17 Ekim 2022 Pazartesi

SİGARA BIRAKMA YÖNTEMLERİ NELERDİR?

 



Sigaranın Zararları Nelerdir?

Her sigarada vücut için zehirli, tahriş edici, kanser yapıcı ya da kanserin ortaya çıkmasını kolaylaştırıcı 4000’den fazla kimyasal madde bulunmaktadır. Bunlardan en az 50 maddenin doğrudan kansere neden olduğu ispatlanmıştır.

Kişiyi sigaraya bağımlı hale getiren etken madde ise nikotindir. Nikotin ayrıca kalp atışlarını hızlandırır, tansiyonu yükseltir, kanın pıhtılaşma riskini artırır. Sigara dumanındaki karbon monoksit gazı, kanın oksijen taşıma kapasitesini azaltır, dokulara yeterince oksijen taşınmasına engel olur.

Sigara bağımlılığı, en etkili ve ölümcül toplumsal zehirlenme olayıdır. Ölüm, sigara yüzünden oluşan hastalıklar sonucu meydana gelir ve sonucu ölüm olmasa bile hayatınızı zorlaştıracak onlarca olumsuzlukla karşılaşmanız olasıdır.

Sigara uzun vadede damar sertliğine ve tıkanıklığına neden olabilir. Damarlar esnek bir yapıya sahiptir ve bu kırılgan yapı, sigara ile tahribata uğrar.

Kan damarları vücuttaki besin trafiğini etkili bir şekilde iletmesini yavaşlatır. Ve genel olarak sigara tüketimi akciğerlerdeki oksijen kapasitenizi düşürür ve çabuk yorulmalara yol açar.

Sigaranın başlıca neden olduğu hastalıklar şu şekildedir:

• Kanser

• Kalp hastalıkları

• Kalp krizi

• Akciğer hastalıkları

• Diyabet

• Kronik bronşit

Tüberküloz, göz rahatsızlıkları, bağışıklık sistemi sorunları da sigara nedeniyle riski artan hastalıklar arasında. Sigara aynı zamanda pek çok hastalığın yan nedeni de olabilmektedir.

Sigarayı bırakmayı başarabilen bireyin, kendine güven duygusu artmakta ve bir maddeye bağımlı olma düşüncesinden kurtularak stresli durumlarla başa çıkmada daha etkin yollar kullanmayı öğrenmektedir. Ayrıca, sigarayı bırakmayı başarabilen bireylere yönelik yapılan gözlemler ve çalışmalarda bireylerin çoğunluğunun sigarayı bıraktıktan sonra daha sağlıklı bir yaşam tarzını benimsedikleri belirlenmiştir.

Sigara Bırakma Yöntemleri Nelerdir?

İlaç Tedavisi

Sigara bırakmak için herhangi bir sağlık kuruluşuna başvurulduğunda çeşitli ilaçlar ile bir tedavi yöntemi oluşturulmaktadır.

Bu tedavi yönteminde nikotini yerine koyma tedavisi yerine brupropion veya vareniklin etken maddelerini içeren ilaçlar kullanılır. Sigara bırakma ile birlikte gelişen nikotin çekilmesinin bazı belirtileri vardır. Bu belirtiler; öfke, huzursuzluk, bunalma, depresif ruh hali, bağımlılık yapıcı etken madde arayışı (nikotin), sabırsızlık, iştah artışı, açık hissi, şeker isteği, odaklanma problemi vb. Bu ilaç tedavileri ile bu belirtilerin görülme olasılığı azalabilmektedir.

İlaç tedavisi ile psikolojik etkiler ile baş edebilmek ve en az hasarla atlatmak için psikolog desteği de gerekli görülmektedir.

Akupuntur

Geleneksel bir tedavi yöntemi olan akupunktur, sigarayı bırakmak isteyen kişiler için önemli bir tedavi uygulamasıdır. Akupunktur tedavisinin önemli bir yan etkisi bulunmamaktadır. Akupunktur, sigara bırakma aşamasında ve sonrasında ortaya çıkan güçlüklerin ortadan kaldırılmasına yardımcıdır. Sertifikalı uzman hekimler tarafından uygulanan akupunktur tedavisi ile vücudun kaybettiği dopamin ve endorfin salınımı tekrar beyin tarafından kontrol edilir hâle gelir. Böylece de sigaranın bırakılması sırasında ortaya çıkan belirtiler hafifler ya da tamamen ortadan kalkar. 

