tedavisi olmak
üzere ikiye ayrılır. Bu tedaviler elektro homeopati tedaviler olarak anılır. Elektro
homeopati, homeopati tedavilerinde kullanılan çiçek kürlerinin bilgisinin
bilgisayar ortamına aktarılmasıyla gerçekleşir. Sıvı haldeki kürün frekans
bilgisi cihaz ve homeopatik taşıyıcılar ( sıvı, drop veya çipler) yardımıyla
vücuda aktarılır.
Mora Terapi
cihazları homeopatik ilaç frekanslarını kullanabilen cihazlardır. Gerek Bach
çiçekleri terapisi, gerek renk terapileri dünyanın belli başlı ünlü
homeopati firmalarının frekans bilgilerinin yüklü olduğu test kitleriyle elektro
homeopati yöntemini kullanır. En yaygın kullanılış biçimi Bach çiçekleri
terapisidir.
Mora Terapi Bach
Çiçekleri; 38 duygu durumu (korku, belirsizlik, ilgi eksikliği, yalnızlık, dış etkilere ve fikirlere
hassaslık, umutsuzluk, çaresizlik hissi, gibi) için 38 farklı çiçek kürü tanımlanmıştır. Mora Terapi uygulamalarından
biri olan Bach Çiçekleri Terapisi vücudun
çevresine yaymış olduğu bozuk elektromanyetik sinyaller filtreliyor ve vücudun
elektromanyetik titreşimlerini dengeliyor.
Renk Terapisi; Renklerin insan bedeni
ve enerji alanı üzerindeki etkilerin tedavi amaçla kullanılmak istenmesiyle
ortaya çıkmıştır. Kırmızı ya da mavinin kişi üzerindeki etkileri herkesin tahmin
edebileceği şekilde farklıdır. Kimi renkler sakinleştirici, kimi renkler ise
uyarıcı/canlandırıcı etkileriyle, kimi renkler depresif durumlar üzerine
etkileriyle, kimi renkler iştah üzerine etkileriyle, kimi renkler ödemli
durumlarda sıkılaştırıcı-büzüştürücü etkileriyle, kimi renkler ise ağrı üzerine
etkileriyle, kimi renkler ise uyku kalitesi üzerine ve spiritüel-sezgisel
yetenekler üzerine etkileriyle bilinir. Renk
terapisinde yapılan işlem enerjetik dengelemedir. Renk Terapi diğer tüm Mora
Terapi cihazları ile yapılan tedavilerde destekleyici olarak kullanılır.
10 Temmuz 2016 Pazar
Mora Terapi ile alerjisiz, sağlıklı bir yaşam mümkün!
Alerji, en yalın haliyle vücudumuzun aslında zararlı olmayan bazı
maddelere gösterdiği aşırı reaksiyon olarak tanımlanabilir. Alerjen adı verilen
normalde zararlı olmayan maddeler karşı bağışıklık sisteminin verdiği aşırı
tepki kişinin günlük hayatını çok ciddi bir şekilde sekteye uğratabilir. Halk
arasında da yaygın olarak bilinen ve en sık olarak karşılaşılan alerjiler
olarak; ev tozu, polen, evcil hayvanların tüyleri, bazı gıda maddeleri, ağır metaller,
ilaç alerjilerini sayabiliriz. Alerjik hastalıklar genellikle üst ya da alt
solunum yollarını, göz, deri ve sindirim sistemi etkiler. Sadece bir organ sisteminin hastalığı olmayan
alerjiler bir bütün içerisinde değerlendirilmelidir.
Alerjik hastalıkların çocukluk çağında daha sık
görülmesiyle birlikte ilk başlangıç her yaşta olabiliyor. Alerjik hastalıklar
çoğunlukla kalıtsal yolla kişiye aktarılır. Kişi bir maddeye karşı alerjik
reaksiyon gösteriyorsa farklı bir maddeye de reaksiyon gösterme olasılığı
yüksektir. Alerjik hastalıkların, çocuklarda görülme sıklığının her geçen gün
arttığı bir dönemde çocuk alerjisine de tıpkı yetişkin alerjisi gibi bir bütün
olarak yaklaşan Mora Terapi alerji tedavisi, herhangi bir yan etkiye yol
açmadan vücuttaki alerjen yükünü temizliyor.