Nikotin Bandı

Nikotin bandı yapı itibariyle yara bandına benzer  bir banttır. Cilde yapıştırılan bu bant nikotin içerir ve sigara bağımlılığı olan kişilerde kandaki nikotin miktarı düştüğünde nikotin ihtiyacı ve böylece sigara içme isteği oluşmaktadır. Nikotin bandı içerisinde bulunan nikotin yavaşça kana karışarak kanda düşen nikotin miktarını dengeler ve sigara içme isteğini azaltır. Sigara isteği azalan kişilerin zamanla sigara bıraktıkları görülmektedir.

Mora Terapi 

Mora Terapi yöntemi ile uygulanan sigara bırakma terapilerinde, terapinin başında ve sonunda renk terapisi uygulayarak kişinin duygu durum bozukluklarını en aza indirmeyi amaçlıyoruz. Renk terapisi, uygulanan seansların etkinliği artırır ve sigarayı bırakma sürecinde kişide oluşabilecek stresin ve duygusal dalgalanmaların kontrol altına alınmasına yardımcı olur.

Mora Terapi sigara bırakma terapisi, maddenin kimyasal özelliğini değil, bu maddenin yaydığı kendine özel frekansın bilgisini değiştirerek tedavi uygular. Bağımlılık yapan maddenin/nikotinin frekans yapısı özel bir teknolojik yöntemle ters çevrilir ve bu bilgi tekrar kişiye geri verilir. Bu şekilde bağımlılık yaratan sigaranın bilgisi kişinin bedensel hafızasından silinmiş, vücuduna hiç nikotin frekansı yüklenmemiş biri gibi olur. Sigara bağımlılarında, bir süre sonra bağımlılığın psikolojik boyutu aktif olmaya başlar. Bağımlı belirli psikolojik durum veya fiziksel aktiviteyi sigara ile tamamlamaya başlar. Mutluluk, sıkıntı, üzüntü, sinir ve kaygı gibi psikolojik durumları sigarayla ilişkilendirir. Mora Terapi sigarayı bırakmada psikolojik bağımlılığı karşı da savaştığı için uzun vadeli sigara bırakmada başarılı sonuçlar elde etmiştir.

İlaçla sigara bırakma yöntemine göre daha kesin ve kalıcı bir yol olan Mora Terapi’de etkinlik oranı ve kullanıcı memnuniyeti de oldukça yüksektir.


Sigaradan en sağlıklı şekilde kurtulmak için mutlaka uzman bir hekime danışmanızı tavsiye ederiz.

3 Ekim 2022 Pazartesi

BİYOLOJİK SAAT AYARI NEDİR?

 


BİYOLOJİK SAAT NEDİR, NASIL ÇALIŞIR?

Her insanın kendine özgü, farklı bir yaşayış şekli/ yaşam tarzı vardır. Yaşam tarzını şekillendiren ve büyük oranda etkileyen bazı faktörler vardır. Bunlar uyku, beslenme, egzersiz ve diğer çevresel etkenlerdir. Tüm bu faktörler kişinin yaşam kalitesini belirler ve böylelikle gündelik yaşantı şeklini de oluştururlar.

Yaşam şeklini ve kalitesini etkileyen bu fizyolojik etkenler ile birlikte herkesin kendine özgü, doğa ile uyumlu biyolojik saati vardır.

Biyolojik saat, vücutta hormon işleyişiyle denge ve düzen içinde çalışır.

Vücudumuzda doğal olarak kişinin fizyolojik yapısına ve yaşam şekline göre her saatin bir anlamı vardır. Biyolojik saatimize göre vücudumuzda hormon salınımı gerçekleşmekle birlikte fizyolojik mekanizma biyolojik saat ritmiyle yönetilir.

Bu sebeple biyolojik saatte gerçekleşen herhangi bir bozukluk veya aykırılık kişinin gündelik yaşamında meydana gelebilecek aksamalara da neden olabilmektedir.

Herkesin günlük, aylık düzenleri vardır. Belli aralıklarla tekrar eden bu düzen biyolojik saat ile oluşur. Her gün aynı saatte uyanmamız, yemek yediğimiz saatlerde acıkmamız ve yeme ihtiyacı duymamız, yine her gün aynı saatlerde uykumuzun gelmesi biyolojik saatimiz ile uyumlu olarak meydana gelen olaylardır. Bunlarla beraber metabolik durumumuz ve hormon düzenimiz de biyolojik saate bağlı olarak düzen içindedir.

Biyolojik saatimiz beynin içindeki Epifiz bezinde bulunur. Biyolojik saatin bozulmasına neden olan bazı durumlar vardır. Bu durumları şöyle sayabiliriz:

• Uzun mesafeli uçak yolculuğu (Jetlag)

• Gece yemeleri

• Gece ışık kirliliği

• Vardiyalı çalışma

• Ağır hastalıklar gibi geçici çevresel bozukluklar neticesinde biyolojik saatimizde de bozulma meydana gelebilmektedir.

Biyolojik saatin bozulması sonucunda da hormonal bozukluklar, obezite, uyku problemleri, diyabet, kanser ve psikolojik olarak da bipolar bozukluk ve manik depresif bozukluk ortaya çıkabilmektedir. Vücut ritminin bozulması ile ortaya çıkan bu rahatsızlıklar kişinin hayatını ve yaşam kalitesini oldukça olumsuz etkilemektedir.


Vücudumuzun biyolojik saat ayarı nasıldır?

Vücudumuzun doğa ve çevre ile uyumlu bir ritme sahip biyolojik saati olduğunu söylemiştik. Vücudumuzda bu işleyiş şu şekilde gerçekleşir:

İnsan organizması gün ışığı ile entegre olduğundan vücudumuz saat 06.00’da gün ışığı ile birlikte uyanır ve vücut kortizon salgılamaya başlar. (mevsimsel olarak güneşin doğma saati ile birlikte vücudumuzun uyanma saati de değişir.)

Saat 10.00’da vücut ısımız en üst seviyeye ulaşır ve bu saatler zihinsel ve bedensel olarak vücudumuzun en verimli saatleridir.

İlerleyen saatlerde, öğlene doğru vücut yorulmaya başar ve verimliliğin de azalmasıyla birlikte dikkat dağınıklığı yaşanabilir. Vücudun tekrar enerji toplaması ve verimliliğini yakalaması için gün ortalarında kısa mola ve uyku uzmanlar tarafından önerilmektedir.

Bu sisteme göre saat 15.00’da enerji yükselmesi ve beraberinde bellek yenilenmesi görülür.

Bu saate kadar vücudun alışmış olduğu ve beynine kodlanmış olan yemek saatlerinde yemek yeme ihtiyacı hissedilir.

Akşam olduğunda saat 22.00 civarında sindirim yavaşlamaya başlar. Bu nedenle bu saatlerde beslenmenin artık bitmiş olması, sindirim sistemi sağlığını korumak için faydalı olacaktır.

Ve saat 00.00 ve 01.00 arasında beyin, vücudu uyuması için odaklamaya başlar bu saatlerde konsantrasyon zayıflar.

Biyolojik ritim bu şekilde oluşur ve böylece bir yaşam düzeni de var olur. Uyku, nabız, vücut aktifliği gibi yaşamsal faaliyetler, biyolojik saate göre işler.

Bu sebeple biyolojik saate doğrudan etki eden beslenme, uyku gibi faktörlerin düzenli olması yaşamsal öneme ve niteliğe sahiptir.


Konuyla ilgili detaylı bilgi için uzman bir hekime danışmanızı tavsiye ederiz.

19 Eylül 2022 Pazartesi

N-ASETİL SİSTEİN (NAC) NEDİR?

          



       N-ASETİL SİSTEİN (NAC) NEDİR?

N-Asetil sistein (NAC); genellikle besinlerde bulunan ve vücut tarafından sentezlenen, amino asit sisteininin değiştirilmiş formudur.

NAC; vücutta sistein amino asidine dönüştürülür. Sistein vücudun en güçlü antioksidanı glutatyon oluşumu için gerekli bir aminoasittir. Glutatyon tüm antioksidanların annesi olarak bilinen önemli bir proteindir.

NAC, glutatyonu arttırmakla birlikte doğrudan serbest radikallerle de savaşabilir. Bu doğrultuda NAC’nin doğrudan hücreleri koruduğu ve bağışıklık sistemini desteklediği görülmüştür.


N- Asetil Sisteinin Görevleri Nelerdir?

• NAC; vücudun amalgam dolgularda kullanılan cıva gibi ağır metaller, kurşun ve sigara dumanı gibi toksinleri nötralize etmesine yardımcı olduğundan, vücudun yaşamsal fonksiyonları ve sağlığı için oldukça önemlidir.

• Vücudumuzun hiç ihtiyaç duymadığı kurşun, cıva ve arsenik gibi ağır metaller, N-asetil sistein yoluyla vücuttan atılırlar.