Alerjik hastalıklardaki yüksek artış
2011 yılında İstanbul’da gerçekleşen Avrupa Alerji ve Klinik İmmünoloji Akademisinin 30’uncu yıllık
kongresi’nde konuşan Berlin Charite Tıp Üniversitesi alerji uzmanı Prof. Dr. Paola Matricardi, Türkiye’de
yapılan bir araştırmaya göre, 4 çocuktan birinin alerjik hastalığa sahip
olduğunu belirterek çocuklarda alerjik
hastalıkların sanıldığından daha yaygın olduğuna vurgu yaptı. Aynı şekilde 2011
yılında yapılan bir araştırmaya göre Türkiye’deki alerjik hastalıklar toplumun yüzde 20'sinden
fazlasını etkiliyor ve kronik hastalıklar içerisinde ilk sıralarda yer alıyor. Osmangazi
Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı öğretim
üyesi Doç. Dr. Koray Harmancı ise 2013 yılında yaptığı açıklamada “Bundan 15-20
yıl önce çocuklardaki alerjik astım sıklığı yüzde 2-3 iken günümüzde bazı
bölgelerde yüzde 15'lere kadar yükseldi” sözleriyle alerjik hastalıklardaki
artışa dikkat çekmişti.
Alerjik şikayetleri olan çocukların mutlaka bir
çocuk alerji uzmanı tarafından değerlendirildikten sonra tedavisine başlanan
Mora Terapi alerji tedavisi, 5-7 seanslık standart işlemlerle %75- 80’in
üzerinde başarı sağlanıyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Mustafa Çalık, alerji
tedavisi için ilk yapılması gerekenin alerjiye
neden olan etkenin bulunup, kişiden uzaklaştırılması gerektiğini belirterek, “Bütünsel
tıp yöntemi olan Mora Terapi ile alerji tedavi konusunda yaptığım çalışmalarla özellikle
çocuk veya genç, astımlı ya da alerjik hastalarda (7-35 yaş arası), 5-7
seanslık standart alerji tedavisi %75- 80’in üzerinde olumlu sonuçlar elde
ediyoruz. Hastaların semptomları ya tamamen ortadan kalkıyor ya da antialerjik,
antiastmatik ilaç gereksinimi belirgin oranda azalıyor. Mora Terapi alerji
tedavileri sırasında sadece kişinin vücudundaki alerjen madde kaynaklı yük
değil, aynı zamanda ağır metal yükü ve elektromanyetik yük gibi diğer toksik
yükler de temizlenmiş oluyor” diye konuştu.
Mora Terapi alerji tedavisi seanslarında kişi ile
alerjik maddeler arasında oluşmuş olan patolojik ilişki değiştirilerek, alerjen
madde frekanslarının vücut üzerinde bıraktığı izlerin silinir ve kişinin
vücudundan uzaklaştırılmış olur. Bu sayede kişinin vücudunda birikmiş alerjen
yük temizlenir. Mora Terapi alerji tedavisinin sonunda kişinin sadece alerjen
maddelerle olan patolojik ilişkisi değişmez aynı zamanda vücudun pek çok alanda
kendisini toparlaması ve daha sağlıklı olması sağlanır.
27 Haziran 2016 Pazartesi
Bütünsel Tıp nedir? Neden önemlidir?

Sağlık anlayışı hastalıkları tedavi etmek yerine, hastalıklara neden olan sorunu ortadan kaldırmaya yönelik olan bütünsel tıp son zamanlarda Türkiye’de de sıkça tercih edilen yöntemlerin arasına yer alıyor. Klasik tıpta, hastalık süreçlerinin tedaviyle kontrol altına alındığı bir süreç izlenirken bütünsel tıpta “tedavi” değil, “iyileşme” esas alıyor. İyileşme ise bir bütün olarak kişini ruh ve beden sağlığına yöneliyor. Bütünsel tıp bir bütün olarak kişinin sağlık dengesinin kurulmasıyla gerçekleşiyor. İnsanların birbiriyle ve çevreleriyle olan ilişkilerinin, yaşayış tarzlarının, ruhsal durumlarının genel sağlıkları üzerindeki belirleyiciliğine vurgu yapan bütünsel tıbbın uygulayıcılarının görevi hastaya müdahale etmek değil, hastayı eğitmek üzerine kurulu. Tüm bu yönleriyle bütünsel tıp, sağlık anlayışın adeta bir devrim yaratmıştır. Bütünsel tıbbın ana teması, hastalığı tedavi etme mantığından ziyade sağlıklı insan yaratma üzerine kuruludur.
Türkiye’de bütünsel tıbbın önde gelen uygulayıcılarından olan Mora Terapi 40 yıllık deneyimiyle 10 yıldır Türkiye’de danışanlara ve uygulayıcılarını ışık tutuyor. Temel amacı vücuttaki normal olmayan işleyişi normal ve sağlıklı haline getirmek olan Mora Terapi, hastalıkların sonuçlara değil de hastalığa neden olan soruna yönelerek bu sorunu ortadan kaldırma yönelik adımlar atıyor.
Vücudumuzdaki doku ve sistemler arasındaki iletişimin elektromanyetik frekanslar yardımıyla gerçekleştiğinden yola çıkan Mora Terapi cihazları, iki eş elektriksel sinyalin birbirini seçmesi ve ilişkiye geçmesi olarak tanımlanabilir. İsmini tekniğinin yaratıcısı Dr. Franz MOrell ve Eric RAsche'nin soyadlarının baş harflerinden alan Mora Terapi, 1977 yılından itibaren özellikle Almanya ve Avrupa ülkelerinde biorezonans metodunun başlangıcı olarak kabul edildi. Kendisine has etkinliğiyle, başarılı sonuçları pek çok farklı testle kanıtlanmış Mora Terapi, homeopati olarak bilinen ve tüm dünyada hızlı şekilde yayılan bir tamamlayıcı tıp yönteminin, geleneksel Çin tıbbının temel önermeleriyle harmanlanması ve bu bilginin yüksek teknolojiyle birleştirilmesi yaratılmıştır.
Doğal tedavi yöntemleri arasında başarını kanıtlamış olan homeopati yöntemi doğal kürler ile yapılıyor. Çiçeklerden elde edilen kürler defalarca süren sulandırma işlemleriyle çiçeklerin özüne ulaşılıyor. Yine bu sulandırma işleminde ortaya çıkan özler herhangi bir ilaçla tepkimeye girmediği için herhangi bir yan etkisi bulunmuyor.
Mora Terapi’nin tedavi seanslarında hasta organizmanın iyileşmesi, frekanslar üzerinde taşınıldığı düşünülen ve vücut tarafından enerji sistemine emilen bilgiyle sağlanıyor. Elektromanyetik nitelikte olan bilgi frekanslar ya da başka bir deyişle fotonlar şeklinde taşınıyor. Vücuttaki meridyenler üzerinde akan elektromanyetik frekanslarla dışarıdan verilen frekans arasında rezonansın gerçekleşmesi beraberinde vücutta elektromanyetik anlamda bir değişimi getiriyor. MoraTerapi ile yapılan işlem, vücuttaki elektriksel aktivite içinden toksik – problemli homeopatik bilginin (frekansın) çıkarılması ya da hastalığı gösteren/ hastalığa yol açan problemli elektriksel bilginin silinmesi olarak açıklamak da mümkün.
20 Haziran 2016 Pazartesi
Mora Terapi ile kilonuzu kaderiniz olmaktan çıkarın

Kilo alma konusu, tüm bilimsel ve toplumsal çalışmalara rağmen baş ağrıtan bir konu olmayı sürdürüyor. Toplumsal çalışmalara, uyarılara ve önlemlere rağmen modern yaşamın hayatımıza kattığı tüketim alışkanlıkları ve düzensiz beslenme biçimi bize kontrol etmekte güçlük çektiğimiz kiloları miras bıraktı. Fazla kilolar konusunda hatalı beslenme, insülin direnci, hareketsizlik ilk sıraya yazılabilecek nedenler olarak anılırken basit psikolojik travmaların dahi beslenme alışkanlıklarını değiştirebildiği bilmekte. Özellikle çevresel etkenlerin önemli rolü olan kilo alma konusunda vücudumuzu tanımak, kilo almaya neden olan alışkanlıkları bilmek son derece önemli. Kilo alımının artması ve kalori harcanmasının azalmasına neden olan faktörleri tanımak, doğru beslenme alışkanlıkları kazanmak kilo verme konusunda yardımcı olan bilgiler arasında.