• N-asetil sisteinin ağrı kesici ve ateş düşürücülerin etkin maddesi olan parasetamol zehirlenmesi yaşayan hastaların tedavisine olumlu yanıt verdikleri görülmüştür.

• Bir analiz, kronik akciğer hastalığı yaşayanların, NAC ile uzun dönem terapisinin yararlarını araştırmıştır. 3 ay boyunca NAC kullanmak, hastalığı taşıyanlardaki ölüm oranını düşürmüş; semptom yansımalarını %40 oranında azaltmıştır.

• N-asetil sistein sigara ve alkol kullanan kişilerde düzenli olarak kullanılması gerekmektedir. Bunun nedeni N-asetil sisteinin sigaranın oluşturduğu hasarın bir kısmını düzeltebilmesidir.

Ayrıca KOAH ve bronşit gibi solunum yolu problemlerinde de N-asetil sistein takviyesi oldukça önemlidir.

• N-asetil sisteinin, kolon astarındaki belirli hücrelerin çoğalmasını azalttığı ve kolonda tekrarlayan polipler yüzünden kolon kanseri riski taşıyan kişilerde, bu riski düşürdüğü görülmüştür.

• N-asetil Sisteinin, rahatsız semptomlar taşıyan iltihaplı bağırsak hastalığı, ülserli kolit hastalarının semptomlarının çoğunu azalttığı da bilinmektedir.

• Güçlü bir antioksidan olduğunu söylediğimiz N-asetil sisteinin bipolar bozukluk yaşayan kişilerde depresyon semptomları üzerinde olumlu etkisi olduğu bilinmektedir.

• NAC ile kanser tümörlerini sarmalayan dokuları kontrol ettiği ve büyük ölçüde azalttığı bilinmektedir.

Doğal olarak gıdalardan da alınabilen N-asetil sistein; başlıca yumurta, süt ve süt ürünleri gibi proteinlerden karşılanabilir. Ve kırmızı et, soğan, sarımsak, karnabahar, lahana gibi kükürt zengini besinler de önemlidir.


MORA TERAPİ İLE AĞIR METALLERDEN ARININ

Mora Terapi yöntemiyle yapılan elektro akupunktur testi ile vücudunuzda birikmiş ağır metaller tespit edilebilmekte ve ağır metal detoksu terapilerimizle birlikte yapılan şelasyon terapisi ile ağır metaller vücuttan uzaklaştırılabilmektedir. Ayrıca Health Scanner cihazımızla da ağır metal birikimi var mı yok mu rahatlıkla analiz edilebiliyor.


5 Eylül 2022 Pazartesi

KARACİĞER YAĞLANMASI NEDEN OLUR?







 Karaciğerin Vücudumuzdaki Görevleri Nelerdir?

Karaciğer; vücudumuzda sağ kaburganın hemen alt tarafında bulunan ve kahverengi, süngerimsi yapıda olan bir organımızdır. Karaciğerimiz ince bağırsak ve safra kesesine bağlı olarak bulunur.

Vücutta sağlıklı işleyişin sağlanabilmesinde, her organımız gibi karaciğerin de rolü büyüktür. Sağlığımız için oldukça önemli olan karaciğerimizi sorunla karşılaşmaması ve sağlıklı kalması için korumamız ve çok dikkat etmemiz gerekmektedir.

Peki sağlığımız için oldukça önemli olan karaciğerimizin vücudumuzdaki görevleri nelerdir?

• Karaciğerin en önemli görevi, vücudumuza giren besinleri kandan ayırmasıdır. Karaciğer süngerimsi yapısı ve filtreleyici yapısı sayesinde vücuda giren zehirli ve toksik besinleri (alkol gibi) emer ve vücuttan atılmasını sağlar. Ayrıca yediğimiz yiyecekleri vücudumuzun kullanabileceği besinler haline getirir.

• Karaciğerin bir diğer önemli özelliği ise hormonların birçoğunun karaciğerden salgılanmasına imkan vermesidir. Ve sağlıklı bir karaciğer, hormonların düzenlenmesinde büyük rol oynar.

• Karaciğer aynı zamanda safra üretiminde bulunur ve üretilen bu sindirim sıvısı safra kesesinde depolanır. Safra sıvısı; yemek yenildiğinde ve sindirim olayında on iki parmak bağırsağına salgılanır. Safra sıvısı sayesinde sindirimde yağlar suda çözünür ve yağların ince bağırsağa erişip emilmesi sağlanır.

• Vücudumuzun olmazsa olmazlarından olan karbonhidrat, yağ, şeker, protein ve vitaminler karaciğerde depolanır ve lazım olduğunda kullanılır.

• Pek çok önemli proteinin sentezi de karaciğerde gerçekleşir. Örneğin; albümin, transferrin, seruloplazmin, haptoglobulin vb.

• Ve karaciğer kan şekerini ve vücut ısısını dengelemeye yardımcı olmaktadır.


Karaciğer Yağlanması Neden Olur?

Vücudumuzda önemli fonksiyonları bulunan karaciğerin her daim sağlıklı şekilde çalışması önemlidir. Karaciğerin sağlığının zarar gördüğü bir durum da karaciğer yağlanmasıdır.

Karaciğer yağlanması ya da diğer adıyla hepatik steatoz; karaciğer dokusunda beslenme ve hareketsizlik kaynaklı yağ birikmesi olayına verilen addır.

Karaciğerde belli ve düşük oranda yağ bulunması normal karşılanmakla birlikte, bu oran yükseldiğinde karaciğerin sağlığı bozulmaya başlar.

Vücudumuzda sindirim olayında ve zararlı maddelerin ayıklanmasında görevli olduğunu söylediğimiz karaciğerde, fazla yağ birikmesi karaciğer dokusunun iltihaplanmasına ve ilerleyen süreçte yara oluşmasına neden olabilmektedir.

Modern yaşantı ve onun getirileri olarak hareketsiz ve fiziksel aktiviteden uzak bir beden ve sağlıksız, zararlı yiyecek ve içeceklerin tüketiminin artması ile karaciğer yağlanması ve çeşitli kalp-damar rahatsızlıkları görülme oranı artmıştır.

Karaciğer yağlanması asemptomatik bir rahatsızlık olsa da ilerleyen evrelerinde cilt rahatsızlıkları ile kendin gösterebilmektedir. Karaciğer yağlanmasının belirtileri şunlardır:

• İştahsızlık

• Kilo kaybı

• Halsizlik ve yorgunluk

• Mide bulantısı ve kusma

• Sarılık

• Karın ağrısı ve şişlik

• Ciltte döküntü

• Kaşıntı

Karaciğer yağlanması çoğunlukla belirtisiz ilerleyen ve siroza çevrilen bir hastalıktır. Karaciğer bu belirtileri vermeye başladığında hastalık siroza evrilme yoluna girmiş olabilmektedir.

Karaciğer yağlanmasının ve ilerlediği takdirde sirozun ilaçla tedavisi mümkündür. Ve düzenli-sağlıklı beslenmeyle birlikte, hareket ve egzersiz de destekleyici faktörlerdir.

Karaciğer yağlanmasına karşı alınabilecek bazı önlemler ise şunlardır:

- Günde en az 30 dakika yapılan tempolu yürüyüş

- Ağırlıklı egzersiz ve kas egzersizi

- Rafine gıda tüketiminden kaçınma

- Alkol tüketiminden kaçınma

- Fazla yağlı gıdaları tüketmemek

- Sindirim sistemini zorlayacak ağır yiyecekler tüketmemek

- Metabolizmayı düzenleyecek Akdeniz tipi beslenme modelini uygulamak


15 Ağustos 2022 Pazartesi

ANTOSİYANİN NEDİR?



Antosiyanin kelime kökeni olarak; Yunanca anthos (çiçek), kyanos (mavi) anlamına gelen iki kelimenin birleşmesiyle oluşmuştur.

Kelime anlamıyla da bağlantılı olarak antosiyaninler; bitki aleminde bulunan bir grup polifenolik pigmentlerdir.

Antosiyaninler; yine anlamıyla bağlantılı olarak bitkilere mavi, mor, kırmızı ve hatta siyah rengini verirler.

Antosiyanin içerikli meyve ve sebzeler hangileridir?