En basit ifade ile sağlıklı kiloda kalmak için vücudumuzun yakabileceği kadar besin almak gerekir. Eğer yakabileceğimizden daha fazla gıda alırsak, fazla kaloriler vücudumuzda yağ olarak birikir ve kilo sorunu ortaya çıkar. Asıl olarak kilo almaya veya obeziteye neden olan başlıca faktörler hareketsizlik ve aşırı beslenmedir. Bunların dışında Tiroid bezi yetmezliği (hipotiroid), insülin direnci, kan şekeri düşüklüğü, böbreküstü bezinin aşırı kortizol üretmesi, yumurtalıklardaki kistler ve hormon bozuklukları gibi fiziksel sorunlar; az su içmek, aşırı alkol tüketimi, depresyon, bazı psikolojik sorunlar, emeklilik ve gece vardiyasında çalışmak gibi sosyal ve psikolojik nedenler kilo alımında önemli etkenlerdir.
Mora Terapi farkı
Sebebi ne olursa olsun alınan kilolardan doğal yöntemlerle kurtulabileceğiniz Mora Terapi seanslarıyla diyet yapıyor hissi yaşamadan yeme isteğinizi azalıyor. Tamamlayıcı tıbbın önde gelen uygulayıcılarından Mora Terapi cihazları; ekmek, makarna, hamur işleri, tatlılar gibi karbonhidrat içeren besinler ile tuz, kahve, çay ve alkol gibi metabolizmaya zarar veren gıdaları yeme isteğinizi ortadan kaldırıyor. Mora Terapi cihazları, vücudun doku ve sistemler arasındaki iletişimin elektromanyetik frekanslar yardımıyla gerçekleşmesinde yola çıkarak, kişinin metabolizmasındaki rafineri karbonat bağımlılığını bu frekanslar yardımıyla silerek, yeme isteğini ve insülin direncini azaltıyor. Türkiye’de 100’den fazla merkezde uygulanan Mora Terapi yöntemiyle bireyler ilk seansta yemek alışkanlıklarında fark edilir bir değişim yaşadıklarını asıl etkinin ise 2. seansı takip eden günlerde ortaya çıktığını dile getiriyor.
Zayıflama programlarının kişinin diyet haline psikolojik uyum sağlayabildiği ölçüde başarılı olduğu bir gerçek. Mora Terapi, kilo almaya yol açan nedenler ile duygu durumu arasında bir bağ olduğunu ve bağ üzerinden geliştirdiği çözüm ile bireylerin hem zayıflamasını hem de duygu durumundaki iyileşmeyi ortaya koyuyor. Bu sebeple bireylerin diyette yaşadığı halsizlik, yorgunluk, depresif hallere yol açmıyor. Mora Terapi duygu durumunun güçlendirilmesine ve bireyin kendisini duygusal olarak çok daha iyi hissetmesini sağlıyor.
10 Haziran 2016 Cuma
Homeopati Nedir? Ne değildir?

En yalın haliyle benzeri benzer ile tedavi etme yöntemi olan Homeopatik tedaviler, parmak izi gibi herkesi DNA sarmalının kendi özgü olduğu noktasından hareketle kişiye özel kürler ile vücutta herhangi bir yan etkiye yol açmadan sağlık sorunlarına çözüm oluyor. Hastalık belirtileri aslında, hastalıkla mücadele eden vücutta meydana gelen değişimlerdir. Eğer grip olduysanız; klasik tıp öksürüğü kesmeye, ateşi düşürmeye yönelir. Homeopatik tedavi ise belirtileri olduğu gibi ele alır. Belirtilere sonuç değil neden olarak yaklaşır ve sağlık sorununun nedenini ortadan kaldırmaya yönelir. Kişiye özel bütünsel tıbbın bir parçası olan homeopatik tedavi, uzmanlıklara ayrılmıyor. Sağlık sorunu yaşayan kişilerde genç, yaşlı, çocuk farkı gözetmeden depresyondan alerjiye kadar geniş bir yelpazede çalışıyor.
Mora Terapi’de homeopatik tedavi
Homeopatik ilaç frekanslarını kullanabilen Mora cihazları, Bach çiçekleri terapisi ve renk terapilerinde dünyanın belli başlı ünlü homeopati firmalarının frekans bilgilerinin yüklü olduğu test kitleriyle “elektro-homeopati” yöntemini kullanır. Mora cihazlarının en yaygın kullandığı homeopati tedavisi Bach çiçekleri terapisidir. Uzman homeopatlar eşliğinde uygulanan homeopati tedavileri herhangi bir yan etkiye yol açmayan tamamen doğal tedavi yöntemleridir.