• Vişne

• Kiraz

• Çilek

• Böğürtlen

• Ahududu

• Nar

• Frenk üzümü

• Siyah havuç

• Siyah üzüm

• Kırmızı lahana

• Mor lahana

• Mor kuşkonmaz

• Kırmızı soğan

• Patlıcan

• Kırmızı pancar

• Kırmızı turp

• Tatlı patates

• Mürver

• Yaban mersini

• Mor mısır

Antosiyaninler aynı zamanda bir grup antioksidanlardır. Bu sebeple sebze ve meyvelere renk verme işleviyle birlikte pek çok faydası da bulunmaktadır. Güçlü antioksidan olan antosiyaninler biyotik ve abiyotik stres faktörlerine karşı koruma sağlamaktadır. Antosiyaninin diğer faydaları nelerdir inceleyelim:

• Antosiyaninin faydaları güçlü antioksidan etkileri olmaları temelinde şekillenir. Kısaca antioksidanlar en önemli özellik olarak vücudumuzda serbest radikal üretiminde görev alırlar. Ve bu sayede de pek çok hastalığa karşı bir kalkan oluştururlar. Örneğin; kalp ve damar hastalıkları, nörolojik hastalıklar, kanser, alzheimer...

• Antosiyaninler vücudumuzu virüslere karşı korumada da oldukça etkili maddelerdir. Son yıllarda hepimizin gündeminde olan ve hayatımızı olumsuz etkileyen coronavirüse ve farklı viral hastalıklara karşı kesin bir sonuç olmamakla beraber antiviral özellikleri sayesinde bir koruma sağladığı bilinir.

• Vücudumuzda pankreas salgı bezinin yeterli miktarda insülin üretememesi ya da üretilen insülinin etkili kullanılmadığı takdirde ortaya çıkan ve hayat boyu süren bir hastalık olan diyabete karşı etkili olduğu bilinen antosiyaninler; antidiyabetik etkisi sayesinde sindirilmemiş şekerin kana daha yavaş karışmasını sağlar.

• Dünyada hastalığa bağlı ölümlerin en yaygın sebebi olan ve yaygınlığı çevresel ve genetik faktörlere bağlı olarak günden güne artış gösteren kansere karşı alınabilecek bir önlem de antosiyanin tüketimi olacaktır. Antosiyaninlerin yapılan araştırmalar sonucunda kanser hücrelerini öldürücü etkisi olduğu bilinmektedir.

• Antosiyaninlerin görme problemi olan hastalarda iyileşme kaydedildiği bilinmektedir. Katarakt probleminde de lens saydamlığını arttırdığı bilinir.

• Günümüzün yaygın sorunlarından biri olan ve çocuk, genç, yaşlı herkesin sorunu haline gelen obeziteye karşı da antosiyaninin hormon değeri düzenleyici etkisi olduğu araştırmalar sonucu ortaya çıkmıştır.

 Antosiyaninden ve faydaları olduğundan bahsetmiş olsak da tüketmeden önce bir hekime danışmanızı tavsiye ediyoruz.


8 Ağustos 2022 Pazartesi

YEME BAĞIMLILIĞI BELİRTİLERİ VE TEDAVİLERİ NELERDİR?

 



Yeme Bağımlılığı nedir?


Bağımlılık dendiğinde hepimizin aklına ilk olarak sigara, alkol ve madde bağımlılıkları geliyor olsa da günümüzde yaygınlığı artmakta olan önemli ve kötü sonuçlar doğurabilecek bir bağımlılık türü de gıda/yeme bağımlılığıdır. Yeme bağımlılığı ya da diğer adıyla gıda bağımlılığı; kişinin özellikle şeker, yağ ve karbonhidrat ağırlıklı sağlıksız gıdaları tüketme isteğinin fazla olduğu ve kendini üzgün, kaygılı ya da benzeri bir duygu durumu içinde hissettiğinde yöneldiği ve bastıramadığı yeme isteği olarak tanımlanabilen davranışsal bir bağımlılık türüdür.

Yeme bağımlılığı olan kişilerde gereğinden fazla yemek yeme ve yemek yemediğinde kendini mutsuz ve depresif hissetme oldukça sık görülür. Bununla beraber yeme bağımlılığı devamlılık gösteren ve tekrar eden bir durumdur.

Yeme bağımlılığının tanısı zor değildir ve spesifik pek çok belirtiye de sahiptir. Bağımlılığı olan kişi tarafından kontrolü kolay olmayan yeme bağımlılığı bu belirtiler doğrultusunda tedavi edilebilmektedir.


Yeme/Gıda Bağımlılığı Belirtileri Nelerdir?


• Yeme bağımlılığının en önemli belirtisi yeme isteğinin devamlı olması ve önlenememesidir.


• Yeme isteğinin devamlı olması ile birlikte yeme bağımlılığı olan kişiler yemeği; yaşamsal bir ihtiyaç olduğu için değil duygusal haz almak için tüketirler.


• Yeme bağımlılığın yine önemli bir belirtisi de çok hızlı yemek yeme ve gereğinden fazlasını yemedir. Kişi tam olarak doyuma ulaştığını hissedemez. Ve yeme sıklığını, zamanını da kontrol edemez.


• Yeme bağımlılığı olan kişilerin çoğunluğunda bağımlılığını fark etme görülür fakat buna rağmen yeme bağımlılığını ve bununla birlikte gelişen problemleri engelleyemeyip sürdürme görülmektedir.


• Yeme bağımlılarında sürekli olarak ve engellenemeyen yeme isteği olmasıyla beraber, bu durum devamlılığını sürdürdüğü için kişide bir süreden sonra yemek yedikten sonra oluşan pişmanlık, suçluluk, vicdan azabı ve üzüntü gibi duygular gelişmeye başlar.


• Yeme bağımlısı olan kişiler bu düzensiz yeme durumunu durduramadıklarında, sonlandıramadıklarında kendilerini yalnız hissetmemek için ve normalleştirme amacıyla çevresindekileri de kendi durumlarına dahil etmeye çalışırlar.


• Yeme bağımlılığında sık görülen ve teşhis için de önemli olan bir başka belirti de kalorisi düşük ve daha sağlıklı gıdalar tüketildiğinde tatmin olmama ve mutsuz olmadır ve yeme bağımlısı kişinin tüketmek istediği gıdaya ulaşamaması halinde başka bir şey yemek yerine mutlaka daha sağlıksız olan kendi istediği gıdayı hazırlaması ya da başka bir şekilde ona ulaşmaya çalışmasıdır.


MORA TERAPİ İLE GIDA BAĞIMLILIĞI TEDAVİSİ


Sebebi ne olursa olsun Mora Terapi seanslarıyla diyet yapıyor hissi yaşamadan yeme isteğiniz azalabilmektedir. Tamamlayıcı tıbbın önde gelen uygulayıcılarından Mora Terapi cihazları; ekmek, makarna, hamur işleri, tatlılar gibi karbonhidrat içeren besinler ile tuz, kahve, çay ve alkol gibi metabolizmaya zarar veren gıdaları yeme isteğinizi ortadan kaldırıyor. Mora Terapi cihazları, elektromanyetik frekanslar yardımıyla kişinin metabolizmasındaki rafineri karbonhidrat bağımlılığını silerek, yeme isteğini ve insülin direncini azaltıyor. Bu sayede gıda bağımlılığı olan kişi engelleyemediği ve durduramadığı sağlıksız ve dengesiz yeme isteğinden kurtulmuş olacaktır. Ve bu terapi sayesinde sağlıklı beslenmeye de yönelmiş olacaklardır.



1 Ağustos 2022 Pazartesi

SAĞLIKLI BİR YAŞAM İÇİN YAPMANIZ GEREKENLER...

 


Sağlıklı bir yaşam hepimizin sahip olmak istediği çok önemli bir varlıktır.

Sağlık; beraberinde mutluluğu, huzuru, ekonomik varlığı ve daha fazlasını getirebilmektedir. Bu sebeple bize emanet edilmiş olan bedensel sağlığımızı korumak için çaba sarf etmeli ve sağlığımız için zararlı olan her gıdadan, olaydan ve durumdan uzak durmalıyız.

Sağlıklı bir yaşam için sadece fiziksel değil, zihinsel ve ruhsal sağlığımıza da özen göstererek bütünsel sağlığımızı korumamız önemlidir.

Benjamin Disraeli’nin de söylediği gibi: “Gücün ve mutluluğun temeli sağlıktır.”

Bütünsel sağlık 3 ana unsurun uyumlu birleşimiyle oluşur. İnsanın var oluşunu oluşturan temeller olan fiziksel, zihinsel ve ruhsal sağlığın olması gerektiği ölçüde sağlıklı şekilde, uyumla sürdürüldüğü yaşam şekli bütünsel sağlık olarak adlandırılır. İnsanın bedeni, zihni ve ruhu bir bütündür.

Uzun sağlıklı ve mutlu bir yaşam için en önemli anahtar sağlıklı beslenmedir.

Sağlıklı Beslenme

Hayatımızın olmazsa olmazı sağlıklı beslenmedir ve beslenmemize gösterdiğimiz özen bize sağlıklı bir beden ve uzun bir ömür olarak geri dönecektir.