Bütünsel tıp yöntemlerinden biri olan homeopati tedavileriyle ilgili Türkiye’de de eğitim almış birçok uzman doktor bulmak artık hiç de zor değil. Avrupa’da 100 yıldan fazla süredir kullanılmakta olan homeopatik tedaviler için birçok ülkede homeopatik hastaneler ve homeopatik eczaneler bulunmakta.
Klasik tıp ve homeopatik tedavilerden verilen örnekler her iki tedavi biçimin kıyaslamaktan ziyade örnekler yardımıyla konuyu daha iyi açıklama gayesi taşımaktadır.
Veriler ile homeopati
1800’lü yıllarının sonunda Amerika’da ilk homeopatik tıp fakültesinin kurulmasının ardından 1900’lü yılların başında Amerika’daki homeopatik tıp okulu sayısı 22’yi buldu. Yine bu dönemde 100 homeopatik hastaneve binden fazla homeopatik ilaç satan eczane bulunmaktaydı. Günümüzde de verdiği eğitim kalitesiyle bilinen Stanford Üniversitesi, Boston Üniversitesi, New York Tıp Fakültesi gibi okullar homeopati eğitimi veren okulların arasındaydı. Dünya Sağlık Teşkilatı’nın (WHO) tahminlerine göre günümüzde 500 milyon kişi homeopatik yöntemlerle tedavi olmaktadır. Çağdaş tıptan sonra en çok tercih edilen tedavi yöntemi olan homeopati; İngiltere, Fransa, Almanya ve Hollanda gibi ülkelerde sağlık sigortası kapsamındadır. Fransa’da 18 bin tıp doktoru hastalarını homeopati ile hastalarını tedavi ederken 23 bin eczane homeopatik kürler satmaktadır. İngiltere'de doktorların yüzde 43’ü hastalarını homaopatlarlara yönlendirmekte, İngiltere Kraliyet ailesi ise 3 jenerasyonu aşkın süredir homeopati ile tedavi olmaktadır. Almanya'dadoktorların %23'ü homeopatiiletedaviuygulamaktadır. Hollanda'da doktorların %45'i homepatinin etkili bir tedavi yöntemi olduğunu kabul edip desteklemektedir.
Bütünsel tıp yöntemlerinden biri olan homeopati tedavileriyle ilgili Türkiye’de de eğitim almış birçok uzman doktor bulmak artık hiç de zor değil. Avrupa’da 100 yıldan fazla süredir kullanılmakta olan homeopatik tedaviler için birçok ülkede homeopatik hastaneler ve homeopatik eczaneler bulunmakta.
Klasik tıp ve homeopatik tedavilerden verilen örnekler her iki tedavi biçimin kıyaslamaktan ziyade örnekler yardımıyla konuyu daha iyi açıklama gayesi taşımaktadır.
Veriler ile homeopati
1800’lü yıllarının sonunda Amerika’da ilk homeopatik tıp fakültesinin kurulmasının ardından 1900’lü yılların başında Amerika’daki homeopatik tıp okulu sayısı 22’yi buldu. Yine bu dönemde 100 homeopatik hastaneve binden fazla homeopatik ilaç satan eczane bulunmaktaydı. Günümüzde de verdiği eğitim kalitesiyle bilinen Stanford Üniversitesi, Boston Üniversitesi, New York Tıp Fakültesi gibi okullar homeopati eğitimi veren okulların arasındaydı. Dünya Sağlık Teşkilatı’nın (WHO) tahminlerine göre günümüzde 500 milyon kişi homeopatik yöntemlerle tedavi olmaktadır. Çağdaş tıptan sonra en çok tercih edilen tedavi yöntemi olan homeopati; İngiltere, Fransa, Almanya ve Hollanda gibi ülkelerde sağlık sigortası kapsamındadır. Fransa’da 18 bin tıp doktoru hastalarını homeopati ile hastalarını tedavi ederken 23 bin eczane homeopatik kürler satmaktadır. İngiltere'de doktorların yüzde 43’ü hastalarını homaopatlarlara yönlendirmekte, İngiltere Kraliyet ailesi ise 3 jenerasyonu aşkın süredir homeopati ile tedavi olmaktadır. Almanya'dadoktorların %23'ü homeopatiiletedaviuygulamaktadır. Hollanda'da doktorların %45'i homepatinin etkili bir tedavi yöntemi olduğunu kabul edip desteklemektedir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)