Sağlıklı ve dengeli beslenmenin de altın kuralları vardır. Bu kuralların en önemlisi ise öğün atlamamaktır. Düzenli ve planlı bir yaşam şekli herkes için daha sağlıklı olacaktır. Ve bu doğrultuda beslenmede de bir düzen olması mutlaka gereklidir. Sabah kahvaltısı hem güne iyi bir başlangıç hem de zihinsel uyanma ve bedenin işleyişi için oldukça önemlidir. Dengeli beslenmenin bir kuralı olarak her besin grubundan yeteri kadar tüketmek gerektiğinden, kahvaltı ile birlikte öğle ve akşam yemeği de aksatılmadan ve öğün içeriği olarak da lif, protein, sebze-meyvelerden gelen vitamin ve mineraller, karbonhidrat, antioksidan ve sağlıklı yağlar gibi her gün belli ölçüde tüketmemiz gereken gıdaları dengeli şekilde almaya dikkat etmeliyiz. Ayrıca pek çok sağlık sorununa neden olduğu için şeker, doymuş yağ ve fazla tuz tüketiminden kaçınmamız daha sağlıklı bir yaşam için önemlidir. Sağlıklı ve dengeli beslenme ile birlikte sıvı alımı da önemli bir konudur. Özellikle böbrek ve cilt olmak üzere diğer organlarımız ve sağlıklı bir yaşam için günde en az 2 litre su içmemiz gereklidir.

Hareket ve Egzersiz

Sağlıklı bir yaşam hem bedenin hem ruhun hem de zihnin uyum içinde olduğu durumlarda gerçekleşir demiştik. Sağlığımız için beslenme ne kadar önemli ise hareket de bir o kadar önemlidir. Fiziksel aktivite şartlar uygun olduğunca yapılmalıdır. En basit olarak yürüyüş yapmak bile sağlığımız için çok faydalıdır. Bunun yanı sıra açık havada yapılan koşu, bisiklet sürme gibi faaliyetler de hem fiziksel hem de zihinsel sağlığımızı korumak ve beslemek için gereklidirler.

Düzenli Uyku

Her gün düzenli uyku uyumak bizleri daha sağlıklı yapar. Sağlıklı ve mutlu bir yaşam için düzenli uyku çok önemlidir. Özellikle ergenlik çağındaki çocukların, büyüme ve gelişmesini düzgün bir şekilde tamamlayabilmesi için düzenli bir uyku gereklidir. Düzenli uyku uyumak vücudumuzdaki bütün sistemleri düzenler bu da bize daha sağlıklı ve mutlu bir yaşam sunar.

Bağımlılıklardan Uzak Durmak

Sigara ve alkol bağımlılığı insan hayatını gerek fiziksel gerek psikolojik olarak olumsuz yönde etkiler. Sigara ve alkol bağımlılığının sağlığımıza, organlarımıza ve psikolojimize verdiği zarar herkesçe bilinir. Ve bu bağımlılıklardan en az psikolojik hasar ile kurtulmak çok önemlidir.


 DAHA SAĞLIKLI VE MUTLU BİR YAŞAM İÇİN MORA TERAPİ

Mora Terapi kullanımı kolay ve etkinliği yüksek bir terapi metodudur. Özellikle bağımlılık, kilo kontrolü, alerji, duygu durum bozuklukları, ağrı ve vücuttan toksik madde atılımları için kullanılmakta ve olumlu dönüşler alınmaktadır.

Bütünsel ve fonksiyonel tıp yaklaşımını kullanan uzman pratisyenler ve doktorlar için her türlü kronik hastalık terapisinde iyi bir yardımcı araç niteliğindedir.

Mora Terapi ile destek verilebilen bazı problemler;

- Bağımlılıklar (Sigara bağımlılığı, Alkol Bağımlılığı, İlaç bağımlılıkları, Gıda bağımlılığı)

- Genel sağlığın desteklenmesi

- Kronik hastalıklarda destek

- Kronik yorgunluk sendromu

- Fibromiyalji

- Ameliyat sonrası iyileşmenin hızlandırılması

- Romatizmal hastalıklar ve kas iskelet sistemi ağrıları

- Alerjiler ve Alerji kökenli sağlık problemleri (Egzama hastalığı , sedef hastalığı, alerjik rinit , sinüzit, alerjik astım, gıda alerjileri, solunum yolu alerjileri)

- Detox – Vücudun toksinlerden temizlenmesi

- Gıda duyarlılıkları

- Bağışıklığın güçlendirilmesi

- Obezite – zayıflama terapileri

- Karaciğer problemleri

- Mide – Bağırsak sistemi

- Duygu durum bozuklukları